Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin COP31 yaklaşımının net olduğunu belirterek, sürecin tek sesli bir anlayış yerine diyalog, ayrışma yerine uzlaşı ve durağanlık yerine aksiyon esas alınarak yürütüleceğini söyledi. Kurum, Mart ayında güçlü ve yapılandırılmış eylem ajandasının uluslararası kamuoyuna açıklanacağını duyurdu. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bir otelde tanıtım toplantısı düzenlendi. Toplantıya Bakan Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından üst düzey temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin gösterilmesinin ardından katılımcılar ortak basın toplantısı düzenledi.
“COP, Dünyanın En Üst Düzey İklim Platformudur”
Konferansta konuşan Bakan Murat Kurum, COP toplantılarının dünya liderlerini aynı masa etrafında buluşturabilen en yüksek düzeyli iklim platformu olduğunu vurguladı. Kurum, iklim krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını belirterek, ticaret, ulaşım, sanayi, gıda, enerji ve eğitim gibi tüm alanları doğrudan etkileyen küresel bir mesele haline geldiğine dikkat çekti.
COP31’e Antalya Ev Sahipliği Yapacak
Türkiye’nin, 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında COP31’e Antalya’da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Kurum, bu sürecin başarılı şekilde tamamlanması için yoğun bir hazırlık yürütüldüğünü söyledi. İstanbul’da gerçekleştirilen temaslarda, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası ile Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcıların yer aldığı Birinci Stratejik Misyon Çalışması’nın tamamlandığını açıkladı.
“Türkiye ve Avustralya İş Birliği İçinde Hareket Edecek”
COP31 Başkanlığı sürecinin sonuç odaklı yürütüleceğini belirten Kurum, Türkiye ve Avustralya’nın istişare ve iş birliğine dayalı bir anlayışla hareket edeceğini ifade etti. Küresel beklentilerin yüksek olduğuna işaret eden Kurum, taraflar arasında güven inşa edilmesi ve somut sonuçlar elde edilmesinin öncelikli hedef olduğunu söyledi.
“Türkiye’nin COP31 Yaklaşımı Nettir”
Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 sürecine bakışını şu sözlerle özetledi:
“Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir; tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkeler doğrultusunda Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, adil ve tarafsız bir başkanlık anlayışıyla süreci yöneteceğiz.”
Kurum, küresel iklim eyleminde geriye gidişin kabul edilemeyeceğini ve tüm ülkelere tanınan esnekliklerin artık sınır noktasına geldiğinin açık şekilde ifade edileceğini dile getirdi. Konuşmasında Göbeklitepe vurgusu da yapan Bakan Kurum, insanlık tarihinin başlangıç noktası olarak kabul edilen bu alanın, COP31’in ruhunu simgelediğini söyledi. Kurum, COP31’i “Geleceğin COP’u” olarak tanımlayarak, sürecin hükümetler, özel sektör, şehirler, gençler ve sivil toplumun kapsayıcı biçimde dinlendiği bir istişare zemini oluşturacağını kaydetti. COP31’in yalnızca taahhütlerin konuşulduğu bir platform olmayacağını ifade eden Kurum, yatırım, politika uyumu ve kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaların öncelikli olacağını söyledi. Bu yaklaşımın, söylemden çok sahadaki karşılığı güçlendireceğini vurguladı.
Liderler Zirvesi COP31’in Merkezinde Yer Alacak
Kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31’in en kritik bölümünün iki gün sürecek Liderler Zirvesi olacağını belirten Kurum, zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla genel oturumlar gerçekleştirileceğini, ikinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantıları yapılacağını aktardı. Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomasi anlayışının, iklim diplomasisinde de uzlaşı ve güven inşasına önemli katkı sağlayacağını ifade etti. İklim krizine karşı mücadelenin çok taraflılıkla mümkün olabileceğini vurgulayan Bakan Kurum, Türkiye’nin bu süreçte insanlığın ortak geleceğini koruma sorumluluğuyla hareket ettiğini söyledi. Kurum, doğayla uyumlu yaşam anlayışının, iklim krizine karşı en temel yaklaşım olduğunun altını çizdi.




