Hantavirüs son günlerde uluslararası vakalar ve yolcu gemilerinde görülen salgın iddialarıyla yeniden gündeme gelirken, uzmanlar hastalığın küresel bir pandemi tehdidi oluşturmadığını ancak dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Duran Tok, yaptığı değerlendirmede hantavirüsün özellikle çevresel temas yoluyla bulaşan bir enfeksiyon olduğuna dikkat çekerek, toplumda gereksiz panik oluşturulmaması gerektiğini söyledi.
“ŞİMDİLİK PANDEMİ TEHDİDİ DEĞİL”
Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, hantavirüsün küresel ölçekte bir pandemi riski taşımadığını belirterek, “Hantavirüs şimdilik ciddi bir pandemi tehdidi değildir. Bunun için panik olmak yerine tedbir alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Tok, son dönemde özellikle Güney Amerika açıklarında bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma ihtimali nedeniyle hastalığın yeniden gündeme geldiğini hatırlattı. Bu durumun sadece çevresel değil, aynı zamanda hastane enfeksiyon kontrolü açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

KEMİRGEN KAYNAKLI BİR HASTALIK
Hantavirüsün doğada özellikle tarla fareleri ve bazı kemirgen türlerinin taşıdığı bir virüs olduğunu belirten Tok, bulaşma yolunu ayrıntılı şekilde açıkladı.
Virüsün insanlara genellikle kemirgenlerin idrar, dışkı ve tükürük gibi salgılarıyla temas sonucu geçtiğini ifade eden Tok, “Bu atıkların kuruyup havaya karışmasıyla oluşan tozların solunması en önemli bulaş yoludur. Kuluçka süresi 1 ila 8 hafta arasında değiştiği için kaynağın tespiti zorlaşabilir” dedi.
GEMİDE GÖRÜLEN VARYANT DAHA AĞIR SEYİRLİ
Hantavirüslerin “Eski Dünya” ve “Yeni Dünya” olmak üzere iki gruba ayrıldığını belirten Tok, Avrupa ve Asya kökenli türlerin genellikle daha hafif seyrettiğini, Amerika kıtasında görülen türlerin ise daha ağır tabloya yol açtığını söyledi.
Son vakaların görüldüğü MV Hondius gemisindeki Andes suşunun daha ciddi klinik tabloya neden olabildiğini vurgulayan Tok, bu türün özellikle akciğer tutulumu ile seyreden ağır hastalıklara yol açabildiğini ifade etti.
TÜRKİYE’DE GÖRÜLEN FORM DAHA FARKLI
Hastalığın Türkiye’de de tamamen yabancı olmadığına dikkat çeken Tok, ülkede görülen vakaların genellikle “Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu” şeklinde olduğunu belirtti.
Bu formun daha çok ateş, kas ağrısı, baş ağrısı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma ile seyrettiğini ifade eden Tok, Amerika kıtasında görülen formun ise akciğerleri etkileyerek daha hızlı ve ağır ilerlediğini söyledi.
BELİRTİLER GRİP İLE KARIŞABİLİYOR
Hantavirüsün erken dönemde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirten Tok, bu nedenle tanının gecikebileceğine dikkat çekti.
Ateş, halsizlik ve kas ağrısının başlangıçta sıradan grip ile karıştırılabildiğini ifade eden Tok, özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde nefes darlığı gelişmesinin ciddi bir uyarı işareti olduğunu söyledi.
KORUNMADA BASİT AMA ETKİLİ ÖNLEMLER
Toplumun alabileceği önlemlerin son derece basit ancak etkili olduğunu belirten Tok, özellikle temizlik sırasında kuru süpürme yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Yüzeylerin çamaşır suyu ile ıslatılarak temizlenmesi gerektiğini söyleyen Tok, kemirgenlerin yaşam alanlarına girişinin engellenmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti. Gıda maddelerinin kapalı kaplarda saklanması ve kırsal alanlarda koruyucu ekipman kullanılması önerildi.
“ERKEN TANI HAYAT KURTARIR”
Hastalığın spesifik bir tedavisi olmadığını belirten Tok, tedavinin tamamen destekleyici bakım üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Erken başvurularda testlerin negatif çıkabileceğine dikkat çeken Tok, “Klinik şüphe devam ediyorsa testler tekrarlanmalıdır. Çünkü erken tanı hayat kurtarıcıdır” dedi.
TÜRKİYE İÇİN RİSK DÜŞÜK AMA DİKKAT GEREKLİ
Türkiye’de 1990’lı yıllardan bu yana zaman zaman vakalar görüldüğünü hatırlatan Tok, mevcut riskin düşük olduğunu ancak özellikle kırsal bölgelerde hijyen kurallarına uyulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Andes suşunun Türkiye’deki türlerden farklı olduğuna dikkat çeken Tok, bu nedenle uluslararası vakaların yerel riskle karıştırılmaması gerektiğini ifade etti.



