Ali Osman Özdemir’in kaleme aldığı “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0”, yapay zekânın siyasal iletişimden seçim kampanyalarına, algoritmaların karar alma süreçlerindeki etkisinden dijital bağımsızlık tartışmalarına kadar uzanan geniş bir çerçeve sunuyor.
YAPAY ZEKÂNIN SİYASETTEKİ YERİNE ODAKLANIYOR
Ali Osman Özdemir, yeni çalışmasında yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişimin yalnızca teknoloji dünyasını değil, devletler arasındaki güç ilişkilerini ve siyasal süreçleri de değiştiren yönlerini ele alıyor. “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0”, yapay zekânın siyasi karar alma mekanizmaları, iletişim stratejileri ve toplumsal algı üzerindeki etkilerine odaklanıyor.
Yeşil Kitap tarafından yayımlanan eser, dört ana bölümden oluşuyor. Kitapta “Yapay Zekâ’nın Kökleri ve Bir Eşik”, “Algoritmaların İktidarı ve Gerçeklik Krizi”, “Yapay Zekâ ve Siyasal İletişim/Siyasi Kampanyalarda Yapay Zekâ Kullanımı” ile “Yapay Zekâ ve Küresel Rekabet” başlıkları üzerinden teknolojik dönüşümün siyasal boyutları inceleniyor.
Kitapta özellikle kamu diplomasisi, veri egemenliği, dezenformasyon, dijital bağımsızlık, siyasal iletişim ve seçim kampanyalarında yapay zekâ kullanımı gibi başlıklar öne çıkıyor. Eser, yapay zekânın yalnızca teknik bir yenilik olarak değil, siyasal ve toplumsal sonuçları bulunan bir dönüşüm alanı olarak değerlendirilmesi gerektiği yaklaşımı üzerine kuruluyor.
YAPAY ZEKÂ VE SEÇİM SÜREÇLERİ GÜNDEMDE
Yapay zekânın seçimler ve demokratik süreçler üzerindeki etkisi son yıllarda uluslararası kuruluşların da üzerinde durduğu konular arasında bulunuyor. UNESCO, yapay zekânın bilgi üretimi ve yayılımını hızlandırırken dezenformasyon, mahremiyet, nefret söylemi ve siyasi figürleri hedef alan deepfake içerikler gibi riskleri de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. UNESCO’nun yapay zekâ ve demokrasi üzerine çalışmalarında ise dijital kamusal alan, büyük verinin siyaseti, algoritmik yönetişim ve demokratik karar alma süreçleri temel tartışma alanları arasında sıralanıyor.

Söz konusu gelişmeler, Özdemir’in kitabında ele alınan siyasal iletişim ve seçim kampanyalarında yapay zekâ kullanımının güncel tartışmalarla doğrudan kesiştiği bir alan oluşturuyor. Yapay zekâ destekli içerik üretimi, hedefli iletişim ve sentetik görüntü veya seslerin siyasi amaçlarla kullanılması, seçim dönemlerinde bilgi güvenilirliği ve seçmenlerin doğru bilgiye erişimi açısından yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.
OECD’nin yapay zekâ ve vatandaş katılımına ilişkin güncel değerlendirmelerinde de yapay zekâ araçlarının katılım süreçlerini destekleyebilmesinin yanında yanıltıcı içeriklerin geniş ölçekte üretilmesi ve yayılması gibi riskler taşıyabileceği belirtiliyor.
DİJİTAL BAĞIMSIZLIK VURGUSU
Kitabın sonuç bölümünde “Dijital Bağımsızlık Mücadelesi ve Türkiye’nin Yol Haritası” başlığıyla Türkiye açısından atılması gereken adımlar ele alınıyor. Özdemir, yapay zekâ çağında teknolojik altyapıdan insan kaynağına, yapay zekâ okuryazarlığından girişimciliğe kadar uzanan bir hazırlık sürecine ihtiyaç olduğunu belirterek şu ifadeleri kullanıyor:
“Türkiye, şahit olabileceğimiz en nemli kavşakta bulunmaktadır. İnsanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden biri olmaya namzet YZ devrimi henüz tamamlanmadı. Bugün bu süreci kaçırmaya ya da teğet geçme lüksümüz yok. YZ çağında teknoloji üreten ve kendi dijital ekosistemini inşa edebilen devletler güçlü olabilecektir.
Türkiye’nin dijital bağımsızlığı için teknolojik altyapının güçlendirilmesi, insan kaynağı yetiştire bilmek, YZ okur yazarlığını yaygınlaştırmak, YZ girişimlerinin desteklenmesi ve bilimsel üretimin teşvik edilmesi gerekir. İrili ufaklı her türlü çabaya ihtiyacımız var. Bu kitapta ki yazılar da bu manada gösterilen gayretin somut bir tezahürüdür.
Temennim ve duam, Türkiye’nin bu büyük dönüşümü doğru okuyarak bu yeni çağın tüketicilerinden değil, kurucularından biri olmasıdır.”
YAPAY ZEKÂ İÇİN KÜRESEL DÜZENLEME DÖNEMİ
Yapay zekânın siyasetten kamu yönetimine kadar farklı alanlarda daha fazla kullanılması, teknoloji üzerindeki hukuki ve etik tartışmaları da hızlandırmış durumda. Avrupa Birliği’nin Yapay Zekâ Yasası (AI Act) 1 Ağustos 2024’te yürürlüğe girdi. Düzenleme, yapay zekâ sistemlerini risk seviyelerine göre sınıflandıran ve belirli kullanım alanları için farklı yükümlülükler getiren kapsamlı bir çerçeve oluşturuyor.
Yasanın önemli hükümleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başlarken, bazı şeffaflık yükümlülükleri de bu tarihte devreye girdi. Yapay zekâ tarafından oluşturulan belirli içeriklerin işaretlenmesi ve deepfake içeriklere yönelik şeffaflık kuralları da düzenlemenin gündemindeki başlıklar arasında yer alıyor. Yaşanan gelişmeler, yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca ekonomik veya teknik kapasite üzerinden değil; veri yönetimi, şeffaflık, insan denetimi, temel haklar ve demokratik süreçler açısından da ele alınmaya başlandığını gösteriyor.
ÖZDEMİR’İN YAPAY ZEKÂ ODAKLI ÇALIŞMALARI
Ali Osman Özdemir, 1990 yılında Erzurum’da doğdu. Erzurum Fen Lisesi’nin ardından Bilkent Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği ve Endüstri Mühendisliği eğitimi aldı. Daha sonra Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2026 yılında gerçekleştirilen 24. Genel Kurulu sonrasında Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirilen Özdemir, aynı zamanda farklı dergi ve gazetelerde yazılar kaleme alıyor.
Yazarın daha önce “İyilik Hazinesi”, “İyiliğin Ardında”, “Saatsizler”, “Su Muhafızı Duru” ve çocuklara yönelik “Efe ile Ai: Yapay Zekâ Ormanda” gibi eserleri yayımlandı. Özdemir’in yeni kitabı “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0”, 3 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı. Eser 132 sayfadan oluşuyor ve ISBN numarası 9786259238746 olarak kayıtlarda yer alıyor.
Kitap, yapay zekânın siyasal iletişim, seçim kampanyaları, algoritmik karar alma, dijital egemenlik ve küresel rekabet üzerindeki etkilerini birlikte değerlendirmesiyle, teknoloji ile siyaset arasındaki giderek güçlenen ilişkiye odaklanıyor.






