Kamuoyunda “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davası olarak bilinen yargılamanın ilk duruşmasının 50’nci oturumu, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda devam etti. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen oturumda tutuklu sanıklar savunmalarını sürdürdü.
Duruşmada ilk olarak savunma yapan İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay’ın ardından söz alan İBB Halkla İlişkiler Basın ve Yayın Dairesi Başkanı Taner Çetin, iddianamede yer alan suçlamaları kabul etmediğini belirterek kapsamlı bir savunma yaptı. Çetin, mahkeme heyetine yaptığı konuşmada yalnızca bir ceza soruşturmasının muhatabı olmadığını, aynı zamanda özel hayatına ilişkin haberlerle kamuoyu önünde hedef haline getirildiğini savundu.
“EVET, BEN BİR HALAY BAŞIYIM”
Savunmasının en dikkat çeken bölümünde, hakkında çıkan haberlerde kullanılan ifadeleri eleştiren Çetin, özellikle mesleki geçmişi üzerinden yapılan değerlendirmelere tepki gösterdi. 20 Mayıs sabahına kadar İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Çetin, sosyal medyada ve bazı yayın organlarında yürütüldüğünü öne sürdüğü algı operasyonlarından rahatsız olduğunu ifade etti.
Hakkında çıkan “Halay başından Kültür Müdürlüğü’ne, oradan daire başkanlığına” şeklindeki haberleri eleştiren Çetin, “Evet, ben bir halay başıyım. Hem de Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi halay başlarından ve halk oyunları eğitmenlerinden biriyim” sözleriyle mesleki geçmişini savundu.
İDDİANAMEDEKİ SUÇLAMALAR NELER?
İddianamede Taner Çetin’in, İBB Halkla İlişkiler Basın ve Yayın Dairesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde ihale süreçlerinde görev alan bazı isimlerle birlikte hareket ettiği öne sürülüyor.

Savcılık iddialarına göre Çetin’in, belirli şirketlerin lehine rekabet koşullarını etkileyerek ihalelere fesat karıştırdığı, ihaleleri kazanan firmalardan rüşvet aldığı ve elde edilen gelirleri çeşitli para transferleriyle gizleyerek akladığı iddia ediliyor. Ayrıca bu gelirlerle taşınmaz ve araç gibi mal varlıkları edinildiği de iddianamede yer alıyor. İddianamede Çetin’in, dosyada adı geçen Fatih Keleş’in hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu yönünde değerlendirmelere de yer verildi.
“ORTADA SOMUT BİR HİLE ORGANİZASYONU YOK”
Taner Çetin ise savunmasında söz konusu suçlamaların gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. İBB’de gerçekleştirilen işlemlerin çok sayıda personelin ve farklı kontrol mekanizmalarının denetiminden geçtiğini vurgulayan Çetin, bu kadar geniş bir süreç içerisinde herhangi bir usulsüzlüğün iz bırakmadan yürütülmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Ortada organize bir hile sistemi bulunmadığını savunan Çetin, iddianamede suç olarak gösterilen hususların aslında kamu yönetiminde kullanılan ihale yöntemleri ve idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürdü.Çetin, yıllardır aynı yöntemlerle yürütülen ihale süreçlerinin kayıt altında gerçekleştirildiğini ve çok sayıda denetimden geçtiğini ifade ederek, “35 yıldır attığım tüm imzaların arkasındayım” dedi.
“FATİH KELEŞ İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM”
Savunmasında, iddianamede yer alan örgüt bağlantısı iddialarına da değinen Çetin, Fatih Keleş ile ilişkilendirilmeyi kabul etmedi. Beş yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev yaptığını belirten Çetin, bu süre boyunca Keleş ile herhangi bir çalışma ilişkisi kurmadığını söyledi.
Mahkemede yaptığı açıklamada, “Ben Fatih Bey ile hiç görüşmedim. Bir törende karşılaşmış olabiliriz. Ben bir yerde daire başkanıyım, o başka bir yerde kulüp başkanı. Bu beş yıllık süreçte ya bir ya iki kez karşılaşmışızdır ya da hiç görüşmemişizdir” ifadelerini kullandı.

SERAP KARAY DA SUÇLAMALARI REDDETTİ
Oturumda savunma yapan bir diğer tutuklu sanık Serap Karay da hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Yaklaşık 20 yıldır yerel yönetimlerde görev yaptığını ve 17 yıldır devlet memuru olduğunu anlatan Karay, kariyerine özel sektörde yönetici olarak başladığını, daha sonra Avcılar Belediyesi’nde özel kalem müdürü olarak kamu görevine geçtiğini söyledi.
2021 yılında yapılan mülakat sonucunda Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesinde Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı olarak göreve başladığını belirten Karay, üç yıllık müdür yardımcılığı görevinin ardından 2024 yılının Nisan ayında Halkla İlişkiler Müdürü olarak atandığını ifade etti.
Karay, gerçekleştirdikleri ihalelerin kamu yararı gözetilerek ve mevzuata uygun şekilde yapıldığını savunarak, geçmiş dönemlerden gelen uygulamaların sürdürüldüğünü söyledi. Hakkında yöneltilen ihaleye fesat karıştırma suçlamalarına ilişkin somut delil bulunmadığını ileri süren Karay, bilirkişi raporlarını kabul etmediğini belirtti.
SAVCIDAN GELİR SORUSU
Taner Çetin’in savunmasının ardından çapraz sorgu bölümüne geçildi. Cumhuriyet savcısı, sanığa belediyedeki maaşı dışında herhangi bir gelirinin bulunup bulunmadığını sordu. Çetin ise soruya, belediye iştiraklerinde görev alan yöneticilere ödenen huzur hakkı gelirlerinin bulunduğu yanıtını verdi.
Mahkeme heyeti, Taner Çetin’in avukatının savunmasını dinledikten sonra duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Davanın bir sonraki oturumunun salı günü görülmesine karar verildi.




