CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TRT WORLD FORUM 2026'DA KONUŞTU
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum 2026'ya katılarak uluslararası gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasında küresel sistemin karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çeken Erdoğan, uluslararası kurumların savaşlar, çatışmalar ve insani krizler karşısında yeterli çözüm üretemediğini ifade etti.
Dünyada güç mücadelesinin giderek sertleştiğini ve uluslararası kuralların etkisini kaybettiğini belirten Erdoğan, mevcut düzenin ciddi bir krizden geçtiğini söyledi.
"MEVCUT ULUSLARARASI SİSTEMİN ÇIKMAZLARINI HEPİMİZ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
Uluslararası ilişkilerde kurallara dayalı sistemin zayıfladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sorunların çözümü için yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun 'Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder' başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum. Yalnızca bizler değil, artık tüm dünya şu gerçeği görüyor ve anlıyor; dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmaz. 81 yıl öncesinin güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını hepimiz yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor"
"GAZZE'DE MODERN ZAMANLARIN EN BÜYÜK SOYKIRIMI YAŞANDI"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü Gazze'deki gelişmelere ayırdı.
Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in saldırıları nedeniyle on binlerce Filistinlinin hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, bölgedeki insani koşulların ağırlaşmaya devam ettiğini söyledi.
Gazze'deki hastanelerde yakıt ve tıbbi ekipman sıkıntısı yaşandığını, insani yardımların ulaştırılmasında engeller bulunduğunu ifade eden Erdoğan, Batı Şeria'daki gelişmelere de dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:
"Durum öyle bir hal aldı ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı. Hemen yanı başımızda, Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımı yaşandı. Ekim 2023'ten bu yana, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere, Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi. 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam, 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde bin 500 kardeşimiz hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı. Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde, enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyonu aşkın sivil derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran ibtidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor. Gazze'yle birlikte Batı Şeria da bu acımasızlığın hedefi haline gelmiştir. Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor. Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmedi. Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı"
"VİCDAN TAŞIYAN HERKESİN İTİRAZ ETMESİ GEREKEN APAÇIK BİR ZULÜM VARDIR"
Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırıların ve hak ihlallerinin devam ettiğini belirten Erdoğan, uluslararası toplumu yaşananlara karşı daha etkili adımlar atmaya çağırdı.
Yalnızca ekim ayında Batı Şeria'da 3 binden fazla saldırı ve ihlalin kayıtlara geçtiğini söyleyen Erdoğan, sivillere yönelik saldırıların hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmak mümkün. Peki, tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gaspı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir? Hepimiz biliyoruz ki ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebi yoktur ve olamaz. Ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Bu zulüm bölgemizin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklemektedir. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan, bütün bunlardan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi; oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar. Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ahde vefa ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir"
"GAZZE BARIŞ ANLAŞMASI NE YAZIK Kİ UYGULANMIYOR"
Gazze'de barışın sağlanmasına yönelik diplomatik girişimleri değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin de katkıda bulunduğu anlaşmanın sahada uygulanmadığını söyledi.
Uluslararası anlaşmalara bağlılığın önemine dikkat çeken Erdoğan, verilen taahhütlerin yerine getirilmemesinin bölgedeki sorunların çözümünü zorlaştırdığını savundu.
Erdoğan, uluslararası toplumun yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini belirterek barışın sağlanması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
"İSRAİL'E HALEN İLTİMAS GEÇİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de görev yapan gazetecilerin hayatını kaybetmesine ve uluslararası basın özgürlüğü kuruluşlarının değerlendirmelerine de değindi.
Gazze'de 270'ten fazla basın mensubunun öldürüldüğünü söyleyen Erdoğan, bazı kuruluşların İsrail'e yönelik tutumunu çifte standart olarak nitelendirdi.
Türkiye'nin uluslararası alanda hedef alındığını savunan Erdoğan, ülkeye yönelik olduğunu belirttiği karalama kampanyalarına karşı geri adım atmayacaklarını ifade etti.
Erdoğan, şu sözleri kullandı:
"Şurası son derece dikkat çekici ve utanç vericidir; Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubu katledildi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasının devamında şunları kaydetti:
"Bunların çoğu işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldü. Fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attığımızda İsrail'e halen iltimas geçildiğini görüyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenirliği sorgulanmalıdır. Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılması kabul edilebilir bir durum değildir. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye'yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça isterim. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi, hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız. Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Ukrayna'ya uzanan, hatta vuku bulan tüm bu savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz."
TÜRKİYE'NİN DIŞ POLİTİKA TUTUMUNA VURGU YAPTI
Erdoğan, Türkiye'nin Filistin, Yemen, Sudan ve Ukrayna başta olmak üzere çatışmaların yaşandığı bölgelerde diplomatik çözüm arayışlarını sürdürdüğünü belirtti.
Türkiye'nin uluslararası krizlerde barışçıl çözümden yana olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkesine yönelik eleştiri ve baskıların dış politika yaklaşımını değiştirmeyeceğini söyledi.
Erdoğan, uluslararası sorunların çözümünde adalet, insan hakları ve barış ilkelerinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
"BARIŞI, ADALETİ VE İNSAN ONURUNU SAVUNMAK KOLAY DEĞİLDİR"
Konuşmasının son bölümünde adalet ve insan onurunun korunmasının önemine değinen Erdoğan, yazar ve senarist Ayşe Şasa'nın sözlerini hatırlattı.
Dünyada güç ilişkilerinin adaletin önüne geçtiğini savunan Erdoğan, barışı ve insan haklarını savunmanın kararlılık gerektirdiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:
"Ülkemizin son asırda yetiştirdiği en kıymetli münevverlerden olan rahmetli Ayşe Şasa, hakikat yolculuğunu şöyle dile getiriyordu. 'Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim.' Kuşkusuz böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvelemirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engebeli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir"








