Rayına oturmamış bir tren gibi hala Haymana. Sarsılıyor, yalpalıyor ama öyle veya böyle yoluna devam ediyor. Sadece içindekilerin içi dışına çıkıyor. Dışarıdan bakıldığında ise aksak, sarsak ilerliyor.

Eskiden kalma bir hataydı Haymana girişi. Sanayi ve Ticaret Borsası yapılacak en kötü yere yapıldı. Şimdi kıpırdayacak yer bırakmadı bize. Yukarısı sakal, aşağısı bıyık tüküremeden yutmak zorundayız, ağzımızdakileri.

Geçmişten gelen bir hatayı telafi edemeyerek hata üzerine hata yapmamız cabası. Daha önce de yazmıştım, madem girişimiz bu kadar ucube, o zaman neden hala oradaki ısrar? Eski Ankara yolunun olduğu yer bir viyadükle karşıya uzatılamazmıydı? Olmaması için tek bir sebep söyleyin? Yok. Şimdiki yere yapılan istimlak tutarını, genişletme ve hafriyat masraflarını alt alta toplayın, sonra da yapılacak viyadüğün maliyetini çıkarın, bakalım hangisi daha hesaplı olacak? Viyadüğün oluşturacağı görsellik ve köprünün altında elde edilecek fantastik bir yer de yanınıza kar kalırdı. Orasını da bir vadi olarak dizayn edip, “tatil köyü” tadında bir mimariyle birleştirdiğinizde ve kaplıca suları ile desteklediğinizde, bırakın Ankara’yı, Türkiye’nin her tarafından para babaları akardı.

Sonuç hala Haymana girişi ne zaman yapılacak? Nasıl yapılacak? İstimlaklar ne olacak? Velev ki yapıldı, Sanayi ve Borsanın ucubeliği ne olacak? Düşün dur? Herkesin aklında deli sorular, ama cevap veren yok.

Girişteki bu çarpıklık şehir içinde alabildiğine, hız kesmeden devam ediyor, geçmişten günümüze. O kadar çirkin bir yapılaşmaya gidiliyor ki, değil turizm şehri olmak, saf bir Anadolu kimliğimiz bile kaybolmaya yüz tuttu. Dışarıdan bakılınca caf caflı, şekilli apartmanlar yapılıyor ama, her yer beton yığını olmaktan bir adım öteye geçemiyor. Dar sokaklar, uzunlu kısalı binalar, sokak araları üst üste binmiş betonlar..nerede yaşam alanları? Nerede çocuk parkları, nerede halk için yapılmış bir yeşil dünya, nefes almaya yarayacak vahalar? Hiçbirisi yok, uzun vadeli planlarda da umut yok gibi. Misal ben Çaldağ Mahallesinde oturuyorum. Orada park yapılacak hiçbir yer yok. Zamanında planı yapılmış olsaydı, ucundan kıyısından bir yerlere kondurulurdu. Ama yok, yıkılan her arsaya bir zevksizlik örneği beton yığını dikiliyor. Popomuzu koyacağımız bir avuç toprak yok. Olacağına dair emareler de yok. Trafik keşmekeşinde üst üste binmiş araçlar ne yol bırakmışlar, ne sokak. Sadece Çaldağ Mahallesi değil neredeyse her mahalle o yöne doğru yapılaşıyor, daralıyor, insanları boğuyor.

Bundan sonra gerekli düzenleme yapılır mı? Hiç bilmiyorum, ancak bugüne kadar neredeyse 50 yıldır buna benzer bir beyin jimnastiği yapılmamış besbelli. Keşke imkan olsa da boş bir araziye yepyeni bir Haymana kurulabilse. Yoksa bu saatten sonra arapsaçına dönen bir şehri toparlamak zor. Çirkinleşiyor, zevksizleşiyor, kirleniyoruz. Bir tek insanlarımız temiz kalabiliyor hala, işte bu da Haymana’nın insani farkı. Ya da züğürt tesellisi.

HAFTANIN SÖZÜ: 23 Nisan Öğrenci sözü; “Bedenim okulda olabilir ama, ruhum aslaaa”

HAFTANIN HABERİ: Haymana Ağır ceza mahkemesi, bir türlü gelmeyen bahar için yakalama ve zorla getirme kararı çıkardı.

SAYGILARIMLA