Seçimlerde birinci parti çıkmasına rağmen en büyük erozyon AKP de oldu. Tek başına iktidarlık gitti. Elbette diğer tarafta HDP bu seçimin en karlısı, yani sevinen tarafı. MHP ve CHP ise ne kazandık diyebiliyor, ne de kaybettik.
Seçimlerin ardından kahvehanelerde vatan kurtaran vatandaşlarda ikiye ayrıldı. Karşılıklı sandalyeler konuldu ve sandık sonuçları üç şekerli demli çay eşliğinde konuşulmaya, daha doğrusu tartışılmaya başlandı.
AKP seçmeni karşı tarafı suçlarken, karşı taraf kendi savunma refleksi ile cevap verdi.
Sordu AKP seçmeni:
“Şimdi hükümette kurulamıyor, ekonomi sallanmaya başladı, dolar uçtu, borsa düştü, ne olacak deyin bakayım?”
Karşı taraf cevapladı:
“Valla arkadaş sizin hükümetiniz bizzat dedi, eskiden kitap atılırken tepetaklak olan ekonomi bizim sayemizde 9 büyüklüğündeki depreme bile dayanıklı hale geldi diye, hani ne olursa olsun ekonomi sağlam temellerdeydi, şimdi sendeliyorsa 13 yıldır iktidar olan sizlersiniz, demek ki temel sağlam falan değilmiş”
Sordu AKP seçmeni;
“HDP yi meclise soktunuz, biz milliyetçiyiz dediniz, onlar terörist dediniz, şimdi zil takıp oynuyorsunuz, ne iş?”
Karşı taraf aldı sazı eline:
“Yav daha düne kadar İmralı ile konuşan siz, sınırda PKK dediklerinizi davul zurna ile karşılayan siz, açılımdır, çözümdür, Kürt sorunudur diye, hergün konuşan siz, şimdi HDP meclise girdi diye biz mi suçlu olduk?”
Sordu AKP seçmeni:
“Peki haydin bakalım şimdi hükümet düştü, memleket iktidarsız halde ne olacak?, AKP’nin neyini beğenmediniz?
Karşı taraf sandalyesinde ayağını değiştirip verdi cevabı:
“İyi de kazanırken milli irade, kaybedince neden halkın iradesi olmuyor? Demek ki hukukla oynanırken, yolsuzlukla mücadele edilirken, demokrasi askıya alınırken, işsizlik artarken, insanlar kutuplaşırken, özgürlük yasaklarla lavedilirken, asker, polis oradan oraya sürülürken, hep “bizimkiler yaparsa en iyisini, en doğrusunu yapar deyip” sustunuz. Her denileni onaylamasaydınız böyle olmazdı”
Tartışmadan sonuç alamayan kahvehane cemaati üçlü koalisyon kurarak “Hoşgil” oynamaya kaldığı yerden devam etti. Masada ki sineklerde beleş çaylarını yudumlarken; “La olum memleketi siz mi kurtaracanız lannn, oyununuza bakın” diye tartışmaya noktayı koydu.
HAFTANIN SÖZÜ: Anasının sütüyle adam olmayana, inek sütü ne yapsın.
HAFTANIN HABERİ: Son yağmurlarla denize dönen Haymana’ya, Havaalanından önce liman yapılması kararlaştırıldı.
SAYGILARIMLA.