Bursa'nın manevi sembolleri arasında yer alan Mehmed Muhyiddin Üftâde Hazretleri, hem yetiştirdiği talebeleriyle hem de bıraktığı eserlerle Osmanlı'dan günümüze uzanan bir miras bıraktı. Özellikle Üsküdar'ın manevi mimarı sayılan Aziz Mahmud Hüdâyî'nin mürşidi olmasıyla tanınıyor.

ÜFTÂDE HAZRETLERİ KİMDİR?

Asıl adı Mehmed, lakabı Muhyiddin'dir. Şiirlerinde kullandığı "Üftâde" mahlasıyla tanınır.

Bursa'da dünyaya gelen Üftâde Hazretleri, Bursa'da kurulup Anadolu ve Balkanlar'a yayılan Celvetiyye tarikatının pîri olarak kabul edilir.

Babasının Manyas'tan gelip Bursa'ya yerleştiği kaydediliyor. Bursa Uludağ Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bilal Kemikli'nin aktardığına göre Üftâde Hazretleri, Manyaslı bir baba ile Bursa'nın Hamamlıkızık köyünden bir annenin evladı olarak Araplar Mahallesi'nde dünyaya geldi.

"ÜFTÂDE" İSMİ NEREDEN GELİYOR?

"Üftâde" Farsça'da "düşen, düşmüş olan" anlamına geliyor. Bu ismin nasıl verildiğine dair anlatılan menkıbe şöyle:

Sesinin güzelliğiyle dikkat çeken Mehmed Efendi, Bursa Ulu Camii ve Doğan Bey Camii'nde müezzinlik ve imamlık yapıyordu. Camilerin vakfını yöneten mütevelli heyeti, hizmetleri karşılığında kendisine bir ücret takdir etti.

Rivayete göre bu ücreti aldığı gecenin rüyasında "Sen üftâde oldun" sesini duydu. Yani dinî bir hizmeti maddi karşılık ile ilişkilendirdiği için manevi makamından düştüğü bildirilmişti. Bu durumdan büyük pişmanlık duyan Mehmed Muhyiddin Efendi, daha sonra yazdığı şiirlerde bu sıfatı mahlas olarak kullandı.

Uftade Hazretlerinin Hayati 200527-1

ÜFTÂDE HAZRETLERİ'NİN HOCASI KİMDİR?

Üftâde Hazretleri'nin tasavvuf yolculuğundaki kilit isim, hocası Hızır Dede (Hıdır Dede).

Halk arasında "Çoban Şeyh" olarak tanınan Hızır Dede, Hacı Bayram-ı Veli'nin talebesi Akbıyık Sultan'dan ders almış bir isimdi. Karacabey'de çobanlık yaparken soğuktan ayakları donmuş ve kötürüm hâlde Bursa'ya getirilmişti.

Üftâde Hazretleri'nin hocasıyla karşılaşması bu döneme rastlıyor. Gözleri görmeyen ve ayakları tutmayan Hızır Dede'yi yıllarca sırtında taşıyarak camiye götürüp getiren Üftâde Hazretleri, mahalle çocuklarının alaylı bakışları altında hocasının şifa bulması için onu Çekirge'deki kaplıcalara kadar taşıdığı rivayet edilir.

Kaynakların çoğunda Üftâde'nin Hızır Dede'den hilâfet aldığı belirtiliyor. Ancak TDV İslâm Ansiklopedisi'nde, şeyhinin vefatında 18 yaşlarında bulunan Üftâde'nin o yaşta hilâfet almasının pek makul görünmediğine dikkat çekiliyor. "Merhum şeyhim zamanında bana açılmadı, ancak vefatından sonra açıldı" diyen Üftâde'nin Hızır Dede'den başka "şeyhim" dediği bir kimseye rastlanmadığı belirtiliyor; bu durum dikkate alındığında sülûkünü Üveysî tarikle tamamlamış olmasının kuvvetli bir ihtimal olduğu değerlendiriliyor.

HAYATI VE İLİM YOLCULUĞU

Babası tarafından küçük yaşta ipek ticareti yapan bir tüccarın yanına çırak verilen Üftâde Hazretleri, babasının vefatı üzerine ailesinin geçimini üstlenmek zorunda kaldı. Önce babasını ve erkek kardeşini, ardından ustasını kaybetti.

Buna rağmen ilim öğrenmekten vazgeçmedi. Bursa'daki medreselere giderek zahirî ilimleri öğrendi. İlmî açıdan belli bir seviyeye ulaştıktan sonra Bursa Ulu Camii'nde müezzinlik, daha sonra Doğan Bey Camii'nde imamlık yaptı.

Hızır Dede'nin vefatının ardından kendi gayretiyle Arapça öğrenen Üftâde Hazretleri, ilmini geliştirmeyi sürdürdü. Yaklaşık 35 yaşındayken Bursa'nın Hisar semtinde cami ve dergâhını inşa ettirerek halkı irşada başladı.

Hayatı boyunca gösterişten uzak yaşayan Üftâde Hazretleri; ibadet, ilim ve insanlara hizmeti hayatının merkezine koydu. Kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterdiği, ihtiyaç sahiplerine yardım ettiği ve gecelerini ibadetle geçirdiği aktarılıyor.

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ'Yİ YETİŞTİRDİ

Üftâde Hazretleri'nin en önemli miraslarından biri, yetiştirdiği büyük mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdâyî'dir.

Bursa'da müderrislik ve kadılık yapan Mahmud Hüdâyî, hocası Nâzırzâde'nin vefatının ardından yaşadığı derin etkiyle resmî görevlerinden ayrılarak Üftâde Hazretleri'ne intisap etti.

Rivayete göre Üftâde Hazretleri, kadılık makamından gelen Hüdâyî'nin kibrini kırmak için ona Bursa sokaklarında ciğer sattırdı. Hüdâyî, üç yıl gibi kısa bir sürede seyrü sülûkünü tamamladı ve hocası tarafından memleketi Sivrihisar'a halife olarak gönderildi.

Sivrihisar'da ancak altı ay kalabilen Hüdâyî, hocasına duyduğu özleme dayanamayarak Bursa'ya döndü ve Üftâde Hazretleri'nin son günlerinde yanında bulundu.

"PADİŞAHLAR RİKÂBINDA YÜRÜSÜN" DUASI

Üftâde Hazretleri, vefatından önce en sevdiği talebesi Hüdâyî'ye şu duada bulundu:

"Oğlum! Padişahlar rikâbında yürüsün!"

Bu duanın gerçekleştiği kabul edilir. Aziz Mahmud Hüdâyî, hocasının vefatından sonra Üsküdar'da kurduğu dergâhla dönemin padişahlarının teveccühünü kazandı; III. Murad, I. Ahmed, Genç Osman ve IV. Murad gibi sultanlarla yakın ilişkiler kurdu.

ÜFTÂDE HAZRETLERİ'NİN ESERLERİ

Üftâde Hazretleri'nden günümüze ulaşan başlıca eserler şunlar:

  • Vâkıât: Sohbetleri ve nasihatleri, talebesi Aziz Mahmud Hüdâyî tarafından tarihleriyle birlikte not tutularak bu Arapça eserde toplandı.
  • Dîvân: Yaklaşık altmış kadar şiirini içeriyor. Günümüz Türkçesine ilk kez Bursa'da Mustafa Bahadıroğlu tarafından kazandırıldı. Paul Ballanfat tarafından Fransızcaya, ardından İngilizceye de çevrildi.
  • Hutbe Mecmuası

Halk arasında en çok bilinen şiirlerinden biri şöyle başlar:

"Hakka âşık olanlar, Zikrullahtan kaçar mı?"

ÜFTÂDE HAZRETLERİ'NİN TÜRBESİ NEREDE?

Üftâde Hazretleri, Bursa'da vefat etti ve sağlığında yaptırdığı caminin bahçesine defnedildi.

Türbesi, Bursa'nın Osmangazi ilçesindeki Hisar bölgesinde, kendi adıyla anılan Üftâde Camii'nin bahçesinde bulunuyor. Günümüzde Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.

ÜFTÂDE HAZRETLERİ'NİN FAZİLETİ NEDİR?

Kaynaklarda Üftâde Hazretleri için "âriflerin sultanı", "âşıkların burhanı" ve "Bursa'nın kutbu" nitelemeleri kullanılıyor.

Furkancılar kimdir? Furkan Vakfı hangi tarikata bağlı? Hangi partiye yakın? Başkanı kimdir? Alparslan Kuytul kimdir eşi?
Furkancılar kimdir? Furkan Vakfı hangi tarikata bağlı? Hangi partiye yakın? Başkanı kimdir? Alparslan Kuytul kimdir eşi?
İçeriği Görüntüle

Faziletine dair öne çıkan hususlar şöyle sıralanıyor:

  • Celvetiyye'nin pîri oluşu: Anadolu ve Balkanlar'a yayılan bir tasavvuf yolunun kurucusu kabul ediliyor. "Celvet", halk içinde Hak'la beraber olmak anlamına geliyor.
  • Hocasına hizmeti: Kötürüm hâldeki şeyhini yıllarca sırtında taşıması, tasavvuf edebiyatında teslimiyet ve hizmet örneği olarak anlatılıyor.
  • Dünya malına mesafesi: Dinî hizmet karşılığında ücret almanın manevi bir düşüş sayılması ve bunu ömrü boyunca mahlas edinmesi, ihlas ve tevazu örneği olarak gösteriliyor.
  • Yetiştirdiği talebeler: Başta Aziz Mahmud Hüdâyî olmak üzere yetiştirdiği isimler aracılığıyla Anadolu'nun manevi hayatına büyük katkı sağladığı belirtiliyor.

Kaynak: Haber Merkezi