Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporlarını görüşmek üzere Komisyon Başkanı Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da katıldığı toplantıda milletvekilleri bütçeye ilişkin değerlendirmelerini dile getirdi. Yılmaz, konuşmaların ardından yöneltilen soruları yanıtladı.

Milletvekillerinin yapıcı eleştirilerinden yararlanacaklarını belirten Yılmaz, 2027 yılı bütçesinin hazırlanmasında emeklilere yönelik desteklerin öncelikli başlıklar arasında yer aldığını söyledi. Yılmaz, emekli aylıklarına ilişkin yaklaşımını şu sözlerle açıkladı:

"Bu 2027 yılı bütçemizde özellikle emeklilerimizi önceliklendirdik. Bütçemizi hazırlarken emeklilerimize enflasyonla gelecek artışın daha üstünde bir imkan sağlamayı esas alarak bir bütçemizi hazırladık."

Bütçe açığına ilişkin hedeflerde de bu yaklaşımın etkili olduğunu belirten Yılmaz, yıl sonu için yüzde 3,1 olarak öngörülen bütçe açığının gelecek yıl yüzde 3,5 seviyesinde planlandığını ifade etti. Bütçe imkanlarının emekliler lehine en üst düzeyde değerlendirilmesi için çalışacaklarını kaydetti.

EMEKLİ AYLIKLARI İÇİN TEKNİK ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR

Emeklilere yönelik çalışmanın yalnızca en düşük emekli aylığı alanlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Yılmaz, daha geniş kapsamlı bir düzenleme üzerinde durulduğunu belirtti. İlgili kurumların farklı seçenekler üzerinde çalıştığını söyleyen Yılmaz, hazırlıkların henüz tamamlanmadığını aktardı. Yılmaz, enflasyona bağlı otomatik artışların dışında emeklilere yönelik ilave düzenlemelerin yasal çerçevede ele alınması gerektiğini belirterek, hakkaniyet ve adalet ilkelerinin gözetileceğini söyledi.

A W819823 01

Türkiye'de emekli aylıklarına yapılan artışlarda farklı emekli grupları için farklı yasal ve hesaplama esasları uygulanıyor. Bu nedenle enflasyon kaynaklı dönemsel artışlar ile bunların dışında yapılabilecek ilave iyileştirmeler birbirinden ayrılıyor. Yılmaz'ın açıklaması, 2027 yılına yönelik ilave düzenlemenin kapsamı ve tutarı konusunda henüz kesinleşmiş bir karar bulunmadığını ortaya koydu.

DEVLETİN EKONOMİDEKİ ROLÜ YENİDEN TANIMLANMALI

Dünyada yapay zekâ öncülüğünde hızlanan dijitalleşme ve teknolojik dönüşümün ekonomik dengeleri değiştirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye'nin küresel rekabette güçlü kalabilmesi için kamunun rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Korumacı politikaların ve devletlerin ekonomik süreçlere daha fazla müdahil olduğu bir döneme girildiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye'nin de bu değişime uygun politikalar geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye ekonomisinin son 25 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü belirten Yılmaz, 2020-2025 dönemindeki ortalama büyümenin ise yüzde 5,2 olduğunu ifade etti. Her iki dönemde de Türkiye'nin dünya ortalamasının üzerinde büyüme performansı gösterdiğini dile getirdi.

KAMU BORCU VE REZERVLER EKONOMİK DAYANIKLILIĞIN PARÇASI

Türkiye'nin kamu borcunun milli gelire oranının yaklaşık yüzde 22 düzeyinde olduğunu belirten Yılmaz, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle karşılaştırıldığında bu oranın Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi. Yılmaz, Türkiye'nin yaklaşık 170 milyar dolarlık rezervi bulunduğunu belirterek bankacılık sisteminin sermaye yeterliliği açısından da güçlü bir yapıya sahip olduğunu kaydetti. Bu unsurların dış şoklara karşı ekonomiye destek sağladığını ifade etti.

Kamu borcunun milli gelire oranı, bir ülkenin ekonomik şoklara karşı mali hareket alanını değerlendirmede kullanılan göstergeler arasında yer alıyor. Bununla birlikte ekonomik dayanıklılık; enflasyon, dış finansman ihtiyacı, rezervlerin niteliği ve bütçe dengesi gibi farklı unsurlarla birlikte değerlendiriliyor.

A W819823 02

YERLİ ÜRETİM VE TEDARİK GÜVENLİĞİ VURGUSU

2027 bütçesini "dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi" olarak nitelendiren Yılmaz, küresel ekonomide kritik ham maddeler ve teknolojiler üzerindeki kontrolün giderek daha fazla önem kazandığını belirtti.

Türkiye'nin yerli üretim kapasitesini artırması, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmesi ve farklı pazarlara erişimini güçlendirmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın uzun vadeli kalkınma politikalarının temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Yılmaz, günümüzde ürünlerin yalnızca düşük maliyetle temin edilmesinin yeterli olmadığını, ihtiyaç duyulan ürünlere uzun vadede ve güvenilir biçimde erişebilmenin de önem taşıdığını dile getirdi.

SOSYAL HARCAMALAR VE SOSYAL DEVLET TARTIŞMASI

Sosyal harcamalardaki artışa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, Türkiye'nin sosyal devlet anlayışını güçlendirdiğini savundu. Valiliklerin düzenli yardımlarından 65 yaş üstü vatandaşlara sağlanan aylıklara, engellilere yönelik hizmetlerden sosyal konut projelerine kadar birçok alanda desteklerin artırıldığını söyledi. Yılmaz, sosyal harcamalardaki yükselişin yalnızca yoksulluk göstergeleriyle açıklanamayacağını belirterek, sosyal devlet anlayışının güçlendirilmesinin de bu artışta etkili olduğunu ifade etti.

Sosyal harcamalar, gelir desteği ve sosyal hizmetlerin yanı sıra dezavantajlı grupların ihtiyaçlarının karşılanması ve kamu hizmetlerine erişimin artırılması açısından önem taşıyor. Bu harcamaların toplumsal refaha etkisi değerlendirilirken gelir dağılımı, yoksulluk oranları ve desteklerin kapsamı gibi göstergeler de dikkate alınıyor.

ATIL İŞ GÜCÜ İÇİN ÇOK YÖNLÜ TEDBİRLER

İşgücü piyasasına ilişkin değerlendirmesinde atıl iş gücündeki artışa değinen Yılmaz, bu konunun Orta Vadeli Program'da da yer aldığını belirtti. Atıl iş gücünün yalnızca işsizlerden oluşmadığını ifade eden Yılmaz, çalışma hayatına katılımın ve üretim kültürünün güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle genç kuşaklarda emek vererek gelir elde etmenin öneminin vurgulanması gerektiğini dile getirdi.

A W819823 03

İşgücü piyasasında atıl kapasite, işsizlerin yanı sıra çalışmaya hazır olduğu halde iş aramayanlar ile mevcut çalışma süresini artırmak isteyen bazı grupları da kapsayan daha geniş bir çerçevede ele alınıyor. Bu nedenle atıl iş gücü göstergesi, yalnızca işsizlik oranından farklı bir tablo ortaya koyabiliyor.

FAİZ GİDERLERİ VE VERGİ ADALETİ GÜNDEMDE

Bütçedeki faiz giderlerine ilişkin konuşan Yılmaz, özellikle depremle bağlantılı harcamaların borçlanma üzerindeki etkisi nedeniyle faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yüzde 14 seviyelerine çıktığını belirtti. Oranın orta vadede gerilemesini beklediklerini kaydetti.

Vergi politikalarında adaletin gözetildiğini ifade eden Yılmaz, tüketim üzerinden alınan vergilerde geniş kesimlerin harcama yapısını dikkate aldıklarını ve lüks ürünlerde daha yüksek vergi uygulandığını söyledi. Vergi sisteminde dolaylı ve dolaysız vergilerin toplam içindeki payı, gelir gruplarının vergi yükü ve kamu gelirlerinin dağılımı vergi adaletine ilişkin tartışmaların temel başlıkları arasında bulunuyor.

YATIRIM FONLARINDAKİ TASFİYE SÜRECİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

Yılmaz, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin ardından bazı yatırım fonlarına ilişkin başlatılan tasfiye ve inceleme süreçleri hakkında da bilgi verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerekli kararların alındığını belirten Yılmaz, Devlet Denetleme Kurulu'nun incelemelerini sürdürdüğünü, adli makamların da soruşturma ve tedbir süreçlerinde görev yaptığını ifade etti.

Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonları için yürütülen işlemler kapsamında, 23 Ekim itibarıyla 93 fon üzerinden 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar lira ödeme yapıldığını bildirdi. A1 Capital, Bulls, Pardus ve Hedef şirketleriyle bağlantılı fonların ödemelerine değinen Yılmaz, sürecin diğer fonlar bakımından da devam ettiğini söyledi. Tera, Pusula ve Atlas ile bağlantılı tasfiye süreçlerine ilişkin hazırlıkların sürdüğünü belirten Yılmaz, sorumlu kuruluşların işlemleri yürüttüğünü kaydetti.

A W819823 04

1 MİLYON LİRAYA KADAR ÖDEMELER İÇİN TAKVİM AÇIKLANDI

Olağanüstü tasfiye kapsamındaki ödemeler hakkında konuşan Yılmaz, 1 milyon liraya kadar olan ödemelerin İş Bankası ve Ziraat Bankası aracılığıyla başlatılmasının planlandığını belirtti. Ödemelerin düşük tutarlardan yüksek tutarlara doğru ilerleyeceğini ifade eden Yılmaz, nakit kaynaklar ve kısa sürede nakde çevrilebilecek varlıklar üzerinden işlemlerin hızlandırılacağını söyledi.

Yılmaz, sürecin kasım ayı ortalarına kadar tamamlanmasının hedeflendiğini belirterek, 1 milyon liraya kadar olan ödemeler bakımından geriye kalan net yatırım tutarının 125 milyar lira düzeyinde olduğunu aktardı.

Ödemelerin üç temel kaynaktan karşılanacağını ifade eden Yılmaz, bunların fonların mevcut varlıkları, haksız kazanç elde edenlerden geri alınan tutarlar ve yargı süreçlerinde tedbir konulan varlıklar olduğunu söyledi. Geri kazanılan tutarın bir gün önce itibarıyla 11 milyar liraya ulaştığını belirten Yılmaz, bu miktarın artmasını beklediklerini kaydetti.

Ankara'da ev sahibi olmak için gereken gelir ortaya çıktı
Ankara'da ev sahibi olmak için gereken gelir ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Tedbir konulan varlıkların tasfiyesinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) rolüne de değinen Yılmaz, ilgili yasal düzenlemeyle varlıkların nakde çevrilmesi ve yatırımcılara ödeme yapılması sürecinin hızlandırılmasının amaçlandığını ifade etti.

“MEŞRU YATIRIMCIYLA MANİPÜLATÖRÜ BİRBİRİNDEN AYIRALIM”

Sermaye piyasalarının desteklenmesi ve yatırımcıların korunması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, fonlara veya hisse senetlerine yatırım yapmanın suç gibi gösterilmesine karşı çıktı. Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Bu ülkeyi seviyorsak, bu ülkenin kalkınmasını istiyorsak sermaye piyasalarımızı desteklememiz lazım. Sağlıklı çalışan meşru yatırımcıyı desteklememiz lazım. Sermaye piyasalarına yatırım yapmanın, bir fona yatırım yapmanın veya hisse senedi almanın suçmuş gibi gösterilmesi yanlış bir yaklaşım. Hırsızlarla, yolsuzlarla, fon vurguncularıyla ve manipülatörlerle sonuna kadar mücadele edelim ama yatırımcıları da koruyalım. Meşru yatırımcıyla manipülatörü birbirinden ayıralım. Ayırmazsak meşru yatırımcıya da bu ülkenin kalkınma sürecine de zarar vermiş oluruz"

2027 BÜTÇE TEKLİFİ KOMİSYONDA KABUL EDİLDİ

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarının ardından 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda oylanarak kabul edildi. Tekliflerin yasama sürecindeki bir sonraki aşaması, TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeler olacak.

Kaynak: Haber Merkezi