İran’da yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki artış nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. Başkent Tahran’da binlerce kişinin katıldığı gösterilerde rejim aleyhine sloganlar atılırken, polis eylemcilere müdahale etti. Şiraz ve Kirmanşah eyaletleri de protestolara sahne oldu.
Loristan eyaletine bağlı Azna kentinde protestolar sırasında yaşanan olaylarda 3 kişi hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı.

POLİS MERKEZİNDE ÇATIŞMA İDDİASI
İran merkezli Fars Haber Ajansı, Azna’daki protestolar sırasında saat 18.00 sıralarında bir grup göstericinin polis merkezine girdiğini ve taraflar arasında çatışma yaşandığını aktardı.
Haberde, olaylar sırasında polis ekiplerine taş atıldığı, bazı polis araçlarının ateşe verildiği belirtildi.
MELERD’DE 30 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Tahran eyaletine bağlı Melerd kentinde düzenlenen protestolarda 30 kişi gözaltına alındı. Melerd Kaymakam Yardımcısı Mansur Saleki, vatandaşların yasal protesto hakkını kötüye kullanarak güvenlik ve kamu düzenini bozdukları gerekçesiyle gözaltı işlemlerinin yapıldığını açıkladı.

“DIŞARIDAN GELENLER DE VAR” AÇIKLAMASI
Saleki, gözaltına alınanlardan bazılarının çevre ilçelerden Melerd’e geldiğinin tespit edildiğini belirterek, şüphelilerin güvenlik birimlerinin gözetiminde olduğunu ve adli sürecin sürdüğünü söyledi. Olaylarla bağlantılı başka kişilerin de tespit edildiğini ifade eden Saleki, yakalama çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
DEVRİM MUHAFIZLARI: BİR GÜVENLİK GÖREVLİSİ ÖLDÜ
İran Devrim Muhafızları Ordusu, protestolar sırasında Loristan eyaletinde Emir Hüseyin Hodayariferd adlı bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Açıklamada,
“Düşman gruplara bağlı fırsatçı unsurların ani ve şiddet içeren eylemleri sonucunda bir güvenlik gücü hayatını kaybetti”
ifadelerine yer verildi.

TRUMP’TAN SERT MESAJ: “SİLAHLARIMIZ HAZIR”
İran’daki gelişmeler uluslararası kamuoyunda yankı uyandırırken, ABD Başkanı Donald Trump protestoculara açık destek verdi. Trump açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“İran barışçı protestocuları vurup şiddetle öldürürse ABD onların yardımına koşacaktır. Silahlarımız hazır, onları kurtarmak için ateş etmeye hazırız.”
Trump’ın bu sözleri, ABD–İran geriliminde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
İRAN’DA NELER OLUYOR?
İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestolar beşinci gününde sertleşirken, eylemlerin rejimin kaleleri olarak görülen kentlere yayılması ve monarşi yanlısı sloganların erken aşamada yükselmesi dikkat çekiyor. En sert gün olarak nitelendirilen beşinci günde 7 protestocunun hayatını kaybettiği iddia edilirken, Ayetullah Ali Hamaney’in sessizliği öne çıkıyor.
PROTESTOLAR BEŞİNCİ GÜNÜNDE SERTLEŞTİ
İran’ın 2017 sonundan bu yana yaşadığı toplumsal protestolar zincirinin son halkası beşinci gününü geride bıraktı. Başkent Tahran’da Büyük Çarşı esnafının başlattığı eylemler kısa sürede ülke geneline yayıldı. Beşinci gün itibarıyla protestolarda hem katılımın hem de sloganların sertleştiği gözleniyor.
İlk günlerde protestoların inisiyatifinin çarşı esnafında olduğu, üniversite öğrencileri ve farklı toplumsal kesimlerin de bu sürece katıldığı belirtiliyor.
EKONOMİK KRİZ VE RİYAL’DEKİ DEĞER KAYBI PROTESTOLARA SEBEBİYET VERDİ
Uzun süredir yüksek enflasyon, işsizlik ve ekonomik durgunluk ile mücadele eden İran’da, İran Riyali’nin ABD doları karşısında hızla değer kaybetmesi protestoların fitilini ateşleyen temel unsur oldu.
Özellikle elektronik eşya ve cep telefonu satıcılarının başlattığı kepenk kapatma eylemleri, kısa sürede Tahran genelindeki esnafa ve ardından ülke sathına yayıldı.

PEZEŞKİYAN ILIMLI BİR TUTUM SERGİLİYOR
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestoların ilk günlerinden bu yana görece ılımlı bir tutum sergiliyor. Reformist kimliğiyle bilinen Pezeşkiyan, protestocuların taleplerini anladığını belirten açıklamalar yaparken, güvenlik güçlerine halka sert davranılmaması çağrısında bulundu.
Ancak Pezeşkiyan’ın, devlet dairelerindeki israf ve enerji tüketimi gibi başlıklara vurgu yapan açıklamalarının somut bir ekonomik program içermediği yönünde eleştiriler de dile getiriliyor.
Reformist hükümetin çözümü neoliberal politikalarda aradığı değerlendiriliyor. Bu kapsamda, Hasan Ruhani döneminde merkez bankası başkanlığı yapan Abdulnasır Himmeti yeniden göreve getirildi.
Himmeti, çoklu kur rejimini İran ekonomisinin temel sorunlarından biri olarak görürken, bu sistemin kaldırılmasını savunuyor. Ancak çoklu kur rejiminin, temel ihtiyaç maddelerine erişimi kolaylaştırmayı hedefleyen bir yönü bulunduğu da hatırlatılıyor.
Yeni atamanın ardından dolar kurunda yaşanan gerileme, piyasanın bu tercihi olumlu karşıladığı şeklinde yorumlanıyor.
Beşinci gün itibarıyla protestoların rejimin kaleleri olarak görülen kentlere yayılması dikkat çekti. On iki imam Şiiliğinin merkezlerinden biri olan Kum’da dahi eylemler görülürken, bir medresenin ateşe verildiği iddia edildi.
İsfahan’da düzenlenen eylemlerde ise “Rıza Şah ruhun şad olsun”, “Cavid Şah” ve “Pehleviler geri dönecek” sloganlarının atıldığı görüntülere yansıdı. Monarşi yanlısı söylemlerin protestolara erken aşamada hâkim olması, önceki protesto dalgalarından ayrışan bir unsur olarak değerlendiriliyor.
7 PROTESTOCUNUN ÖLDÜĞÜ İDDİA EDİLDİ
Eylemlerin en sert günü olarak gösterilen beşinci günde 7 protestocunun hayatını kaybettiği iddia edildi. Bu iddialara ilişkin resmi makamlarca doğrulanmış bir bilanço henüz paylaşılmadı.
İran İslam Devrimi Rehberi Ayetullah Ali Hamaney, protestoların başlamasından bu yana herhangi bir açıklama yapmadı. Müesses nizamın, yaşananları şimdilik itidalli biçimde izlediği ve sorumluluğu reformist hükümete yönelttiği değerlendiriliyor.
Muhafazakâr siyasetçiler ise ekonomik sorunlar karşısında hükümetin etkisiz kalması halinde gensoru tehdidinde bulunuyor.
Silahlı kuvvetler ve Devrim Muhafızları Ordusu’nun doğrudan Hamaney’e bağlı olması, olası bir sertleşme kararında hükümetin manevra alanını sınırlayan en önemli unsur olarak öne çıkıyor.
İran’da halk, kronik ekonomik sorunlar ve baskıcı ortamla mücadele ederken; emperyal güçler, monarşi yanlıları, rejim içi reformcular ve teokratik yapıların her biri kendi çıkarlarını gözeten hamleler yapıyor.
Mevcut tablo, protestoların ya kontrollü biçimde sönümleneceği ya da rejimin tehlikeyi büyümüş görmesi halinde sert güvenlik politikalarına yönelebileceği iki temel senaryoya işaret ediyor.




