İsrail Parlamentosu’nda geçtiğimiz hafta ilk aşaması onaylanarak gündeme gelen Ezan Yasağı tasarısı, Siyonist bir planın parçası olarak Mescid-i Aksa’nın işgali ve bölünmesi sürecinde kritik bir hamle olarak öne çıkarken Ankara Filistin Dayanışma Platformu’ndan (ANFİDAP) sert tepki geldi. Platform yaptığı açıklamada, “İdam yasası gibi İsrail hukuksuzluğunun bir parçası olarak yasalaşması beklenen bu girişimi kabul etmek, görmezden gelmek mümkün değildir.” ifadelerine yer verdi.
ANFİDAP tarafından yapılan açıklamada, ezan yasağı girişiminin yalnızca bir ses düzenlemesi olarak değerlendirilemeyeceği belirtilerek, bunun Mescid-i Aksa ve Filistin’deki dini-kültürel varlık üzerinde etkileri olabilecek bir adım olduğu ifade edildi.
Açıklamada, “İsrail hukuksuzluğunun bir parçası olarak yasalaşması beklenen bu girişimi kabul etmek, görmezden gelmek mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.
“MESCİD-İ AKSA’YI BÖLME PLANLARININ BİR PARÇASI”
ANFİDAP açıklamasında, İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve bölgedeki diğer alanlarda yürüttüğü politikaların daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
Platform, “Ezan Yasağı” tasarısını, Filistin’deki dini ve kültürel haklara yönelik yeni bir kısıtlama olarak nitelendirirken, uluslararası toplumun sessiz kalmaması çağrısında bulundu.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Devam Eden Soykırım Politikaları, Mescid-i Aksa’yı Bölme Planları ve Filistin’de Ezan Yasağına Karşı Uluslararası Kamuoyu Sessiz Kalmamalıdır Gazze’de ateşkes kisvesi altında yürütülen soykırım politikaları, tüm Filistin sathına yayılmış durumdadır. İşgalci İsrail; bir yandan Batı Şeria ve Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlarla ilhak alanını genişletirken, diğer yandan Suriye ve Lübnan’da da saldırılarını sürdürmektedir.
Tüm insanlık için büyük bir tehdit oluşturan İsrail, uluslararası toplumun sessizliğinden güç almakta ve kana doymaz bir tavırla her alana saldırmaktadır. Geçtiğimiz hafta ilk aşaması onaylanarak gündeme gelen "Ezan Yasağı" tasarısı, siyonist sinsi bir planın parçası olarak Mescid-i Aksa’nın işgali ve bölünmesi sürecinde kritik bir aşamayı temsil etmektedir.
Bu tasarı; ezan okunması için Yahudi mahallelerinden uzak olma şartı, özel işletme izni zorunluluğu ve ezan sorumlusu atanması gibi kısıtlamalarla din ve vicdan özgürlüğünü hedef almaktadır. İdam yasası gibi İsrail hukuksuzluğunun bir parçası olarak yasalaşması beklenen bu girişimi kabul etmek, görmezden gelmek mümkün değildir. İsrail sistematik ve tedrici yöntemler kullanarak işgal sürecini geniş alanlarda yayarak sürdürmektedir. Bu yaygın ve çok boyutlu işgal ve çeşitlendirilmiş soykırım sürecine karşı sessizlik bozulmalı, İsrail’e yönelik etkin yaptırım mekanizmaları derhal işletilmelidir.
EZAN YASAĞI TARTIŞMASININ GEÇMİŞİ
İsrail’de ezanın hoparlörlerden okunmasına yönelik kısıtlama tartışmaları yeni değil. Konu özellikle 2016-2017 yıllarında “Müezzin Yasası” olarak bilinen düzenlemeyle gündeme gelmişti.
Söz konusu tasarı, ibadethanelerden dışarıya yapılan sesli yayınlara sınırlama getirmeyi amaçlıyordu. İsrail tarafı düzenlemeyi ağırlıklı olarak “gürültü kirliliği” gerekçesiyle savunurken, eleştiren çevreler uygulamanın özellikle Müslüman camilerini hedef aldığını ileri sürdü.
Tasarı o dönemde çeşitli siyasi ve toplumsal tartışmalar nedeniyle tamamen yasalaşmadı. Ancak sonraki yıllarda konu yeniden siyasi gündeme taşındı.
BEN-GVİR DÖNEMİNDE TARTIŞMALAR YENİDEN ALEVLENDİ
İsrail’de aşırı sağcı politikalarıyla bilinen Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir döneminde ezan konusu yeniden gündeme geldi.

Ben-Gvir’in desteklediği uygulamalar kapsamında bazı bölgelerde camilerin hoparlör kullanımına yönelik denetimlerin artırılması, yayınların durdurulması ve para cezalarının uygulanması tartışıldı.
Yeni düzenlemelerde ise ezan için hoparlör kullanımı, ses seviyesi, yayın saatleri ve izin şartları gibi alanlarda daha sıkı kurallar getirilmesi öngörülüyor.




