Artık bu konuda yazmayayım diyorum ama, Cumhurbaşkanı’nın sanki inadına yapar gibi "Ne Suriyelileri ne de Afganları kimseyi evine göndermeyeceğiz" açıklaması insanın zoruna gidiyor.
“Muhacir, sığınmacı, darda zorda” dedik besledik, barındırdık eyvallah. Hatta Esad bile çağırırken, bu bayram da yine turist gibi gidip geleceklerine göre, "Göndermiyoruz"demek artık sabrın ve bardağın taştığını gösterir.
"Sen kimin memleketine kimi ebedi yerleştiriyorsun" diyenler, "Vatan senin babanın malı mı da kafana göre davranıyorsun?" diyenler, “Bunlara harcanan para miras mı kaldı, yoksa cebinden mi harcıyorsun" diye hesap soranlar haksız mı?
Buyrun rakamlar ortada. Şimdiye kadar hemde sağdan soldan borçlanarak 90 Milyar dolar harcamışız. Avrupa fonu falan bir yere kadar. Daha da harcayacağız.
Sığınmacıların eğitimi nedeniyle kendi çocuklarımızın ilkokuldan başlayarak üniversitede dahil eğitimlerine yeterli kaynak, zaman ve nitelik sağlayamıyoruz. Eğitimde kendi çocuklarımızın geleceğini adım adım karartıyoruz.
Sırf ucuz işgücü diye göz yumduğumuz her türlü iş ortamında artık onlar var. Yarın onlar usta, işyeri sahibi, bizim çocuklarımız ise onların yanında, traji komik olacak ama ucuz işgücü olarak (belki) iş bulabilecekler. Hatta bizim diyemediğimizi gün gelecek onlar bize “Suriyeli hariç çalıştırmıyoruz bilader” diyecekler.
Bakın Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş: "Yeni doğan her 4 çocuktan 3'ü Suriyeli. Biz azınlığa düşeceğiz. Hatay elden gidiyor. Sürekli toprak alıyorlar!" diyor. Bugün Hatay yarın Kilis, sonra her taraf...
Yine Hatay'dan bir esnaf; "Sabah Suriye'den Türkiye’ye gelip dükkanını açıyor, akşam kilitleyip Suriyeye dönüyor. Vergi yok algı yok" diyor.
Bu "Göndermiyoruz" için bir tane akıllı mantıklı bir sebep bulun, “Haklısın kalsın, elimizle besleyelim” diyeceğim ama yok..
Bakın Ukrayna'da birçok Rus yaşıyordu. Ukrayna ile savaş başlayınca bunlar "Biz de Rus'uz”dedi ve taraf değiştirerek Ukrayna'ya karşı cephe aldı. Yarın olası Suriye’ye karşı savaşsak bu pamuklara sarıp sarmaladığımız kişilerin bize karşı cephe almayacağını kim garanti edebilir?
Derdim Arap veya öteki millet alerjisi değil. Ama ahmak veya salakta değilim. Benim derdim memleketim, çocuklarımın geleceği, ülkemin yarınları, ileride karşılaşabileceğimiz kültür olmak üzere birçok çatışmaların kaçınılmaz olması.
Adına ırkçılık dahil ne derseniz deyin. Benim bu konuda rengim ve tavrım net. Ülke yol geçen hanı değil. Benim vergilerim, çoluk çocuğumun geleceği birilerine peşkeş çekilemez. “Gitmesin, kalsın bakarız” diyen varsa alsın evine beslesin. Benim, ülkemin, hepimizin parasıyla değil ama. Türkiye kimsenin yol geçen hanı veya mülteci kampı değildir. Nokta..
Peki ya sen Bahçeli; öteki illet, bu zillet diyeceğine... her şeyi beka meselesi olarak görüyorsun ya, bu delik deşik olmuş sınır meselesi sence ne? Piskevite konuştuğun kadar bir de bu konuda iki kelam etsen.. Bu bir bekaa meselesi değilse, koltuk meselesidir. Tatlı su milliyetçisi değilsen eğer, bu sessiz işgale susmayacaksın...
HAFTANIN SÖZÜ: Hepimiz aynı gemide değiliz, siz hepiniz aynı Mercedes’tesiniz...