Türkiye siyasetinde yeni bir tartışma başlığı açıldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Abdullah Öcalan’ın konumuna ilişkin ortaya attığı “barış süreci ve siyasallaştırma koordinatörlüğü” önerisi, DEM Parti cephesinde karşılık buldu. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında yaptığı açıklamada, Bahçeli’nin sözlerine açık destek verdi.
DEM PARTİ’DEN AÇIK DESTEK
Grup toplantısında konuşan Bakırhan, Bahçeli’nin önerisini dikkatle değerlendirdiklerini belirterek, “Sayın Bahçeli’nin dile getirdiği çerçevenin altına imza atıyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklama, farklı siyasi çizgilerden gelen aktörler arasında dikkat çekici bir ortaklaşma sinyali olarak yorumlandı. Bakırhan’ın konuşmasında, sürecin ilerleyebilmesi için bazı temel başlıkların netleştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldı.

“HUKUKİ VE FİZİKİ KOŞULLAR NETLEŞMELİ”
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın durumuna ilişkin değerlendirmesinde, hukuki çerçevenin açık biçimde belirlenmesinin önemine işaret etti. Ayrıca fiziki koşulların iyileştirilmesi ve iletişim imkanlarının genişletilmesinin sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından gerekli olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili olarak Öcalan’ın yaklaşımına da değinen Bakırhan, “Kendisinin vurgusu kişisel konfor değil, iletişim ve çözüm üretme zemininin güçlendirilmesidir” dedi.
BAHÇELİ NE DEMİŞTİ?
MHP lideri Devlet Bahçeli ise partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Terörsüz Türkiye” hedefi çerçevesinde PKK’nın silah bırakma sürecine değinmiş ve Abdullah Öcalan’ın “statü meselesinin” ele alınması gerektiğini ifade etmişti. Bahçeli, bu kapsamda “barış süreci ve siyasallaştırma koordinatörlüğü” adı altında bir mekanizma önerisi sunmuştu. Bahçeli söz konusu açıklamasında şöyle demişti:
"Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan'ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi, bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır.

Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır. Bu mekanizma, toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü' olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK'nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası, terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır. Kimsenin en ufak kuşkusu olmasın. Şehitlerimiz bizim baş tacımızdır. Gazilerimiz bizim yüz akımızdır."
Bahçeli’nin özellikle “Öcalan’ın statüsü ne olacak?” sorusunu gündeme taşıması, siyasi tartışmanın merkezine yerleşti.
“TARİHİ BİRLİKTE YAZALIM” ÇAĞRISI
DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da doğrudan çağrıda bulundu. Erdoğan’ın sürece ilişkin daha önce yaptığı “Bu süreci başarıyla tamamlayanlar tarihe geçecektir” sözlerine atıfta bulunan Bakırhan, “Biz de diyoruz ki tarih cesaret edenleri yazar. Gelin, bu tarihi birlikte yazalım” ifadelerini kullandı.




