Kuru bir kalabalıktır nüfus. Sırf İller Bankasından 3-5 kuruş daha fazla gelecek diye nüfusu çoğaltmaya çalışmak anlamsızdır. Kim gelecek Haymana’ya? Köyünde yaşayanlar. Ee..Köyler boşaldığı zaman şehir merkezinin ne anlamı kalacak? Köylüyü köyünde tutmak gibi bir maksat gütmek yerine, “koşun gelin büyükşehir’e medeniyet burada” demek kadar saçma bir çağrı olamaz.
Eğer kalabalık olmaksa maksat, 2 milyon Suriyeliyi çağıralım, hepsi buraya gelsinler. Hep beraber dileniriz. Kuru kalabalık olmak çözüm değil. Sap değil dane lazım bize. Büyümeyi; sanayileşme ya da başka istihdamlarla sağlayamadıktan sonra, ışığı gören gelse ne olacak? Az aç’tan, çok aç’a dönecek şemsiye o kadar. Görmek lazım. Göze giren şemsiyede açılmıyor, biliyorsunuz..
Gelen insanlara iş-aş-ekmek veremedikten sonra, sosyal kültürel ve eğitim olarak hizmet yağdıramadıktan sonra, durmasın gelsinler. Avrupa’da şehirler küçülüyor. Neden? Çünkü şehir nüfusu besleyemiyor. Sen şehir olarak nüfusu beslemez isen, o insanlar şehri kemirmeye başlar.
Hele umut tacirliği ile insanları köyünden kopararak büyük şehirlere çekmek, mafyalığa, illegaliteye, hırsızlığa ve her türlü kanun dışı mecralara zemin hazırlamaktır.
Belediyenin kapısında iş dilenmek, birkaç vasıfsız işe binlerce talip yaratmak, olmayan bebeye don biçmektir. Makarna-bulgur ile, bir ton kömür ile insanların onurlarını ve yaşama haklarını yerle yeksan etmektir ki, bu çok tehlikelidir. Sonra oluşacak tüm yasa dışı faaliyetlerde birinci sorumlu olmaktır.
İstanbul’un bile taşının toprağının altın olmadığını insanlar anlayalı beri; kapkaççı, her türden uyuşturucunun esiri, etini satan, ruhunu peşkeş çeken, yeni yeni ucube nesiller yetişiyor. Biz hangi geçerli akçeye güvenip çoğaltmaya kalkıyoruz nüfusu, anlamak güç.
“Ne iş olsa yaparım abii” feryatları bile havada kalıyor, çünkü vereceğin sıradan bir işe onlar, yüzler hatta binlerce kişi talip oluyor. Vasıflı işler var, vasıflı elemanımız yok. Vasıfsız işlere hangisini yerleştireceksin? Hem doğurarak hem bölünerek çoğalıyoruz zira.
Ankara’nın zengini, kodamanı buraya gelip bir faaliyette bulunmuyorsa, es kaza trilyonluk tesis yapanlar iş gücünü dışarıdan karşılıyorsa bu işte bir terslik var.
Bu terslik muhtemelen eğitimdedir. Buraya Turizm Otelcilik ile alakalı bir bölüm açılıp, eğer yapılacaksa, yeni otellere eleman yetiştirmektedir. Turizm şehrine; rehber, tarihçi, danışman, lisanı düzgün, diksiyonu yerinde, yüksekokul mezunu acar çocuklar yetiştirmektir. Torna-tesviye bölümü ile nereye kadar gider bu iş? Ya da 112 servisine ara eleman yetiştirmek ne kadar yaramıza pansuman olur? Oturup tartışmak lazım.
Nüfusu bu şekilde artan şehrin dertleri de, aynı oranda artar. İnsanları buraya çekerken, burnunu çekip bir kenarda otursunlar, devlet ne verirse onunla yetinsinler diye olmamalı işler. Ya artan nüfusa göre bir iş lazım, ya da iş oranında insan gücüne göre nüfusu artırmak lazım. Yoksa “saldım çayıra, Mevlam kayıra” bir büyüme, büyüme değil ancak sorunların büyümesi ile eşdeğer olur. Bu işin fıtratında böyle bir şey yok, bakmayın FITRAT ezbercilerine.
HAFTANIN SÖZÜ: Aynı çukura iki defa düşüyorsan, artık suç, o çukuru açanda değildir.
HAFTANIN HABERİ: ABD’den Haymanaya dönen M.H (49) soranlara Amerikayı anlattı; “Çok zengin memleket canım, bebelerin cebinde bile Dolar var”.
SAYGILARIMLA