Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ), Türk ve İslam dünyasının ortak ilmî mirasını uluslararası bir platformda gündeme taşıdı. Özbekistan’ın Margilan şehrinde gerçekleştirilen Uluslararası Edebiyat ve Kitap Okuma Festivali’nde konuşan ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, İslam hukuk düşüncesinin önemli isimlerinden Burhaneddin el-Merginânî’nin hayatını, eserlerini ve hukuk geleneğine katkılarını anlattı. n29-31 Ekim 2026 tarihlerinde düzenlenen festival kapsamında “Yol Gösteren Kitap: Burhaneddin el-Merginânî ve el-Hidâye” başlıklı bir konuşma yapan Arıcan, XII. yüzyılda Mâverâünnehir’de yetişen Merginânî’nin ilmî şahsiyetini ve özellikle el-Hidâye adlı eserinin İslam hukuk tarihindeki önemini ele aldı.
Margilan’da üniversiteler arası temas
Festival için Margilan’da bulunan Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Fergana Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahodirjon Shermuhammadovich Shermuhammadov tarafından karşılandı. Görüşmede iki üniversite arasındaki akademik ve kurumsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temasların önemine dikkat çekildi.
Arıcan, konuşmasında Margilan’ın tarihî kimliğini kentin öne çıkan değerlerinden ipek dokumacılığı üzerinden değerlendirdi. Atlas ve adras dokumacılığındaki sabır, incelik ve desen bütünlüğü ile hukuk düşüncesinin oluşumunda etkili olan ilmî birikim ve ahlaki ilkeler arasında bağlantı kurdu. Bu çerçevede el-Hidâye’yi, farklı hukukî meseleleri ortak bir adalet ve ahlak anlayışı içinde değerlendiren kapsamlı bir ilmî miras olarak nitelendirdi.

Kûfe’den Margilan’a uzanan ilim geleneği
Konuşmasında Hanefî hukuk ve düşünce geleneğinin tarihî gelişimine de yer veren Arıcan, Kûfe’den Bağdat’a, Semerkant ve Buhara üzerinden Özkent’e, oradan Margilan’a uzanan ilim silsilesini anlattı. Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed, Mâtürîdî, Halvânî ve Serahsî gibi isimlerin bu geleneğin gelişimine katkılarını aktaran Arıcan, Serahsî’nin Özkent Kalesi’nde bulunduğu dönemde eserlerini talebelerine dikte ettirmesi ve el-Mebsût’un ortaya çıkış süreci üzerinde durdu. Zor şartlara rağmen ilmî çalışmaların sürdürülebilmesinin önemine işaret eden Arıcan, Merginânî’nin de anne tarafından dedesi Zenderâmasî aracılığıyla bu ilim halkasına bağlanan bir gelenekte yetiştiğini belirtti.
El-Hidâye yaklaşık 13 yıllık çalışmanın ürünü
Burhaneddin el-Merginânî’nin hayatı, hocaları, talebeleri ve eserleri hakkında bilgi veren Arıcan, Merginânî’nin Riştan’da doğduğunu, 1197 yılında Semerkant’ta hayatını kaybettiğini aktardı.
Merginânî’nin önemli eseri el-Hidâye’nin ortaya çıkış sürecini de anlatan Arıcan, çalışmanın temelinde Bidâyetü’l-mübtedî adlı eserin bulunduğunu belirtti. Merginânî’nin bu eser üzerine önce Kifâyetü’l-müntehî’yi kaleme aldığını, ardından kendi çalışmasını ihtisar ederek el-Hidâye’yi ortaya koyduğunu ifade etti.
Yaklaşık 13 yıllık bir çalışmanın sonucunda meydana gelen eserin, ilmî titizliğin ve okura duyulan saygının önemli örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Arıcan ayrıca Merginânî’nin talebesi Burhaneddin ez-Zernûcî’nin Ta‘lîmü’l-müteallim adlı eseriyle hocasının ilmî birikiminin sonraki nesillere aktarılmasına katkı sunduğunu dile getirdi.
Hukukî görüşler hakkaniyetle değerlendiriliyor
Arıcan, el-Hidâye’nin yöntemini açıklarken eserde hukukî hükümlerin, farklı görüşlerin, delillerin ve tercihlerinin birlikte ele alındığını kaydetti. Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed ve Züfer’in görüşlerinin karşılaştırıldığını, gerekli görülen yerlerde diğer mezheplerin yaklaşımlarına da yer verildiğini belirtti.
Eserde naklî delillerle aklî gerekçelerin birlikte değerlendirildiğine dikkat çeken Arıcan, farklı hukukî görüşlerin hakkaniyetli biçimde ele alınmasının önemini vurguladı. Bu yöntemin, karşıt görüşü zayıflatmak yerine onu en güçlü biçimiyle temsil etmeyi esas alan bir tartışma ahlakı ortaya koyduğunu ifade etti.
Adaletin yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerektiğini vurguladı
Konuşmada el-Hidâye’nin hukuk ahlakına ilişkin ilkeleri de gündeme geldi. Arıcan; istihsan yoluyla daha adil olanın tercih edilmesi, sözleşmelerde dürüstlük, zayıfların korunması, yargılamada tarafsızlık ve örfe saygı gibi başlıkları değerlendirdi.
Hukuk ile ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Arıcan, hâkimin taraflara oturuş, bakış ve hitap bakımından eşit davranması gerektiğine ilişkin örneği aktardı. Adaletin yalnızca verilen hüküm ve kararlarda değil, yargılama sürecinin bütün aşamalarında gözetilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Osmanlı medreselerinden farklı coğrafyalara uzanan etki
El-Hidâye’nin tarihî etkisine de değinen Arıcan, eserin Mâverâünnehir’den Osmanlı medreselerine ve farklı coğrafyalara yayıldığını belirtti. Asırlar boyunca Osmanlı medreselerinde temel hukuk kaynaklarından biri olarak okutulan eserin, şerh geleneği ve farklı dillere yapılan tercümeler aracılığıyla uluslararası alanda da etkili olduğunu aktardı.
Bu birikimi günümüzün hukukî ve toplumsal meseleleriyle ilişkilendiren Arıcan; hukukun mekanikleşmesi, gücün kendisini hukuk yerine koyması ve kültürel tek tipleşme gibi sorunlar karşısında adalet, ahlak ve insan merkezli hukuk anlayışının önemini vurguladı.
Türk ve Özbek akademisyenlere üç iş birliği önerisi
Konuşmasının sonunda el-Hidâye mirasının daha geniş çevrelere ulaştırılması amacıyla üç somut iş birliği önerisi sunan Arıcan, ilk olarak hukukçular, ilahiyatçılar ve edebiyatçıların katılımıyla düzenli el-Hidâye okuma halkaları oluşturulmasını önerdi.
İkinci öneri kapsamında Türk ve Özbek akademisyenlerin ortak çalışmalarıyla eserin tenkitli neşirlerinin ve çağdaş tercümelerinin hazırlanmasını gündeme getirdi. Üçüncü olarak ise Merginânî’nin hayatının ve eserinin tarihî yolculuğunun genç kuşaklara hikâye, roman ve belgesel gibi farklı anlatım biçimleriyle aktarılmasını teklif etti.
ASBÜ ve Türkiye Yazarlar Birliği olarak bu alanlarda iş birliğine hazır olduklarını belirten Arıcan, konuşmasını “Hukuk, gücün değil vicdanın işidir.” sözleriyle tamamladı.






