Hırsızlar bize dadandığından beri ortaya karışık bir suçlu arar olduk. Kapısını kilitlemeyen esnaf mı suçlu? Can ve mal güvenliğini sağlayamayan emniyet mi suçlu? Esnafına gerektiği kadar sahip çıkamayan odalar mı suçlu? İlçesinde gerekli atılımları ve yatırımları yapamayan yöneticiler mi suçlu?
Sivil Toplum örgütleri ve yöneticiler, emniyeti de yanına alarak toplandılar. Bir takım kararlar almışlardır mutlaka.
Misal; “MOBESE” sistemi masaya yatırılmış kurduklarında her şeyin çözülmese de, en azından bir aşama kaydedileceği dile getirilmiştir.
Belki de eskilerden kalma “BEKÇİ” konusu, akıllara biraz daha yatmış; “onlar varken hiç olmaz dı böyle vakalar, Türk Bekçisi hemen yakalar” önermesine can hıraş sarılmışlardır.
En önemlisi de 155’in her daim aranarak; bir paranoya, bir şüphecilik konusu akla daha yatkın bulunmuş, oy birliğiyle bu konular üzerinde hem fikir olunmuştur.
Olmadı bir takım alarmların takılması, elektronik cihazların daha çok kullanılması, herkesin kendi işyerinde kendine göre tedbir alıp daha da güvenli sahalar yaratılması da yabana atılmamıştır.
Tutar mı? Zor. Bugün tutsa yarın suyu çıkar. Haa..tedbir almak mı? Eyvallah en kallavisinden alalım. MOBESE kuralım, Bekçi ordusu yapalım, 155’i ne zaman canımız sıkılırsa arayalım, en son teknolojiyi dibine kadar kullanalım tamam. Ama bunlar nereye kadar?
Bekçiler varken de hırsızlıklar oluyordu. Ama bugünkü haber alma teşkilatı gelişmediğinden, herkes duymuyor, bu kadar dallanıp budaklanmıyordu. Mobese dahil birçok teknolojik alet kurulsa da, hırsızlığı kafaya koyan zihniyet, anında karşı tedbirini alarak yine yapıyor yapacağını. Onlar da en son teknoloji ile çalışıyorlar. At hırsızı değil zamane hırsızları bunlar.
Demek ki neymiş? Bir kelimede bitiyor her şey ZİHNİYET’te. 5 milyon işsizimiz olmuş hali hazırda. Her 5 gençten 2 tanesi işsiz. Verilen ücretler yetmiyor. 3-5 çocuk yapalım, hatta tavşan gibi üreyelim icabında, ama her doğan çocuk kaç bin TL borçla doğuyor, o çocuklara nasıl bir gelecek hazırlanıyor, insanlar aç, insanlar sefil, bakmayın pembe tablolara. Önce dilencilik sonra hırsızlık kültürü yerleşiyor zihinlere. “Aç köpek fırın deliyor”, durum bu kadar basit.
2 Milyon Suriyeli doluşmuş memlekete. Bugün hoşumuza gidiyor; “Yav adamlar üç kuruşa çalışıyor, valla bulduk hazineyi” diyoruz, yarın o 3 kuruş yetmeyecek hiçbirisine. Henüz misafir sanatçılar, yarın assolist olduklarında doyuramayacağız onları.
İstihdam sağlayamıyoruz alttan gelenlere, toplum yozlaşıyor, eğitim yerlerde sürünüyor, insani değerler tepetaklak, suçlu olmak, suç örgütü kurmak itibarlaştırılıyor ve kanunların hala eli kolu bağlı. Sen önce bunları düzelteceksin, sonra hırsızlıklara tedbir alacaksın. Ama sen dertleri, toplumsal çöküşü görmezden gelip, hala hırsız kovalarsan, yakaladığını mağdurdan önce salarsan, kusura bakma ama yürürken böbreğini bile çalıp satarlar ruhun duymaz. En önemlisi de HIRSIZ’lığın sırtının sıvazlandığı bir toplumda neyin mücadelesini vereceksin ki?
HAFTANIN SÖZÜ: Düşmanın seni övüyorsa, sende bir puştluk var demektir.
HAFTANIN HABERİ: Havaların tekrar soğuması üzerine, Cemrenin Toprak yerine kötü yola düştüğünden şüpheleniliyor.
SAYGILARIMLA