BDDK kararına göre, son ödeme tarihinde dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartları, kart hamillerinin talebi doğrultusunda yapılandırılabilecek. Karar tarihi itibarıyla borcu bulunan kart sahiplerinin, üç ay içinde bankalarına başvurmaları halinde, yapılandırma tarihindeki borç bakiyesi üzerinden en fazla 48 ay vadeli ödeme planı oluşturulacak.
Yapılandırma kapsamında belirlenecek aylık taksit tutarının, ilgili ayın asgari ödeme tutarına ekleneceği belirtildi. Böylece borçlular, mevcut ödeme yükümlülüklerini daha uzun vadeye yayarak ödeme imkânı bulacak.
KART LİMİTLERİNE GEÇİCİ KISITLAMA
Düzenleme, kredi kartı limitleri konusunda da bazı sınırlamalar içeriyor. Yapılandırılan kredi kartı borcunun yüzde 50’si ödeninceye kadar bankalar, ilgili kartın limitini artırmayacak. Ayrıca yapılandırma tutarının mevcut kredi kartı limitini aşması durumunda, aşan kısım “limit aşımı” olarak değerlendirilmeyecek.
BDDK ayrıca, toplam kredi kartı limiti 400 bin liranın üzerinde olan kart sahiplerinin limitlerinin kısmen azaltılacağını duyurdu. Kredi kartı toplam limitlerinin ise 1 Ocak 2027 tarihine kadar aylık ve yıllık gelirle uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor.
İHTİYAÇ KREDİLERİ VE KMH BORÇLARI DA KAPSAMA ALINDI
Kurul kararı yalnızca kredi kartlarıyla sınırlı kalmadı. Karar tarihinden önce kullandırılmış ve anapara ve/veya faiz ödemeleri 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredileri ile kredili mevduat hesapları (KMH) da yapılandırma kapsamına alındı.
Bu borçlar için de borçluların, karar tarihinden itibaren üç ay içinde bankalarına başvurması gerekiyor. Yapılandırma işlemi, ilave kredi kullandırılmaksızın ve en fazla 48 ay vadeyle gerçekleştirilecek.
KONUT KREDİLERİNDE AYRIM KALDIRILDI
BDDK’nın aldığı kararlar arasında konut kredilerine ilişkin bir düzenleme de yer aldı. Buna göre, konut kredilerinde birinci el ve ikinci el ayrımı kaldırıldı. Böylece kredi kullanımında uygulanan ayrımcı kriterlerin sadeleştirilmesi amaçlandı.
AMAÇ FİNANSAL DENGEYİ KORUMAK
BDDK’nın söz konusu adımlarla, hem bireysel borçluların ödeme güçlüğünü hafifletmeyi hem de finansal sistemdeki riskleri kontrol altında tutmayı hedeflediği belirtiliyor.





