Temel çok hastadır. Ancak etrafındakileri hasta olduğuna bir türlü inandıramaz.
“Uy uşaklar ben hastayım”
“Yok yav, maşallahın var, turp gibisin”
“Etmeyin uşaklar ben gidiciyim”
“Sen hepimizi gömersin, eski topraksın sen”
Gün gelir bizim Temel ölür. Mezar taşına da şunu yazdırır; “Ula hastayım, hastayım dedim hiçbiriniz inanmadınız. E..şimdi ne oldi”
* * * * * *
Ödüllü iş adamımız, değerli ihracatçımız ve bilimum ticaret üstadımız, saygıdeğer eniştemiz Reza Bey ABD’de tutuklandı. Elin Coni’si bize benzemez, bülbül gibi öttürdü. Doğal olarak ucu geldi bize dayandı. Zamanında; “Yolsuzluk var, rüşvet var, dalavere var, bu şahıs ve bakan çocukları alengirli işler çevirdi, adalet gereğini yapsın” dendi. Dediler ki; “Bu paralelin bir oyunudur, bu bir darbe girişimidir, bu saygıdeğer iş adamımıza ve bakanlarımıza atılan bir çamurdur”
Gün geldi berberin koltuğuna oturunca, herkesin saçı önüne döküldü. Hani çok değerli şahsiyetti. Hani sütte leke var bu arkadaşta yoktu. Hani darbe girişimi, her şey bir tezgahtı, hani bu bakanlarımızın alnı ak, başı dikti…”Eee..şimdi ne oldi”
* * * * * * *
ÇANAK ÇÖMLEK PATLADI
Kime dokunsak; “Haymana da sosyal faaliyet yok, efendime söyleyeyim, sinema, tiyatro yok, biz öyle bir sanat aşığıyız ki, taa Ankara’lara gidip tiyatro seyrediyoruz” diye, ala aşağı ver yukarı sallıyorlardı.
Geçen Cumartesi günü “Tahta Çanak” isimli, değerli sanatçılardan oluşan bir ekiple, güzel bir oyun sahnelendi, Kültür Merkezinde. Her şey çok güzeldi ama, 500 kişilik salonda 150 kişi ya vardı, ya yoktu. Espri, dram, sanat hepsi vardı da, bir tek sanat aşığı güruh, sosyal yaşam delisi cenah, taa Ankaralara kadar giden tiyatro aşığı vatandaşlar yoktu.
Efendim; “O gün Beraat Kandiliydi de ondan gelmedik” İyi de ne lakası var. Tiyatroda dine halel getiren bir durum mu vardı? Tiyatro seyredince abdestiniz mi bozuluyordu? Yellenmeye alışmış şeye arpa ekmeği bahane. Ölümüne sosyal etkinlik isteyenler, ayağınıza kadar hem de beleş tiyatro geldi. Geldi de ne oldi?
* * * * * *
HEM MİLLİ, HEM YERLİ
23 Nisan o zamanki Kurtuluş Savaşında ölen şehit çocukları için hediye edilmiş bir bayramdı. Hem de çocuklara armağan edilen dünyadaki tek etkinlik. Başka hiçbir yerde yok.
19 Mayıs bir milletin kaderinin çizildiği ve memleketin geleceği Gençlere armağan edilen bir bayram.
Eskiden bando sesleri ile Haymana inlerdi, herkesin heyecandan içi titrer, çocuğunu kapan aileler coşkuyla, merakla, sevinçle futbol sahasına koşardı, gençlerin heyecanla ve azimle hazırladıkları gösterileri izlemek için. Ortalık panayır yerine döner, o gün milli duygular tavan yapardı.
Tüm bunlar unutturuldu derken İstanbul’un Fethi Şöleni yapıldı. Coşku vardı, gurur vardı, miting vardı, milli manevi herşey vardı, Vardı da orada Türk bayrakları yerlere atıldı, üzerine oturuldu, üzerine çekirdek çiğnendi. Görüldü ki, cümbüşle, harala güreleyle milli ve yerli olunmuyor. Bayrağa saygısı olmayanın ne vatana, ne millete saygısı olur.
Neyse, gün geldi ne kadar milli bayram varsa içi boşaltıldı, sıradanlaştı ve ilerde kaldırılacak şekilde anlamsızlaştırıldı. Bu bizim bayramlarımız, elalemin paskalya bayramı değil, cadılar bayramı hiç değil, öz be öz bu milletin bayramı. Hem milli, hem yerli. E..hani milli ve yerli olunca mangalda kül bırakmayanlar, e..bu bizim bayramlarımıza ne oldi?
HAFTANIN SÖZÜ; Asıl oruç kul hakkı yememektir ve 12 ay kesintisiz tutulur.
HAFTANIN HABERİ: Orucun başlamasına sayılı günler kala, “abi oruç tutacağım ama antibiyotik kullanıyorum, doktor sakın tutma” dedi modası günden güne çoğalmaya başladı.
SAYGILARIMLA