Günümüzde bilgiye erişim kolaylaşırken bireylerin dikkatlerini koruması, duygularını yönetmesi ve karşılaştıkları içerikleri değerlendirmesi de giderek daha önemli hale geliyor. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, kaleme aldığı kapsamlı analizde bu sorunları felsefi ve irfani düşünce çerçevesinde değerlendirdi.

Arıcan, çağımızın temel meselesinin bilgi ve imkân eksikliğinden çok, insanın zihinsel ve ruhsal açıdan arınma ihtiyacı olduğunu savundu. Geleneksel temizlik anlayışından hareketle günümüzün dijital alışkanlıklarına uzanan bir değerlendirme yapan Arıcan, görünür fiziksel kirin yerini, insanın dikkatini ve duygusal dünyasını etkileyen yeni bir sorun alanının aldığını ifade etti.

DİJİTAL DÜNYANIN GÖRÜNMEYEN YÜKÜ

Geçmişte kirin çoğunlukla el, yüz veya giysilerde görüldüğünü ve suyla temizlendiğini belirten Arıcan, günümüzdeki kirliliğin ise ekranlar, bildirimler ve sonu gelmeyen sosyal medya akışları üzerinden ortaya çıktığına işaret etti. Fiziksel olarak görünmeyen bu etkinin kişinin dikkatine, öfkesine ve kendisini değerlendirme biçimine kadar uzanabildiğini vurguladı.

Arıcan'ın değerlendirmesinde arınma kavramı, yalnızca bedensel temizlikle sınırlı kalmayan bir içsel dönüşüm olarak ele alındı. Platon'un felsefesinde ruhun bedensel arzulardan uzaklaşması, Gazâlî'nin düşüncesinde kalbin arındırılması ve Spinoza'nın felsefesinde duyguların nedenlerini kavrayarak özgürleşme arayışı, bu çerçevenin farklı boyutlarını oluşturdu.

Bu yaklaşımların ortak noktasında, insanın kendisini yönlendiren düşünce ve duyguları sorgulaması bulunuyor. Arıcan da dijital yaşamın etkilerini değerlendirirken bireyin kendi alışkanlıklarını tanımasının ve teknolojiyle kurduğu ilişkinin nedenlerini anlamasının önemini öne çıkardı.

ALGORİTMALAR DİKKATİ NASIL ETKİLİYOR?

Dijital platformların kullanıcıların ilgisini mümkün olduğunca uzun süre canlı tutmaya yönelik tasarımları, Arıcan'ın analizinde önemli bir yer tuttu. Kullanıcı davranışlarının ve etkileşimlerinin ölçülebildiği dijital ortamda dikkat, ekonomik değeri olan bir unsura dönüşüyor. İçerik önerileri ve kişiselleştirilmiş akışlar da kullanıcıların karşılarına hangi paylaşımların çıkacağını etkileyebiliyor.

Rektör Arıcan Ankara

Arıcan, Spinoza'nın insanın duygularının nedenlerini kavrayamadığında tutkularının etkisinde kalabileceğine ilişkin düşüncesini bu tabloyla ilişkilendirdi. Öfke, korku ve kıskançlık gibi güçlü duyguların dijital içeriklerle harekete geçirilebilmesinin, kişinin ekran başında geçirdiği süreyi ve içeriklere verdiği tepkileri etkileyebileceğini belirtti.

Bu çerçevede dijital detoks uygulamalarını da değerlendiren Arıcan, kısa süreli ekran molalarının ötesine geçilmesi gerektiğini savundu. Ona göre temel mesele, yalnızca telefon veya bilgisayardan uzaklaşmak değil, bu araçların neden sürekli kullanıldığını anlamak ve teknolojiyle daha bilinçli bir ilişki kurmak.

SOSYAL MEDYADA ÖFKE VE BİLGİ KİRLİLİĞİ

Arıcan, Aristoteles'in sanat ve özellikle tragedya bağlamında ele aldığı “katharsis” kavramını günümüz medya ortamıyla ilişkilendirdi. Katharsis, genel olarak duygusal arınma fikriyle bağlantılı olsa da kavramın Aristoteles'in eserindeki kapsamı felsefe tarihinde farklı yorumlara konu oldu.

Arıcan'ın değerlendirmesinde günümüz haber akışları ve sosyal medyadaki linç kültürü, insanın duygusal açıdan rahatlamasını sağlayan bir süreçten çok, öfkenin tekrar tekrar üretildiği bir ortama dönüşebiliyor. Sürekli skandal ve çatışma içeren paylaşımlarla karşılaşmanın, duygusal yorgunluğu artırabileceğini ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirebileceğini savundu.

Dijital ortamların bir diğer önemli sorunu ise yanlış veya yanıltıcı bilgilerin hızla yayılabilmesi. Özellikle doğruluğu kontrol edilmeden paylaşılan içerikler, tartışmaların büyümesine ve yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açabiliyor.

Ankara Üniversitesi heyeti kayıp kişileri arıyor...
Ankara Üniversitesi heyeti kayıp kişileri arıyor...
İçeriği Görüntüle

Bu noktada Stoacı filozof Epiktetos'un düşüncelerine dikkat çeken Arıcan, bireyin karşılaştığı her bilgiye hemen inanmak veya anında tepki vermek yerine değerlendirme sürecine zaman ayırması gerektiğini vurguladı. Bilginin kaynağını kontrol etmek, farklı açıklamaları karşılaştırmak ve ilk izlenimle kesin hüküm vermemek, bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer aldı.

ARINMA KİŞİSEL GELİŞİM SEKTÖRÜNE Mİ SIKIŞIYOR?

Analizinde günümüzde yaygınlaşan wellness uygulamalarını, detoks programlarını ve kişisel gelişim sektörünü de ele alan Arıcan, arınma düşüncesinin ticari bir ürüne dönüştürülmesini eleştirdi. Gazâlî'nin kalbin arındırılması, riya ve kibirden uzaklaşma konularındaki düşüncelerine atıfta bulunan Arıcan, içsel dönüşümün dışarıdan görünen uygulamalara indirgenmemesi gerektiğini belirtti. Gösteriş amacı taşıyan ve kişinin kendisini başkalarına sunma biçimine dönüşen arınma çabalarının, asıl hedefi gölgede bırakabileceğini ifade etti.

Musa Kazım Arıcan-1

Arıcan'ın yaklaşımında gerçek arınma; kişinin günlük yaşamında öfkesini, kibrini ve davranışlarını sorgulamasıyla bağlantılı. Bu süreç, geçici uygulamalardan ziyade süreklilik, samimiyet ve kişinin kendisiyle yüzleşmesini gerektiren bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.

YAPAY ZEKÂ VE YANKI ODALARI

Kişiselleştirilmiş algoritmalar ve yapay zekâ araçları da Arıcan'ın üzerinde durduğu başlıklar arasında yer aldı. Dijital sistemlerin kullanıcıların ilgi alanlarına ve önceki tercihlerine uygun içerikler sunması, bilgiye erişimi kolaylaştırırken kişinin benzer görüşlerle daha sık karşılaşmasına da neden olabiliyor.

Yankı odası olarak tanımlanan bu durum, bireyin kendi düşüncelerini destekleyen içeriklerle çevrelenmesi ve farklı görüşlerle daha az karşılaşması riskini beraberinde getiriyor. Bu nedenle kişiselleştirilmiş öneriler, kullanıcıya kolaylık sağlarken bilgi çeşitliliğini sınırlayabilecek bir etkiye de sahip olabiliyor.

Arıcan, Plotinos ve İbnü'l-Arabî'nin ayna benzetmelerinden hareketle teknolojinin insanın kendisini tanımasına yardımcı olabilecek bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Teknolojik imkânların yalnızca mevcut düşünceleri pekiştirmek için değil, farklı bakış açılarını keşfetmek ve hakikati aramak için de kullanılması gerektiğine işaret etti.

ZİHİNSEL VE RUHSAL DENGE İÇİN YEDİ İLKE

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Nurettin Topçu, Mevlânâ, Immanuel Kant ve İbnü'l-Arabî gibi düşünürlerin yaklaşımlarından hareketle bireysel ve toplumsal arınma için yedi temel ilke ortaya koydu. Arıcan'ın ilk olarak öne çıkardığı anlayarak özgürleşme, bireyin huzursuzluğunun ve dijital alışkanlıklarının arkasındaki nedenleri sorgulamasını ifade ediyor. Kişinin hangi içeriklere neden yöneldiğini fark etmesi, kendi davranışları üzerinde daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.

Seçici tüketim ilkesi, zihni sürekli meşgul eden ve güçlü duygusal tepkiler oluşturan içerikler yerine bilgi, sanat ve düşünsel gelişime katkı sağlayan seçeneklere yönelmeyi içeriyor. Onay disiplini ise herhangi bir bilgiye inanırken veya bir olay hakkında hüküm verirken durup düşünmeyi, içeriği doğrulamayı ve aceleci tepkilerden kaçınmayı esas alıyor.

Arıcan'ın sıraladığı diğer ilkeler arasında gösterişten uzak durmak, kişiyi yalnızca onaylayan çevreler yerine gelişimine katkı sağlayan insanları ve araçları tercih etmek, içsel muhasebe yapmak ve samimi dostluklar kurmak bulunuyor. Bu yaklaşımda kişinin hatalarıyla yüzleşmesi, düşüncelerini gözden geçirmesi ve yüz yüze iletişime zaman ayırması da önem taşıyor. Son ilke olan nefsani devrim, bireyin toplumsal ve çevresel sorunlar karşısında tutum geliştirirken önce kendi davranışlarını, değerlerini ve içsel çelişkilerini değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor.

DİJİTAL ÇAĞDA ARINMA BİLİNÇLİ BİR TERCİH

Arıcan, dijital çağda zihinsel ve ruhsal arınmayı edilgen bir durumdan çok, bireyin dikkatini ve düşünce dünyasını korumaya yönelik bilinçli bir çaba olarak ele aldı. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken kişinin kendi kararlarını, duygularını ve bilgiye yaklaşımını sorgulamasının önemini vurguladı.

Kaynak: Hacer Koca