Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.

Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.

Türk Takımında ise 2 kişi kürek çekiyor, 3 kişi şeflik 3 kişi müdürlük yapıyor 1 kişi de dümeni kullanıyordu.

Her iki takım da, performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.

Büyük gün geldi ve iki takımda, kendini hazır hissediyordu. Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar...

Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı. Türk Şirket yönetimi yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar verdi.

Yapılan araştırmalar, analizler ve uzun çalışmalar sonucu düzenlenen raporlara göre hata bulundu ve çözüm önerisi getirildi.

Çözüm olarak yönetimdeki düzeni güçlendirmek için 1 genel müdür atandı, ve sandaldaki ağırlığı dengelemek için kürekçi sayısı da bire indirildi.

Japonlara yeni bir yarış teklif etme kararı alındı.

9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden yapılandı.

Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.

Türk Takımında ise yeni yapılanma şekli şöyleydi,

1 Genel müdür

3 Bölgesel müdür

3 Dümen şefi

1 Dümenci

1 Kürekçi

İkinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar. Tepesi atan Türk şirketi yönetimi hemen harekete geçti. Yarışın kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu, müdürlere ve diğer personele sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.”

İşte bizim başta devlet olmak üzere tüm kamu ve özel kurumlarımızda liyakati anlatan güzel bir hikaye.

2023 veya 2024 seçimlerini kim ya da hangi parti kazanırsa kazansın. Önce işi ehline vermekle başlanması en asli mesele. Yoksa herkes dümenin peşinde olunca, ceremesini garip kürekçi çekiyor.

xxxxx

2 haftadır hemşerimiz Ömer Saraç’ın gerçekten takdir edilmesi gereken çilek üretimini haberleştiriyoruz.

Ömer’i çocukluğundan beri tanırım. Çalışkan ve kendi deyimiyle “Deli Cesareti” olan bir kişi. “Önce krediyi buldum, daha sonra bu işe soyundum. Devasa krediyi nasıl öderim, altından nasıl kalkarım diye hiç düşünmedim. Güzelce araştırdım, sonra çalıştım, ürettim ve şimdi kazanıyorum” diyor.

İşte bize böyle deliler lazım. Yoksa akıllı, ya da kendini çok akıllı zanneden her köşe başında var, lakin bazıları hakikaten oksijen zaiyatı.

Ömer sessiz ve defakto bir devrim gerçekleştiriyor aslında. Herkesin “masa başı iş” aradığı bir coğrafyada, emeğini, alınterini, cesaretini ve en önemlisi toprağın ahde vefasını keşfetmiş. Kimseye minnet etmeden, boyun eğmeden, nemalanmadan kazanacak, kazandıracak. Teşekkürler Ömer Saraç, Teşekkürler “Devlet olarak her türlü desteği vereceğiz” diyen Kaymakam Gürbüz..

İnşallah bir zamanlar muazzam bir üzüm diyarı olan Haymana, silkinerek bir de yeniden bağcılık hususunda eski şaşalı günlerine dönerse, ne devlete el açar, ne siyasilere ne de ona buna. Özellikle siyasilere “Bedenimi satın alabilirsiniz ama ruhumu asla” diyen asi bir ruh devşirmeliyiz.

Kasaba minnet etmeden kendi uzvumuzdan kebap yapacağımız günler ancak böyle gelir. Böylece Haymana gemisi rotaya girer, güzel günlere yol alır. Ortada da ne dümenciler kalır ne de alavereli dümenler...