Gözlerde kızarıklık, kirpik diplerinde kabuklanma ve ekran karşısında artan yanma hissi farklı sorunların belirtisi olabiliyor. Göz kuruluğu, göz kapağı iltihabı ve dijital göz yorgunluğu benzer şikâyetlerle ortaya çıkarken, doğru tedavi için belirtilerin nedeninin belirlenmesi gerekiyor.
Bilgisayar ve telefon karşısında uzun süre geçirmek, kuru ortamda bulunmak veya göz kapaklarındaki yağ bezlerinin işlevinin bozulması, gözlerde rahatsızlığa yol açabiliyor. Günlük yaşamı etkileyen yanma, batma ve kızarıklık şikâyetleri bazen dinlenmeyle azalırken, tekrarlayan belirtiler göz muayenesi gerektirebiliyor.
Mayo Clinic’in bilgilendirmesine göre göz yorgunluğu çoğunlukla dinlenme ve çalışma koşullarının düzenlenmesiyle hafifliyor. Ancak şikâyetlerin arkasında göz kuruluğu veya düzeltilmemiş bir görme kusuru da bulunabiliyor.
GÖZ KURULUĞU NEDİR, NEDEN OLUR?
Göz kuruluğu, gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi veya göz yüzeyini koruma işlevini gerektiği gibi yerine getirememesiyle ortaya çıkıyor. Gözyaşının çok hızlı buharlaşması da bu soruna neden olabiliyor.
ABD Ulusal Göz Enstitüsüne göre batma, yanma, gözde kum veya yabancı cisim varmış hissi, kızarıklık ve bulanık görme sık karşılaşılan belirtiler arasında bulunuyor. İleri yaş, kontakt lens kullanımı ve Sjögren sendromu gibi bazı otoimmün hastalıklar riski artırabiliyor. Uzun süre ekrana bakmak da kuruluğa katkıda bulunabiliyor.
GÖZÜN SULANMASI KURULUĞU DIŞLAMIYOR
Gözlerde sulanma olması, gözyaşının göz yüzeyini yeterince koruduğu anlamına gelmiyor. Göz kapağındaki yağ bezleriyle ilgili sorunlar ve gözyaşı tabakasının yapısındaki bozulma, hem kuruluk hissine hem de sulanmaya neden olabiliyor.
Bu nedenle sulanma, yanma ve kirpik diplerinde kabuklanmanın birlikte görülmesi durumunda göz kapaklarının da değerlendirilmesi önem taşıyor.
KİRPİK DİPLERİNDE KABUKLANMA NEYİN BELİRTİSİ?
Göz kapağı iltihabı olarak bilinen blefarit, kapak kenarlarında kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve hassasiyet oluşturabiliyor. Kirpik diplerinde kepek benzeri birikintiler ve sabahları göz kapaklarının birbirine yapışması da görülebiliyor.
Kapak kenarlarındaki bakterilerin aşırı çoğalması, yağ bezlerinin tıkanması veya işlev bozukluğu hastalıkta rol oynayabiliyor. Kepeklenme ve rozasea gibi cilt sorunları da blefaritle ilişkili olabiliyor.
Blefarit genellikle bulaşıcı değil. Ancak tekrarlayabildiği için belirtiler azalsa bile düzenli bakım gerekebiliyor.
GÖZ KAPAĞI İLTİHABI NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Tedavinin temelinde göz kapağı kenarlarının düzenli ve nazik biçimde temizlenmesi bulunuyor. Temiz bir bezle kapalı göz kapağına uygulanan ılık kompres, kabukların yumuşamasına yardımcı olabiliyor. Uygulamanın yakacak sıcaklıkta olmaması gerekiyor.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, belirtiler sürerken kontakt lens ve göz makyajına ara verilmesini öneriyor. Düzenli temizliğe rağmen düzelmeyen veya kötüleşen şikâyetlerde muayene gerekiyor. Hekim, gerekli durumlarda antibiyotikli tedavi düzenleyebiliyor; her kapak iltihabında antibiyotik gerekmiyor.
UZUN SÜRE EKRANA BAKMAK GÖZLERİ NASIL ETKİLİYOR?
Ekran karşısında çalışırken göz kırpma sıklığı azalabiliyor. Bu durum göz yüzeyinin yeterince nemlenmesini güçleştirerek kuruluk, yanma ve batmayı artırabiliyor.
Ekrandaki yansımalar, uygun olmayan izleme mesafesi, küçük yazılar ve uzun süre kesintisiz yakın mesafeye odaklanmak da göz yorgunluğuna katkıda bulunuyor. Gözlerde yorgunluk hissine baş ağrısı, odaklanma güçlüğü ve boyun-omuz ağrıları eşlik edebiliyor.
Dijital göz yorgunluğu çoğunlukla kalıcı göz hasarı anlamına gelmiyor. Bununla birlikte dinlenmeye rağmen devam eden yakınmaların yalnızca ekran kullanımına bağlanmaması gerekiyor.
20-20-20 KURALI NEDİR?
Ekran kullanımında düzenli mola vermek için önerilen yöntemlerden biri 20-20-20 kuralı. Buna göre her 20 dakikada bir, en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakılması öneriliyor.
Monitörün yaklaşık bir kol mesafesinde tutulması, üst kenarının göz hizasında veya biraz altında bulunması ve yazı boyutunun rahat okunacak şekilde ayarlanması da yardımcı olabiliyor. Ekran yansımalarının azaltılması ve bilinçli olarak daha sık göz kırpılması, çalışma sırasında alınabilecek diğer önlemler arasında yer alıyor.
GÖZ KURULUĞUNDA TEDAVİ NASIL BELİRLENİYOR?
Göz muayenesinde gözyaşının miktarı, göz yüzeyinde kalma süresi ve göz kapaklarının yapısı değerlendirilebiliyor. Hafif kurulukta suni gözyaşı damlaları kullanılabilirken, daha belirgin hastalıkta farklı tedaviler gerekebiliyor.
Duman, doğrudan yüze gelen klima veya vantilatör havasından kaçınmak ve ekran molaları vermek de şikâyetleri azaltabiliyor. Şiddetli göz kuruluğu tedavisiz kaldığında korneaya zarar verebildiği için günlük yaşamı etkileyen belirtilerin değerlendirilmesi gerekiyor.
Kızarıklık giderici damlalar ise suni gözyaşıyla aynı işlevi görmüyor. Mayo Clinic, bu ürünlerin bazı kişilerde kuruluk belirtilerini kötüleştirebileceğine dikkat çekiyor. Damla seçiminin gözün ihtiyacına göre yapılması önem taşıyor.
HANGİ BELİRTİLERDE BEKLEMEDEN DOKTORA BAŞVURULMALI?
Kızarıklığa şiddetli göz ağrısı, ani görme değişikliği, görme kaybı veya ışığa bakarken ağrı eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekiyor. Kızarık gözle birlikte şiddetli baş ağrısı ve bulantı bulunması da beklenmemesi gereken belirtiler arasında.
Kontakt lens kullanan kişilerde gelişen göz kızarıklığı, enfeksiyon açısından gecikmeden değerlendirilmelidir. Göz travması, göze yabancı cisim kaçması veya kimyasal temas da acil başvuru gerektiriyor.
Bu belirtilerde sorunu “kuruluk” ya da “ekran yorgunluğu” olarak kabul edip muayeneyi ertelememek gerekiyor.





