Sempozyum, Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Programda temel bilimsel araştırmalarla klinik uygulamalar arasındaki bağlantının güçlendirilmesi ve meme kanserinin tedavisinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor.
HÜCRESEL STRES VE MOLEKÜLER MEKANİZMALAR GÜNDEMDE
Sempozyumun temel başlıkları arasında meme kanserinin biyolojik özellikleri, hücresel stres ve hastalığın gelişiminde rol oynayan moleküler mekanizmalar bulunuyor. Temel bilim alanındaki çalışmaların klinik uygulamalara yansımasının ele alınacağı programda, kanser hücrelerinin özelliklerinin tedavi planlamasına nasıl yansıyabileceği üzerinde durulacak.
Meme kanseri tek bir hastalık başlığı altında değerlendirilse de tümörlerin biyolojik özellikleri ve hastalığın evresi hastadan hastaya değişebiliyor. Bu nedenle tanı sonrasında uygulanacak tedavinin belirlenmesinde tümörün özellikleri, yayılım durumu ve hastanın genel sağlık koşulları gibi çeşitli faktörler birlikte değerlendiriliyor. Türkiye’deki sağlık uygulamalarında da meme kanseri tedavisinin cerrahi, radyoterapi ve sistemik ilaç tedavilerini içeren farklı yöntemlerin bir arada kullanılabildiği belirtiliyor.

CERRAHİ VE ONKOLOJİK YAKLAŞIMLAR BİRLİKTE ELE ALINACAK
Programın önemli bölümlerinden birini cerrahi, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi oluşturacak. Böylece meme kanserinin tanısından tedavisine kadar uzanan süreçte farklı uzmanlık alanlarının rolünün birlikte değerlendirilmesi planlanıyor.
Meme kanserinde tedavi planı, hastalığın yalnızca memedeki durumuna göre değil, tümörün özellikleri ve evresine göre şekillenebiliyor. Cerrahi tedavi bazı hastalarda tedavinin temel bileşenlerinden biri olurken, radyoterapi ve sistemik tedaviler de hastalığın özelliklerine göre tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu yaklaşım, hastanın durumunun farklı branşlar tarafından birlikte değerlendirilmesini gerektiren multidisipliner bir süreci ortaya çıkarıyor.
ERKEN TANI TEDAVİ SÜRECİNDE ÖNEMİNİ KORUYOR
Meme kanserinde erken tanı, hastalığın tedavi edilebilirliğinin artırılması açısından önem taşıyor. Hastalık erken dönemlerde herhangi bir belirti vermeyebildiği için tarama programları tanı sürecinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Türkiye’nin Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi yapılması öngörülüyor. Sağlık Bakanlığının güncel bilgilendirmelerinde klinik meme muayenesi ve kişisel farkındalığın da meme sağlığının takibinde önemli olduğu belirtiliyor.
Mamografi taramasında şüpheli bir bulgu ortaya çıkması ise tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor. Anormal veya şüpheli sonuçların ileri değerlendirmelerle incelenmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı, tarama sonrasında gerekli görülen kişilerin ileri tetkik ve tedavi için ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendirildiğini belirtiyor.
MEME KANSERİNDE FARKLI BELİRTİLER GÖRÜLEBİLİYOR
Meme kanserinde en sık görülen belirtilerden biri memede yeni ortaya çıkan ve zamanla büyüyen bir kitle olarak belirtiliyor. Bunun yanında meme veya meme ucunda şekil değişikliği, meme ucunda içe çekilme, ciltte kızarıklık ya da kalınlaşma, tek taraflı meme başı akıntısı ve koltuk altında kitle gibi değişiklikler de görülebiliyor. Bu belirtilerin farklı meme hastalıklarında da ortaya çıkabileceği ve değerlendirme için sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtiliyor.





