Bu yazıyı önyargılarınızı bir kenara bırakarak okursanız denilmek isteneni daha iyi anlayıp analiz edeceğinizi umuyorum.

Geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir olayı anlatayım. Mahallemizin genç kızları var. Her birinin yedi sülalesini tanırım, onlar da bizleri tanır. Bebekliklerinden itibaren neredeyse mahallemizin sokak aralarında büyüdüler. Hepimizin çocukları sayılırlar bir anlamda.

Bu kızlar, daha doğrusu çocuklar (Çünkü daha lise çağlarındalar) özellikle yaz akşamları bir araya toplanır, ya bir evin kapısında sohbet eder, ya da sokak arasında ip atlar, top oynarlar. Şimdiye kadar ne kimse laf atmıştır, ne rahatsız etmiştir, ne de onlar hiçbir komşuya rahatsızlık vermişlerdir. Dediğim gibi hepimizin genci, çocuğudur kısacası.

İşte bu kız çocukları her zamanki alışkanlıklarıyla yine sokak arasında top oynuyorlardı. Gelip geçen büyüklere “iyi akşamlar” diliyor, hatta birkaç kelam ediyorlar, kendi hallerinde eğleniyorlardı. Ama ortada daha önce rastlamadığım bir görüntü vardı. Onların tam karşılarındaki parka ve özellikle bilerek oturmuş 10-15 yaşlarında yaklaşık 8-10 Suriyeli çocuk ve genç, hepsinin ellerinde sigara, aralarında yüksek sesle Arapça konuşarak kızlara doğru bir şeyler söylüyor, yüksek sesle kahkaha atıyor, elleriyle bazılarını işaret ediyorlardı. Kızlar bir süre sonra rahatsız olmuş olacaklar ki evlerine dönmek zorunda kaldılar.

Ben bu gördüklerimden ciddi manada rahatsızlık duydum. Bunu birkaç yerde anlattığımda bazıları “Kızlarda madem öyle akşam vakti sokağa çıkmasaydılar” dedi. İşte orası kırılma noktası. Yani yıllardır bunu yapan bizim çocuklarımız, sırf dışarıdan birileri geldiği için neden hayatlarındaki bir şeylerden taviz versin? Burada yapılması gereken bir şey varsa, o Suriyelilerin rahatsız edici hareketlerle, ağızlarındaki sigaralarla o kızları rahatsız edecek konumda durmamalarıdır.

Suriyeli çocuklarla ilgili biraz araştırma yaptım. Hemen hiçbirinin okumak gibi bir derdi yok. Ailelerinin zaten umurunda değil okul falan. Çocuk yaştaki hemen hepsi sigara içiyor. Bazlarının videolarını gördüm, yine çocuk yaşta bir araya gelmiş alkol tüketiyorlar. Hem de öyle böyle değil. Küfürlü, argolu ve nerdeyse tehditkar ifadeler var bizlere karşı. Hallerinden, Türkiye’nin onlara sağladıklarından, maddi desteklerden hiç memnun değiller. Patlamaya hazır bir isyanın henüz çocuk halini görüyorsunuz. Ama içlerindeki öfke kendi bedenleri gibi her geçen gün biraz daha büyüyor.

Büyükleri bir şekilde yaşadıkları dramın, Türkiye’nin onlara açtığı kucağın ve gösterilen iyi niyet ve fedakarlıkların farkında. Ama buraya bebek yaşta gelen ve yeni yetişen bir nesil var ki, ben şahsen başımıza büyük bir çorap örüldüğünü düşünüyorum. Aileleri tarafından “Saldım çayıra” bir şekilde yetişiyorlar ve bizlere karşı gruplaşıyor, öfkeleniyor, kinleniyor hatta bileniyorlar.

Irkçı bir anlayışla toplumu germek, hedef göstermek veya o manada bir niyetim yok. Ama ortada kartopu gibi yuvarlandıkça, zaman ilerledikçe, ihmal edildikçe büyüyen bir tehlikeli viraja dikkat çekmek istiyorum. Toprağa düşmüş, ama hızla filizlenen bir kutuplaşma iklimi bizleri bekliyor. Kabul edin veya etmeyin, bazı gerçekleri ortaya çıktığında ve yüzleştiğinizde anlarsınız. Ama vakit çoktan geçmiştir artık. Bu ülkenin insanlarının geçmişten bugüne var olan alışkanlıklarının dışarıdan gelen birilerine göre dizyan edilmesini istemiyorum.

Bayram için şu anda Suriye’ye gidiş var, görüyorsunuz. Yarın da geri dönecekler. Gitmek gelmek bu kadar kolaysa, bu gidişin “temelli” olma vakti artık gelmedi mi?