18 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen konferansta, Türk dilinin tarihsel kökenleri, günümüzdeki durumu ve farklı coğrafyalarda kazandığı zenginlik kapsamlı olarak ele alındı. Programda Türk dili ailesinin geçmişten bugüne uzanan gelişimi, bilimsel ve kültürel boyutlarıyla değerlendirildi.
TÜRK DİLİ AİLESİ ÇOK BOYUTLU ŞEKİLDE ELE ALINDI
Konferans boyunca Türkçenin tarihsel derinliği, lehçe ve şive çeşitliliği ile ortak dil mirası üzerinde duruldu. Türk dilinin farklı coğrafyalarda şekillenen yapısı, çağdaş akademik tartışmalar ışığında ele alınarak katılımcılara geniş bir bakış açısı sunuldu. Türk dili ailesinin kültürel, tarihsel ve akademik yönleri disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirildi.

PROF. DR. OĞUZHAN DURMUŞ’TAN “GÜNÜMÜZDE TÜRK DİL AİLESİ” SUNUMU
Etkinlikte konuşmacı olarak ASBÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) Müdürü Prof. Dr. Oğuzhan Durmuş yer aldı. Durmuş, “Günümüzde Türk Dil Ailesi” başlıklı sunumunda Türkçenin yazılı dönemin başlangıcından bugüne geçirdiği evreleri tarihsel bütünlük içinde ele aldı. Sunumda Türk dili ailesinin mevcut durumu, karşılaşılan akademik imkânlar ve yürütülen çalışmalar ayrıntılarıyla anlatıldı.
Türkçenin farklı lehçeleri, ortak dil mirası ve bu mirasın günümüze yansımaları üzerinden değerlendirmeler yapılırken; Çuvaşçanın özgün yapısı, Oğuz, Kıpçak ve Yakut Türkçelerinin coğrafi ve kültürel özellikleri de ayrıntılı olarak konuşuldu. Ayrıca Türk dili ailesinin tarih boyunca farklı inanç ve kültür çevreleriyle kurduğu ilişkiler üzerinde duruldu.

“TÜRKÇE BİR MEDENİYET DİLİDİR”
Konferansın açılış konuşmasını yapan ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Türk dili ailesine mensup bireylerin ve Türkçeye ilgi duyan gençlerin üniversite çatısı altında buluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün ortak bir kültürel bayram niteliği taşıdığına dikkat çeken Arıcan, bu günün akademik ortamda kutlanmasının önemine dikkat çekti.
Türkçenin bir medeniyet dili olduğuna işaret eden Arıcan, dilin düşünce dünyasının inşasında kurucu bir rol üstlendiğini belirtti. Türkçenin zorlayıcı değil, ifade gücü ve kavram zenginliği sayesinde doğal biçimde yayılan bir dil olduğunu ifade eden Arıcan, Orhun Yazıtları’ndan Kaşgarlı Mahmud’a uzanan yazılı mirasın Türkçenin kalıcılığını açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Ayrıca üniversite bünyesinde Türkçe Şûrası çalışmalarının başlatıldığı bilgisini aktardı.

“DAMGALAR MİLLET BİLİNCİNİN TAŞIYICISIDIR”
Konferansın bir diğer konuşmacısı Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert oldu. Mert, günümüzde dünyada yalnızca bir ülkenin resmî dilinin Türkçe olduğuna dikkat çekti. İnsanlığın tarih boyunca az sözle çok anlam aktarma arayışı içinde olduğunu belirten Mert, bu yaklaşımın Türk kültüründe damgalar, simgeler ve yazıtlar aracılığıyla güçlü bir iletişim biçimine dönüştüğünü belirtti.
Damgaların kuşaktan kuşağa aktarılan bir anlam dünyası oluşturduğunu vurgulayan Mert, bu sembolik yapının millet bilincinin oluşumunda önemli bir rol oynadığını dile getirdi. Türk kültür ve inanç sisteminin tarihsel sürekliliğinin anıtlar ve yazıtlar üzerinden okunabildiğini belirten Mert, bu mirasın günümüz akademik araştırmaları açısından büyük bir değer taşıdığını ifade etti.




