Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, üniversitelerde akademik emeğin değerlendirilmesi ve Sayıştay denetim raporlarıyla gündeme gelen ders yükü tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üniversitelerin yalnızca dersliklerden, amfilerden ve eğitim faaliyetlerinden ibaret olmadığını belirten Arıcan, bilimsel araştırmaların, akademik yayınların, uluslararası projelerin ve topluma sunulan bilimsel katkıların da yükseköğretimin temel unsurları arasında bulunduğunu ifade etti.

Arıcan, 2025 yılı Sayıştay denetim raporlarında bazı devlet üniversitelerinde öğretim elemanlarının mevzuatta belirlenen asgari ders yükünü tamamlayamadığına ilişkin tespitlerin yer almasının akademik performans tartışmalarını beraberinde getirdiğini belirtti. Bu bulguların bütün akademik camiaya genellenmesinin eksik bir değerlendirmeye yol açabileceğine dikkat çekti.

SAYIŞTAY RAPORLARINDA 8 DEVLET ÜNİVERSİTESİ

Arıcan'ın değerlendirmesinde, Sayıştayın 2025 yılı denetim raporlarında sekiz devlet üniversitesinde ders yükü eksikliklerine ilişkin bulgulara yer verildiği aktarıldı. Sayısal verileri açıklanan üniversitelerde toplam 281 öğretim elemanının ders yükünün eksik olduğu belirtildi.

Türkiye genelindeki devlet üniversitelerinde görev yapan yaklaşık 157 bin personel dikkate alındığında, söz konusu sayının bütün akademik camiayı temsil edecek şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine işaret edildi. Arıcan, haftalık 10 saatlik ders yükü yerine 8 saat ders veren bir akademisyen ile bir dönem boyunca hiç ders vermeyen bir kişinin aynı kategoride ele alınmasının farklı durumları tek bir başlık altında topladığını vurguladı.

Ankara’da COP31 bilgi yarışmasının kazananı belli oldu
Ankara’da COP31 bilgi yarışmasının kazananı belli oldu
İçeriği Görüntüle

Üniversite Ostim Teknik

Ders programlarının hazırlanması ve öğretim elemanlarının görevlendirilmesinde bölüm başkanlıkları, fakülte yönetimleri ve rektörlüklerin sorumluluk taşıdığını belirten Arıcan, ortaya çıkan eksikliklerin yalnızca akademisyenlerin bireysel performansı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

ANAYASA VE YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU AKADEMİSYENLERE ÇOK YÖNLÜ GÖREVLER VERİYOR

Arıcan, akademisyenlerin görevlerinin yalnızca ders anlatmakla sınırlandırılamayacağını hukuki düzenlemeler üzerinden de ele aldı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 130. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun üniversitelere eğitim-öğretimin yanı sıra bilimsel araştırma ve yayın yapma sorumluluğu verdiğini hatırlattı. 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinde öğretim elemanlarının ders yükleri düzenlenirken bazı idari görevler için ders yükü muafiyetleri ve indirimleri de öngörülüyor.

Arıcan, uluslararası araştırma projeleri yürüten, lisansüstü tez danışmanlığı yapan, bilimsel makaleler hazırlayan ve kamu kurumlarına akademik danışmanlık sunan öğretim üyelerinin çalışmalarının da akademik mesainin bir parçası olduğunu vurguladı. Bu çerçevede akademik emeğin yalnızca haftalık ders saatleri üzerinden değerlendirilmesinin üniversitelerin çok yönlü işlevlerini yeterince yansıtmayacağına işaret etti.

GOODHART KANUNU ÜZERİNDEN PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ

Arıcan'ın değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan biri de Goodhart Kanunu oldu. Ekonomist Charles Goodhart ile ilişkilendirilen bu yaklaşım, bir ölçütün tek başına hedef hâline getirilmesinin zamanla o ölçütün gerçek başarıyı gösterme niteliğini zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Akademik performansın yalnızca ders saati üzerinden ölçülmesinin çeşitli sorunlara yol açabileceğini belirten Arıcan, bu yaklaşımın eğitim faaliyetlerinin niteliğini ve bilimsel üretimi geri plana itebileceğini ifade etti.

Ders saatlerini tamamlamak amacıyla gereksiz şubelerin açılması, akademisyenlerin uzmanlık alanları dışındaki derslerde görevlendirilmesi ve araştırmalara ayrılan zamanın azalması, bu sistemin doğurabileceği riskler arasında sıralandı. Arıcan, akademik başarı değerlendirmelerinde yalnızca yayın sayısına odaklanılmasının da benzer sorunlara yol açabileceğini belirterek nicelik kadar niteliğin de önem taşıdığına işaret etti.

Üniversite Öğrencilerine Af Yolda, Şartlar Netleşti! (7)

ULUSLARARASI AKADEMİK DEĞERLENDİRME MODELLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

Musa Kazım Arıcan, akademik emeğin değerlendirilmesinde farklı ülkelerde uygulanan sistemlere de değindi. Almanya'nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde öğretim yükümlülüklerinin akademik kadro ve kurum türüne göre düzenlendiğini belirten Arıcan, araştırma faaliyetlerinin de ders yükü planlamasında dikkate alınabildiğini ifade etti.

Birleşik Krallık'ta uygulanan TRAC sistemi ise üniversitelerin maliyet hesaplamalarında akademik personelin zamanını öğretim, araştırma ve diğer faaliyetler şeklinde sınıflandırıyor. Bu yaklaşım, yükseköğretim kurumlarının farklı faaliyet alanlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.

Arıcan ayrıca DORA ve CoARA gibi uluslararası girişimlerin akademik değerlendirmelerde tek bir sayısal ölçüte bağlı kalınmaması yönündeki yaklaşımına dikkat çekti. Bu girişimlerde bilimsel çalışmaların niteliği, araştırmanın etkisi ve akademik katkının farklı boyutlarıyla ele alınması savunuluyor.

ÜNİVERSİTELERDE YAPISAL PLANLAMA İHTİYACI

Türkiye'de üniversite sayısındaki artış, öğrenci tercihlerindeki değişim ve demografik dönüşüm, yükseköğretim kurumlarının akademik kadro planlamalarını da etkiliyor. Arıcan, bazı programlarda öğrenci sayılarının azalmasının ve ders ihtiyacının değişmesinin akademik personelin görevlendirilmesinde yeni planlama ihtiyaçları doğurduğunu belirtti.

Öğrenci talebinin azaldığı bölümlerde ders yüklerinin eksik kalmasının yalnızca bireysel performans üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Arıcan, üniversitelerin araştırma kapasitesini geliştirmesi, bölgesel kalkınmaya katkı sunması ve uluslararası iş birliklerini artırması gerektiğine işaret etti.

AKADEMİK EMEK İÇİN BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME ÖNERİSİ

Arıcan'ın değerlendirmesinde, üniversitelerde denetim mekanizmalarının önemini koruması gerektiği ancak akademik emeğin daha geniş bir çerçevede ele alınmasının da önem taşıdığı vurgulandı. Ders yükünün yanı sıra bilimsel araştırmalar, akademik yayınlar, uluslararası projeler, lisansüstü danışmanlıklar ve toplumsal katkı faaliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.

Kaynak: Hacer Koca