Yıllardır terso imajımızı düzletmeye çalışır dururuz. Ama “Dünya güzeli de olsan bir çıban berbat eder” derler ya, işte o çıban yüzümüzde en olmadık zamanda, en yakışıklı zamanınızda çıkıyor.
Ana haber bültenleri, sosyal medya yana yakıla Haymana’yı konuşuyor. Peki neyimizi?
Dünyaca meşhur suyumuzu mu? Yooo
Son Kale olan tarihimizi mi? Değil tabii
Çok önemli bir tarım havzası olduğumuzu mu? O da değil
Turizmde yapmayı hayal ettiğimiz patlamayı mı? Yok bilader yok..
Ya neyimizi... bir köy turnuvasında ettiğimiz kavgayı elbette. Eskidende kavgalar ederdik, lakin orada kalırdı. Şimdi öyle mi? Biri birinin saçını çekse aynı anda tüm dünya canlı izliyor.
“Haymana ve kavga’yı” yan yana getirmekte neden bu başka şeyde olmadığımız kadar başarılıyız acaba? Bu müthiş potansiyelimizi ve enerjimizi başka yerlere harcasak bugün gelişmişlikten, zenginlikten ve elbette keyiften Hint Filmlerindeki kızla oğlan gibi her gün iki saat şarkı söyleyip dans etmemiz gerekirdi. Biz “sağ kroşe, aparkat” besliyoruz sağ göğsümüzün altında.
Oysa ne güzel başlamıştık değil mi? rengarenk tribünler, sahada heyecan güzel, esnaf kazanıyor, insanlar heyecanlanmış..
Eeee... buralardan gelip bir çuval inciri bombok etmeyi biz nasıl beceriyoruz arkadaş.
Bir sonraki seneye turnuva yapsak hadi kadınları çocukları getir getirebilirsen tribünlere. Ankara’dan hakem aklınımı oynattı da Haymana’ye gelip yönetsin. Bundan sonra birisini bulup kahvede okeyden kaldırırız “Abi sen biraz toptan anlarsın, Gel şu karşılaşmayı yönetiver”diyerek. “Kürt pilavı yerken üstüne tatlı niyetine dayak yerim”diyen hiçbir hakem gelmez arkadaş bu saatten sonra. Hakemlerimizi ve polisimizi dayaktan canisperane koruyanlara da kocaman bir aferin elbette...
“Efendim o suçluydu, bu suçluydu, o başlattı, diğeri sövdü, o tuttu, bu vurdu, öteki hani bana dedi” değil mesele. Her kim ya da hangimiz varsa yumruğu sıkılı, ağzı küfür dolu olan... işte hepimiz bu terazinin suçlu kefesindeyiz.
Bir turnuva mı var, koymuşmusun kuralı, önceden söylemişmisin alayına. “Şak” diye uygulayacaksın. Ona ayrı buna ayrı, ona şirinlik, buna ayrımcılık olmaz. Hata yapan, kavga eden, kurallara uymayan kim olursa, kim yaparsa vuracaksın tabureye tekme, sallandıracaksın. Bunca yıl tavizlerle işte halimiz.. Gözü kesen, aklı yeten ayıklasın pirincin taşını şimdi.
3-5 polisle asayiş olmaz. Ya da “açılın ben bir zamanlar yara bandı yapıştırmıştım” denilerekte sağlık ekibi olmaz. Kısacası ilkokul öğretmenimiz gibi “Haydi çocuklar çiçek oluyoruz” diye turnuva yapamayız. Çiçekte çıkar aradan, böcekte. Uçanı kaçanı tutamayız. Nitekim tutamadıkta. Elimize yüzümüze bulaştırdık, elaleme değil tüm memlekete rezil olduk.
Haymana hepimizin. Çalınan bir kara, edilen bir dedikodu hepimizi yaralıyor, etkiliyor. Esnaf, memur, banyocu, misafir, otobüsçü... hepimiz sevinirken, bugün hepimiz üzüldük. Ya da üzülmemiz gerekiyor.
“Haymana demek kavga demek” sloganını tam unutturmaya çalışırken, tazelemek, yenilemek, güncellemek hepimizin ayıbı, günahı, vebali.
Dışarıdan gelecek memur, öğrenci, turist, işçi, emekli internete “Haymana” yazsa aha bu olaylar çıkacak karşısına. O zaman gelmek için bir değil yüz kere düşünecek. Ama biz nedense düşünmeye üşene üşene bir hal olduk. Sporda bile “Kafanı kullan” diyene kafa atmak milli sporumuz olmasın bir zahmet..
HAFTANIN SÖZÜ: “Suçu açığa çıkarmak suçsa, o zaman suçlular tarafından yönetiliyorsunuz demektir.” (Edward Snowden)