Sergide figürler, kompozisyonlar ve sahneler yalnızca biçimsel unsurlar olarak değil, bireysel ve kolektif varoluşun gerilimlerini taşıyan düşünsel yapılar olarak ele alınıyor. Figürler arasındaki yakınlık, mesafe, karşılaşma, ayrışma ve birlikte var olma halleri; iletişim ve iletişimsizlik, bireysellik ve kolektiflik, varoluş ve zamansallık gibi kavramların görsel karşılıklarını oluşturuyor.

“Ben”, “biz” ve “öteki” arasındaki ilişki
Özgür Eryılmaz, sergi manifestosunda insanın başka insanlarla birlikte var olmasının beraberinde bir iç içelik ve karşılaşma hali getirdiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda “ben”, “biz” ve “öteki” kavramlarının birbirleriyle sürekli değişen bir ilişki içerisinde olduğunu belirten sanatçı, özne ile öteki arasındaki sınırların da sabit olmadığını ifade ediyor.

Eryılmaz, tekil figürlerin yanı sıra figür gruplarına yönelmesinin ardında bu düşünsel zeminin bulunduğunu belirtiyor. Sanatçıya göre figürlerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler, farklı bireysel ve toplumsal deneyimlerin görsel olarak karşılaşmasına imkân sağlıyor.

Farklı zaman katmanları aynı düzlemde
“Eş Zaman İnsan”ın temel meselelerinden birini ise zaman kavramı oluşturuyor. Eryılmaz, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında doğrusal bir ilerleme fikrine dayanan zaman anlayışı yerine, farklı zaman katmanlarının aynı anda var olabildiği bir “zaman-imge” anlayışına yöneldiğini aktarıyor.

Sanatçı, bu yaklaşımını Gilles Deleuze’ün “zaman-imge” düşüncesiyle ilişkilendirerek zamanı yalnızca olayların art arda sıralanması olarak değil, farklı zaman katmanlarının birbirine eklemlendiği ve eşzamanlı olarak görünürlük kazanabildiği bir yapı olarak ele alıyor.

Eryılmaz’ın “topolojik zaman” olarak ifade ettiği bu yaklaşım, figüratif kompozisyonların geçmişi, şimdiyi ve geleceği aynı düzlemde taşımasına olanak sağlıyor. Böylece insanlığın farklı tarihsel dönemlerine yapılan göndermeler ile içinde bulunulan anın varoluşsal deneyimi aynı kompozisyon içerisinde buluşuyor.

Figür ve mekân arasında diyalektik ilişki
Sanatçının çalışmalarında gerçekliği olduğu haliyle yeniden üretmek yerine, gerçekliğin içerisine dâhil olarak ya da onun karşısında konumlanarak eleştirel bir düşünme süreci yürütme anlayışı da dikkat çekiyor.

Bu yaklaşım doğrultusunda figüratif yapılar ile geometrik ve soyut mekânsal yapıların bir aradalığı, yalnızca estetik bir karşıtlık olarak görülmüyor. Organik figüratif yapılar ile geometrik mekân kurguları, Eryılmaz’ın ifadesiyle diyalektik bir düşünme biçiminin görsel karşılıklarını oluşturuyor.

Figür, bu anlayışta yalnızca insan bedeninin temsili olmaktan çıkarak düşüncenin, belleğin, tarihin ve toplumsal deneyimin taşıyıcısına dönüşüyor. Geometrik mekân ise figürü çevreleyen pasif bir fon olmanın ötesine geçerek figürle ilişkiye giren, onu dönüştüren ve anlamını yeniden üreten bir yapı olarak ele alınıyor.

“Evrensel insan” fikri
Eryılmaz’ın sanatsal araştırmasında “evrensel insan” kavramı da önemli bir yer tutuyor. Sanatçı, belirli bir kimliğin, kültürün veya bireysel hikâyenin doğrudan temsili olmayan figürler aracılığıyla, insan deneyiminin ortak ve değişken katmanlarını görünür kılmayı amaçlıyor.

Bu anlayışta figür, belirli bir coğrafyaya ya da tarihsel döneme ait olmaktan çıkarak farklı zamanların, kültürlerin ve toplumsal deneyimlerin kesiştiği düşünsel bir alana dönüşüyor.

Sanatçı, çalışmalarını insanı belirli bir sonuç üzerinden tanımlayan tamamlanmış bir düşünce olarak değil, insanın “oluş halini” görünür kılmaya yönelik bir araştırma alanı olarak değerlendiriyor. Figürler, mekânlar ve zaman katmanları arasındaki ilişkiler aracılığıyla birey ile toplum, ben ile öteki, geçmiş ile şimdi, gerçeklik ile kurgu, organik ile geometrik ve öznel ile nesnel arasındaki sürekli hareketi görünür hale getirmeyi amaçlıyor.

İzleyiciye açık bir düşünce alanı
Eryılmaz, çalışmalarında tamamlanmış ve tek bir açıklamaya indirgenebilecek bir düşüncenin görsel karşılığını üretmekten ziyade, yoruma açık ve yeni anlam ilişkilerinin kurulabileceği bir sanatsal alan oluşturmayı önemsiyor.

Bu doğrultuda izleyicinin kendi deneyimi, belleği ve düşünsel konumlanışı üzerinden eserlerle yeni ilişkiler kurabilmesine alan açmayı hedefleyen sanatçı, yapıtların kesin bir sonuca ulaşmasından çok, düşüncenin yeniden üretilebileceği bir açıklık taşımasını değerli buluyor.

“Eş Zaman İnsan” sergisi, bu düşünsel yaklaşım doğrultusunda insanın bireysel ve toplumsal varoluşunu farklı zaman katmanları, figürler ve mekânlar üzerinden ele alan çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergi, 25 Ekim 2026 tarihine kadar CerModern’de sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Yorumlar
Editör Hakkında