Yaşlı amcaya sorarlar; “Küresel ısınma hakkında ne düşünüyorsun?”
Amca der ki; “Valla sobanın yerini hiçbir şey tutmuyor”
Uzmanlar uyardı, İsviçreli bilim adamları kendini yırttı, bilim adamları altını çize çize bir hal oldu… bizde tedbir olarak “tık” yok.
“Mevsimler değişecek” dediler,” yazda kışı, kışta yazı yaşarsınız” diye haykırdılar, Bizi ilgilendiren tarafı ile “İç Anadolu da hiç görülmedik yağışlar olacak, cehennem sıcakları olacak, hortumlar görülecek” diye tepindiler, tınmadık.
Son günlerde öyle yağışlar oluyor ki, bir ayağı çukurda yaşlılar bile bu yaşlarına kadar böyle şey görmemişler. İyi de hadi onlar görmedi, koskoca yöneticiler buna nasıl tedbir almazlar? Anlamak mümkün değil?
Ankara her yağışta derya deniz oluyor. Yüzme bilmeyenlerin sokağa çıkması ölüme davetiye. İnsanlar arabalarında boğulup gidecekler neredeyse. E.. Melih Bey’e sorsan Ankara olarak dünya başkentiyiz. İstanbul’un, İzmir’in de birbirlerinden farkları yok. Onlar da 10 dakikalık yağmurda felç.
Bir yerel yönetim hep üst tarafa çalışıp alt’ı unutursa, gün gelir alt taraf su koyverir işte. Nitekim 60 günde falan yapılan köprülerle, giriş kapılarıyla, dinazor heykelleri ile olmuyor bu işler demek ki. Gün gelir yağmur ayıbını yüzüne yüzüne vurur kendine gelemezsin.
Siyasette sanki kutsal bir emir gibi büyük olsun, küçük olsun herkes oje, ruj derdinde. Büyükşehirden, en küçük bir beldeye kadar, herkes boya cila yapar, yapar ki gören görmeyen “çalışan belediye” görsün. Park yapar, kaldırım yeniler; kısacası dudak boyar, rimel sürer, gözlere sürme çeker, davetlerde kadınların lavaboda makyaj tazelemesi gibi, her gelen yeni yönetimde aynı makyajı tazeler durur. Maksat etrafa güzel görünmek. Ama bir su damlası rimeli akıtır, maymuna dönersin.
Haymana’da küresel ısınmadan elbette nasibini aldı. Hem nasibini aldı hem de boyunun ölçüsünü. Öbür tarafa gitmek için uzatmaları oynayan aynı yaşlılar burada da konuştu; “Bu yaşa geldim böyle yağış görmedim.” Daha dur bilim adamları felaket tellallığına kaldığı yerden devam ediyor, “neler olacak neler” diye ballandırıyorlar.
Onun için ne kadar yer üstünde çalışma yapılırsa daha da fazlası yer altına inmeli. Bu kanalizasyon, mazgal, yer altı tahliye boruları vakit geçirilmeden yenilenmeli, büyütülmeli. Bizde en son ne zaman yeraltında çalışma yapıldı hatırlamıyorum. Hatırlayan varsa hatırlatsın, hem bize hem de belediyemize. Nitekim artık yağmurlar eskisi gibi yağmadığına göre, eski yer altı da bu yükü kaldırmıyor. Geçen hafta mazgallar taştı, logarlar fışkırdı, dükkanları, evleri su bastı, vatandaş mağduriyetin en kallavisini yaşadı. Bu seller sular, oy zamanı köprü olup, yol-su olup sandığa girecek. Tez zamanda belediyemiz yer altına da inmeli, küresel ısınma gerçeği, iş kadar, aş kadar, ekmek kadar geleceğimizi tehdit ediyor, gereken tedbir alınmalı. En kısa zamanda yer altına çalışma yapılmalı. Yer üstü güzel olsun elbette, ama görenler; “yukarısı güzel ama, bir o kadar da yerin altında var” desinler.
HAFTANIN SÖZÜ; Diyanet halkı uyardı; “Siz sormadan ben söyleyeyim, sakız bu yılda orucu bozuyor”
HAFTANIN HABERİ; Yağmur duasına çıkma hazırlığındaki bir köy, başarılı bir operasyonla yakalanıp etkisiz hale getirildi.
SAYGILARIMLA