Denizolgun’un kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile yeğeni Hilmi Tuna Kuriş’e, eski bakanın cep telefonunu yok ettikleri suçlaması yöneltildi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Ölümünden 10 yıl sonra yeniden ele alınan dosyada, elde edilen yeni deliller doğrultusunda 6 kişi hakkında ayrı ayrı iddianameler düzenlenerek kamu davaları açıldı.
Denizolgun’un özel doktoruna “yalan tanıklık”, üç Adli Tıp Kurumu personeline “belgede sahtecilik”, iki aile üyesine ise “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamaları yöneltildi.
Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri, Denizolgun’un ölümü sırasında üzerinde bulunan cep telefonunun akıbeti oldu. Ölü muayenesinin ardından tereke hâkimliği aracılığıyla teslim edildiği anlaşılan ve teknik incelemeden geçirilmediği belirtilen cihazın kaybolduğu ortaya çıktı.
Başsavcılık, soruşturma açısından önem taşıyabilecek mesaj, fotoğraf ve notları içerdiği belirtilen telefonun kasıtlı olarak yok edildiği değerlendirmesiyle Denizolgun’un kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve yeğeni Hilmi Tuna Kuriş hakkında dava açtı.
Alihan Kuriş’in annesi ve kardeşi olan sanıkların, Türk Ceza Kanunu’nun 281/1 maddesi kapsamında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan cezalandırılmaları istendi.
Soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenen avukat Abdurrahim Çelik, tereke eşyalarını bir çuval içerisinde teslim aldığını söyledi.
Çuvalın içeriğini kontrol etmediğini belirten Çelik, Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle eşyaları Kısıklı’daki bir adrese götürdüğünü ve burada bulunan bir görevliye teslim ettiğini ifade etti.
Telefonun akıbeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen başka bir dosya kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in evinde yapılan aramalarda da gündeme geldi.
Arama tutanaklarında cihazın bulunamadığının görülmesi üzerine telefonun IMEI bilgileri ve görselleri, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderildi. Emniyetin 30 Eylül 2026 tarihli tutanağında, cihazın izine ulaşılamadığı belirtildi.
Denizolgun’un ölümünün 2016 yılında beyin kanamasına bağlı doğal ölüm olarak kayda geçirilmesine ilişkin işlemler de soruşturma kapsamında ele alındı.
Tutuklu bulunan özel doktor N.D. hakkında “yalan tanıklık” suçlamasıyla kamu davası açıldı. Adli Tıp Kurumu personeli İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. hakkında ise “belgede sahtecilik” suçlamasıyla iddianame düzenlendi.
Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş hakkında açılan delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme davalarıyla birlikte, kamu davası açılan kişi sayısı 6 oldu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrinde daha önce inceleme yapılmıştı.
Başsavcılığın talimatıyla 19 Ağustos’ta fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.