Her 8 Martta bir kabahat işlemiş erkek refleksiyle evler, işyerleri kurumlar dolanır ve önüne gelen kadına çiçek verilir.
Haymana’da bunun anlamı “bizler sizleri yıllardır hep yok saydık. Bari birgünde olsa durumu kurtarmaya bakalım” dır.
Televizyonlarda her gün söylenen kadın cinayetleri, şiddet ve diğer unsurlara katılmakla birlikte ben işin “Haymana’da kadın olmak” tarafındayım.
Bakın her 5 yılda bir yerel seçim yapılır. Siz zirveye oynayan partilerden veya adaylardan hiç kadın Haymana Belediye Başkan adayı duydunuz mu? Bir tek geçen seçim Tülay Koç olmuştu HDP’den. Başka tarihte yazmıyor. Ya da adayların encümen listelerine bir bakın kaç tane kadın var? Ya da oda başkanlık seçimlerine. Orada aday adayı bile yok. Çıkmaz, çıkarılmaz. “Teklif dahi edilemez” ANA-yasanın değişmez maddeleri gibi. Adı ANA-yasa ama babalar belirler tüm kuralları.
En son oldukça aktif yönetici konumunda bir tek Fen İşleri Şefi Bediha Kadıoğlu’nu gördü bu topraklar. Muhtemelen bir daha da uzun süre görmez. O da bir rüzgar gibi geldi geçti.
Yine her yerel seçimde Kadınlar Lokali veya ona benzer ağızlara bir parmak bal tarzı birkaç proje hızlıca söylenir geçer. Ne kazananın aklına gelir bir daha ne de kaybeden “Hani yapacaktın” diye hatırlatır. Topyekün Alzaymırlı hasta gibi unutkanlığımız depreşir. Yine erkeklerin işgalindeki sanayiler, işyerleri hatta mezbahalar akla gelirde, kadınların esamesi okunmaz.
Haymana’da kadın olmak hayat maçına 5-0 geriden başlamaktır. Evde oturmak ve dışarıdan gelecek ekmeği beklemekten ibarettir tüm kader çizgisi. Sosyalleşmek uzak, çetrefilli ve neredeyse hiç olmayacak bir ütopyadır Haymana kadınına. Eskiden festivallerde senenin 2 günü el çırpar, bir sene idare ederlerdi sosyalleşme adına. Ellerine de çoktu yüzlerine de; “saçı uzun aklı kısa, eksik eteklerin”. Ellerinin hamuruyla otursunlardı oturdukları yerde.
“En az 3 çocuk doğursundan” ziyade en az 3 kadın çalıştırılabilecek babayiğit projeler lazım değil mi bize? Bakın siyasiler… nüfusumuzun yarısı kadın. Olaki bir örgütlenseler ve “beyim kime derse ona oy veririm’den bir sıyrılsalar, valla tek başına iktidarda, Haymana’nın her kademesine yönetici de olurlar.
Fırsat verilse sabun üretirler mesela, ya da Yeşilyurt Kadınları gibi hepimizin yapamadığını yaparlar. Destek değil köstek olunduğunda elbette. Gidin Beypazarı veya Kızılcahamam’a 100 dükkan varsa en az 70 tanesinde kadınlar üretir, pazarlar ve satar. Gel gelelim Haymana’da kadının dünyası karşı komşuda yenen kısırdan ibarettir. İşte belkide sırf bu yüzden oraları almış yürümüşken bizler düz yolda şaşmışızdır.
Nazım Hikmet’in şiirindeki gibi “Sofradaki yeri öküzden sonra gelen kadınlarımız…” ve neticede Haymana kadınının pıstırılmışlığı ile bu haldeyiz.
Bir 8 Mart’ı daha ucuz atlattık erkekler. 1 yıl daha rahatça Haymana’da hükümranlığımıza halel gelmeyecek.
* * * * * * *
HAFTANIN SÖZÜ: Layık olmadan makam sahibi olanlar, astlarını ısırıp, üstlerine kuyruk sallarlar.