Geçmeyen burun tıkanıklığına koku kaybı, yüz bölgesinde baskı ve koyu renkli akıntı eşlik ediyorsa altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekiyor. Belirtilerin 10 günden uzun süre düzelmemesi muayene gerektirebilirken, bu durum tek başına kronik sinüzit anlamına gelmiyor.
Soğuk algınlığı sırasında sık görülen burun tıkanıklığı, uzadığında veya tekrar tekrar ortaya çıktığında günlük yaşamı etkileyebiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), şikâyetlerin 10 günden uzun süre iyileşmeden devam etmesi ya da düzelmeye başladıktan sonra yeniden kötüleşmesi halinde hekime başvurulmasını öneriyor. Şiddetli baş ve yüz ağrısı ile üç-dört günden uzun süren ateş de değerlendirme gerektiren belirtiler arasında bulunuyor.
10 GÜNLÜK TIKANIKLIK KRONİK SİNÜZİT DEMEK DEĞİL
Burun tıkanıklığının süresi, nedeninin araştırılmasında önemli bir ipucu oluşturuyor. Ancak 10 günü geçen her tıkanıklığın “kronik sinüzit” olarak adlandırılması doğru değil.
NHS bünyesindeki klinik rehberlerde kronik rinosinüzit, burun ve sinüslerle ilgili belirtilerin 12 haftadan uzun sürmesiyle tanımlanıyor. Burun tıkanıklığı veya akıntısına yüz bölgesinde baskı ve koku duyusunda azalma gibi şikâyetler eşlik edebiliyor. Tanı için belirtilerin birlikte değerlendirilmesi ve hekim muayenesi gerekiyor.
YÜZDE BASKI VE KOKU KAYBI EŞLİK EDEBİLİYOR
Sinüzitte, sinüsleri kaplayan dokunun şişmesi salgıların normal şekilde boşalmasını zorlaştırabiliyor. Bunun sonucunda burun tıkanıklığı ve akıntının yanı sıra yanaklarda, göz çevresinde veya alında ağrı ve hassasiyet görülebiliyor.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’nin (NHS) bilgilendirmesine göre koku duyusunda azalma, sarı veya yeşil burun akıntısı, baş ağrısı, öksürük ve kulaklarda basınç hissi de tabloya eşlik edebiliyor. Bazı kişilerde gece horlama ortaya çıkabiliyor.
MEVSİMSEL TEKRARLARDA ALERJİ OLASILIĞI DA DEĞERLENDİRİLMELİ
Özellikle belirli dönemlerde tekrarlayan tıkanıklığın nedenleri arasında alerjik rinit de yer alıyor. Polen, ev tozu akarları, küf ve hayvanlardan yayılan alerjenler burunda tıkanıklık veya akıntıya yol açabiliyor.
Tıkanıklığa peş peşe hapşırma, burunda kaşıntı, gözlerde sulanma ve kızarıklığın eşlik etmesi alerji açısından değerlendirmeyi önemli hale getiriyor. Şikâyetlerin uykuyu ve günlük yaşamı etkilemesi ya da nedeninin anlaşılamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.
HORLAMA VE SABAH BAŞ AĞRISI TEK BAŞINA SİNÜZİT BELİRTİSİ DEĞİL
Gece horlama ve sabah baş ağrısıyla uyanma, yalnızca sinüzitle açıklanmaması gereken yakınmalar arasında bulunuyor. Özellikle uykuda nefesin durup yeniden başlaması, boğulur gibi uyanma ve gün içinde belirgin yorgunluk varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebiliyor.
NHS, bu belirtilerin varlığında hekime başvurulmasını öneriyor. Bu nedenle uzun süren burun tıkanıklığına eşlik eden uyku sorunlarının da muayene sırasında anlatılması önem taşıyor.
HER SİNÜZİTTE ANTİBİYOTİK GEREKMİYOR
Sinüzitte tedavi, şikâyetlerin nedenine ve seyrine göre belirleniyor. CDC’ye göre sinüs enfeksiyonlarının çoğuna virüsler neden oluyor ve birçok hasta antibiyotik kullanmadan iyileşebiliyor.
Antibiyotik gerekip gerekmediğine, belirtileri ve muayene bulgularını değerlendiren hekim karar veriyor. Gereksiz antibiyotik kullanımı ise yan etkilere ve antibiyotik direncine yol açabiliyor.
BURUN AÇICI SPREYLERİN UZUN SÜRELİ KULLANIMINA DİKKAT
Tıkanıklığı gidermek için kullanılan ilaçlı burun açıcı spreylerin önerilenden uzun süre kullanılması, tıkanıklığın daha da kötüleşmesine neden olabiliyor. NHS, dekonjestan olarak adlandırılan bu ürünlerin beş günden uzun kullanılmaması ve ürünün kullanım talimatına uyulması gerektiğini belirtiyor. Bu uyarı, tuzlu su spreylerinden farklı olarak ilaçlı burun açıcı ürünleri kapsıyor.
Haftalarca devam eden, sık tekrarlayan veya yüzün yalnızca bir tarafında görülen şikâyetlerde kulak burun boğaz değerlendirmesi gündeme geliyor. Belirtilerin hızla kötüleşmesi, kişinin kendisini çok kötü hissetmesi veya bağışıklık sisteminin baskılanmış olması durumunda ise başvurunun geciktirilmemesi gerekiyor.




