Hiçbir şey yapmayıp sadece kaldırım yapmakla olmuyor bu işler. Benim hatırladığım kadarıyla son 30 yıldır her dönem iç çamaşırı değiştirir gibi kaldırım değiştiriyoruz. Çalışmaktan mı terliyoruz, yoksa asortik bir memleketmiyiz anlayamadım? Sanki herşeyimiz dört dörtlüktü de, bir tek kaldırımlarımızdı aksayan. Bu dönem galiba değişmeyecek dedik, bu defa Büyükşehir el attı bu işe. Pankartı da hazır; “Kaldırımınız hayırlı olsun”. Deseler ki; “bu son artık bir 20 yıl kaldırım falan yapmayacağız, o zaman diyeceğim ki aferin yapın, ailece severek izleyelim, toptan hayırlı olsun” ama ne gezer.
Deveye sormuşlar; “Boynun neden eğri” diye, O da; “Bizdeki bu zihniyet olduğu sürece, ne benim boynum düzelir, ne de sizin sorunuz biter, yok mu başka işiniz?” demiş, geviş getirmeye kaldığı yerden devam etmiş. Biz de her sene aynı soruları sora sora ve hep aynı cevapları ala ala başka bir işe bakamıyoruz, Her seçim sonrası geviş getirmeye devam.
Bilmem tekrardan sormaya gerek var mı? Sayın Gökçek’e, taa.. 3 yıl önce seçim otobüsünde; “ Haymana’ya dev bir Termal Tesis yapacağım” demişti, ne oldu bizim o iş? İki bayram arası yollar bitecekti, Ankara’da olan herşey burada da olacaktı, BELMEK kursları açılacak, kadınlarımız evde oturup dedikodu üreteceklerine, kurslarda el emeği göz nuru işler üreteceklerdi, Aile Yaşam Merkezleri saracaktı dört bir yanı. Hı? Ne oldu bizim iş? Kulağına 3 defa ezan ile okunup adı” İstimlak”a çıkan, Ankara yoluna girmek dahi istemiyorum, yaza yaza benim iştahım kaçtı, okuyanın midesi hiç kaldırmıyor zira.
Madem bizi merkez ilçe yaptınız, madem köylerimiz oldu mahalle, madem her hizmetimize artık Büyükşehir koşacak, o zaman bırakın oje, ruj sürmeyi, pasta cila yapmayı da, tepeden tırnağa bir revizyona tabi tutun, zaten contayı yaktık, Kırıkkale’ye yollanıp hurdalığa atılmamız an meselesi.
Ankara’dan bakınca burası nasıl görünüyor bilmiyorum? Ama buradan bakınca Ankara eli belinde bize kıs kıs güler gibi görünüyor. Yakından bakınca da Haymana; yavrusunu kartal kapmış Fatma Girik gibi, perişan ve çaresiz görünüyor. Hizmet ne kaldırım yapmakla, ne vatandaşın kendi kesesinden erzak, kömür dağıtmakla, ne de yapılmayan yollara, bilmem kaçıncı kez: “hayırlı olsun” pankartı asmakla, ya da köy yollarına birkaç avuç asfalt atmakla olmuyor.
Alahacılı köyüne Büyükşehir tarafından “Tabut” gönderilmesinin de derin bir anlamı var muhtemelen. Verilen mesaj oldukça manidar; “Biz sizi yaşatamadık, bari öldüğünüzde tabutunuz bizden olsun” manasında, ulvi bir hediye. Kampanyanın devamını çok merak ediyorum? Herhalde, bir sonraki seçim kefen, ondan sonra gül suyu, en sonunda da pamuk gönderilerek, “gömün gitsin” ile nihayetlendirilecek. Alahacılı bu dünyada gülemiyor, bari 4 kolluya beleş binsin. Siz ölün gerisi kolay. E hadi “mevtanız hayırlı olsun”.
HAFTANIN SÖZÜ: Cahiliye devrinde helvadan put yapıp, acıkınca yiyenler ile, Kur’an dan pasta yapıp yiyenlerin tek farkı yaşadıkları tarih farkıdır.
HAFTANIN HABERİ: Nepal depreminin Haymana fayını tetiklemeyeceğini söyleyen uzmanlar yine de halkı uyardı; “herşeye rağmen hamama gidip, üç kere ağzına, üç kere burnunuza….”
SAYGILARIMLA