İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Diyarbakır’da yaptığı açıklamalarda, Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu şüphelilere yönelik operasyon hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Ankara, Sakarya ve Antalya’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Soruşturmanın; suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve vergi usul kanununa muhalefet suçları kapsamında yürütüldüğü bildirildi.
Bakan Çiftçi, operasyonun özellikle yapılanmanın finansal ayağına ve üst yönetimine yönelik olduğunu vurguladı.
ALİHAN KURİŞ DAHİL 30 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
Operasyonun ilk aşamasında aralarında Alihan Kuriş’in de bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alındı. Bakan Çiftçi, 3 şüphelinin yurt dışında bulunduğunu, 10 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğünü açıkladı. Böylece soruşturmanın toplam 43 şüpheliyi kapsadığı belirtildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daha sonra yapılan açıklamada ise soruşturma kapsamında gözaltına alınan 38 şüpheliden 32’sinin tutuklandığı, 6 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildiği bildirildi. Tutuklananlar arasında Alihan Kuriş’in de bulunduğu kaydedildi.

“UZUN SÜREDİR ÜZERİNDE ÇALIŞILIYORDU”
Bakan Çiftçi, operasyonun ani bir gelişme olmadığını, güvenlik birimleri ve adli makamların uzun süredir yürüttüğü çalışmaların ardından gerçekleştirildiğini söyledi.
Çiftçi, operasyon öncesinde Adalet Bakanı ile konuyu değerlendirdiklerini ve ardından operasyon için düğmeye basıldığını belirtti. Soruşturmanın özellikle mali hareketler ve mal varlığı ilişkileri üzerinde yoğunlaştığı ifade edildi.
İçişleri Bakanı, operasyonun yalnızca belirli kişilere yönelik bir gözaltı işlemi olmadığını, yapılanmanın finansal bağlantılarının ve üst yönetim kademesinin hedef alındığı kapsamlı bir soruşturma olduğunu vurguladı.
ÇİFTÇİ’DEN “DİNİ YAPI” VURGUSU
Bakan Çiftçi açıklamasında, operasyonun herhangi bir dini inanca, cemaate veya muhafazakâr kesime yönelik olmadığını özellikle belirtti.
Çiftçi, AK Parti iktidarları döneminde dindar vatandaşlara veya muhafazakâr kesimlere inançları nedeniyle operasyon yapılmadığını savunarak, yürütülen soruşturmanın doğrudan suç iddiaları ve mali faaliyetler üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti.

2016 SONRASI DÖNEME DİKKAT ÇEKTİ
Çiftçi, Alihan Kuriş’in 2016 yılında yapılanmanın başına geçtiğini belirterek, bu tarihten sonra faaliyetlerin daha gizli şekilde yürütüldüğünün değerlendirildiğini söyledi.
Bakanın verdiği bilgilere göre güvenlik ve mali birimler, söz konusu dönemden itibaren yapılanmanın finansal hareketlerini ve mal varlığı ilişkilerini mercek altına aldı.
Çiftçi, operasyonun temel hedeflerinden birinin de bu finansal yapının ortaya çıkarılması olduğunu ifade etti.
ALMANYA’DAKİ 70 MİLYON DOLARLIK MERKEZ İDDİASI
Operasyonla ilgili açıklamalarda dikkat çeken başlıklardan biri de yapılanmanın Almanya’daki faaliyetleri oldu.
Bakan Çiftçi, Almanya’nın Köln kentinde yaklaşık 70 milyon dolarlık yatırımla büyük bir merkez inşa edildiğini ve söz konusu yapı tamamlandığında faaliyetlerin önemli bölümünün buraya taşınmasının planlandığının değerlendirildiğini söyledi.
Bu bilgi, soruşturmanın yalnızca Türkiye’deki mali hareketlerle sınırlı olmadığını, yapılanmanın yurt dışındaki finansal ve kurumsal bağlantılarının da inceleme konusu olduğunu ortaya koydu.
“ÜST YÖNETİME YÖNELİK OPERASYON”
Çiftçi, operasyonun niteliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede özellikle “üst yönetim” vurgusu yaptı.
Bakan, Alihan Kuriş yapılanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonun, örgütün üst kademesindeki isimlere ve finansal yapılanmasına yönelik olduğunu belirtti.

GİZLİ HABERLEŞME İDDİASI DA GÜNDEMDE
Operasyonun ardından yapılan açıklamalarda, yapılanmanın üst yönetiminin “Blooper” adlı gizli bir iletişim uygulaması kullandığı iddiası da gündeme geldi.
Bakan Çiftçi, bu yapılanmanın üst yönetiminin söz konusu uygulama üzerinden haberleştiğinin tespit edildiğini öne sürerek, bunun güvenlik birimleri açısından soruşturmanın dikkat çeken unsurlarından biri olduğunu söyledi. Çiftçi, bu yöntemi geçmişte FETÖ soruşturmalarında gündeme gelen ByLock kullanımıyla kıyasladı.
Söz konusu iddiaların soruşturma kapsamında adli makamlar tarafından değerlendirileceği ve iletişim kayıtları ile diğer delillerin hukuki süreç içerisinde inceleneceği belirtildi.




