Ankara Yolu 10 senedir bitirilemedi. Bizde bıkmadan usanmadan yolun akıbetini yazdık durduk.

Bu defada işin tersinden bakalım; “Yol biterse ne olur?”

Yol bittiğinde Ankara buraya mı gelir, yoksa biz Ankara’ya mı daha çok gideriz?

Her iki seçenekte avantaj bizden yana gibi görünse de, kazın ayağı acaba öyle mi?

Evet bitmeyen yol yüzünden her yıl belli oranda gelen banyocu sayısında eksiye doğru büyük bir ivme var. Ayrıca sürekli Ankara veya Gölbaşı’nda işi olanlar ve günübirlik gidip gelenler için tam bir kabus.

Peki Ankara’nın bize gelmesi kolaylaşırken, bizimde Ankara’ya kısa sürede ve kolayca gitmemizin sakıncaları yok mu?

Yıllardır Haymana’daki insanların Ankara’ya giderek alışverişini oradan yaptığından şikayet ederiz. Yolun yapılması ve mesafenin kısalması ile bu sorunla daha da katmerli olarak karşılaşmayacak mıyız?

Yol medeniyettir, eyvallah, ancak yol bazen de esnafın boynuna geçen yağlı urgandır.

Polatlı Yolu nihayet bittiğinde içimizdeki kıpır kıpır sevinç, kısa bir zaman sonra sönüverdi. Polatlı zaten Haymana’ya geliyordu. Ama Haymana Polatlı’ya gitmiyordu. Şimdi mesafe 20 dakikaya indi ve aracına atlayan soluğu Polatlı’da alıyor ve gelirken de elbette eli kolu dolu geliyor.

Haymana çiftçisi yaklaşık olarak aynı fiyata sattığı ürünü yine Polatlı Borsası’na götürüyor. Çiftçi; “Orada tüccar çok, iyi fiyata veriyoruz” diyebilir. Peki, çiftçi tamamen burayı tercih etse, Haymana Borsası da buradaki piyasaya yabancı tüccarların girmesinin önünü açsa, aynı rekabet ve aynı ortam burada da sağlanamaz mı? Yeter ki aynı rekabetçi ortamı burada da sağla, o zaman tüccarda gelir, çiftçi de; Polatlı’ya gitmez. Büyük resme bakmak ve her yerini görmektir önemli olan.

Diyelim ki yol bugün bitti ve Ankara Haymana’ya gelmeye başladı. Yılların kronik sorunu yine tüm heybetiyle karşımıza dikilecek. Müşteriyi nasıl ağırlayacağız, ne yedireceğiz, nereleri gezdireceğiz, giderken çantasında hangi ürünümüz olacak?

Kusura bakmayın ama bir tek kaplıca için kimse buraya gelmez. Gelse de kalmaz, kalsa da bir gün sonra sıkılır gider.

Kaplıcalardaki sıkıntılar ortada. Temizliğinden, hijyenine birçok şikayet var. Oteller derseniz, oradaki müşteri’nin zaten Haymana esnafına bir getirisi yok. Yani yol bitince dertler bitmiyor. Asıl iş ondan sonra başlıyor.

Modern ve alternatifli bir kaplıca, gezip görülecek mesire alanları, sayfiye yerleri, tarihi alanlar olmayınca bağlasanız durmazlar.

Haymana’ya özgü yiyecek ve içeceklerinizi tattırmazsanız, Urfa Kebabı, Acılı Adana yedirip değişik damak tatları sunamazsanız, ayran kola ile savuşturmaya kalkarsanız hem onlara gaz yapar, hem bize şişkinlik verir.

Ayrılırken çantasında “Haymana Hatırası” babında bir şey yoksa ve bunun içinde bunca zamandır hiçbir çalışma yapılmadıysa, kusura bakmayın yol değil, 10 şeritli otoban yapsanız dahi bir daha gelmemek üzere geldikleri gibi giderler. SAYGILARIMLA

HAFTANIN SÖZÜ: Yurdu etkisi altına alan soğuk hava patlamasını “Balkanlar” denen örgüt üstlendi.

HAFTANIN HABERİ: Clinton seçimi kaybettikten sonra ilk açıklamayı yaptı; “Bizim kediler salak, birinizde trafoya giriverin sanki ne var”