Yemen'de faaliyet gösteren İran destekli Husilerin, Kızıldeniz'deki etkisini artıracak yeni bir adım üzerinde çalıştığı iddia edildi. Geçtiğimiz hafta Suudi Arabistan'a yönelik deniz ablukası ilan eden Husilerin, bu kez dünyanın en stratejik deniz geçişlerinden biri olan Babülmendep Boğazı'ndan geçen ticari gemilerden geçiş ücreti almayı değerlendirdiği öne sürüldü. Söz konusu planın hayata geçirilmesi halinde küresel deniz taşımacılığı maliyetlerinden enerji sevkiyatına kadar geniş bir alanda etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Reuters'a konuşan bölgesel kaynaklara göre, hazırlık aşamasındaki taslakta Çin'e ait ticari gemilerin uygulamadan muaf tutulması planlanıyor. Ancak uygulamanın ne zaman yürürlüğe gireceğine ilişkin henüz net bir takvim bulunmuyor.
İRAN'IN SÜREÇTE AKTİF ROL OYNADIĞI İDDİASI
Bölgesel kaynaklardan aktarılan bilgilere göre, İranlı yetkililer bu ay içerisinde İran'da Husi temsilcileriyle bir araya gelerek geçiş ücreti planını masaya yatırdı. Konuya yakın iki bölgesel yetkili, görüşmelerin ardından İranlı danışmanların Husilere destek vererek bu sistemi yönetecek idari yapının oluşturulmasına katkı sağladığını öne sürdü. Söz konusu iddialar, İran'ın Husilere verdiği desteğin yalnızca askeri alanla sınırlı kalmadığı, ekonomik ve idari mekanizmaların oluşturulmasına kadar uzandığı yönündeki değerlendirmeleri de güçlendirdi.

BABÜLMENDEP BOĞAZI KÜRESEL TİCARETİN KİLİT NOKTASI
Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz'i Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu'na bağlayan ve dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Süveyş Kanalı'nı Hint Okyanusu'na bağlayan bu dar su yolu üzerinden Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin önemli bir bölümü gerçekleştiriliyor.
Aynı zamanda petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatlarının önemli kısmı, konteyner taşımacılığı ve küresel tedarik zincirlerinin büyük bölümü de bu güzergâhı kullanıyor. Bu nedenle bölgede yaşanabilecek her yeni kriz, yalnızca Orta Doğu'yu değil Avrupa, Asya ve ABD ekonomilerini de doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip bulunuyor.
DENİZ TAŞIMACILIĞINDA MALİYETLER YÜKSELEBİLİR
Uzmanlar, Husilerin geçiş ücreti uygulamasını devreye alması halinde uluslararası deniz taşımacılığı maliyetlerinde ciddi artış yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Armatörlerin oluşacak ek maliyetleri navlun ücretlerine yansıtması durumunda ithal ürünlerin fiyatlarının yükselmesi, küresel enflasyon üzerinde yeni baskı oluşması ve teslimat sürelerinin uzaması ihtimalleri gündeme gelebilir.
Ayrıca bazı deniz taşımacılığı şirketlerinin güvenlik gerekçesiyle yeniden Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu rotasını tercih etmek zorunda kalabileceği belirtiliyor. Bahsi geçen senaryonun özellikle enerji, otomotiv, elektronik ve perakende sektörlerinde maliyet baskısını artırabileceği ifade ediliyor.

ABD VE İSRAİL AÇISINDAN YENİ GERİLİM BAŞLIĞI
Husiler son aylarda İsrail bağlantılı olduğunu öne sürdükleri gemiler ile Kızıldeniz'deki ticari deniz trafiğine yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştirmişti. Buna karşılık ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon ise bölgede deniz güvenliğini sağlamak amacıyla askeri operasyonlarını sürdürüyor.
Uzmanlar, geçiş ücreti uygulamasının fiilen hayata geçirilmesi halinde Washington yönetiminin bu girişimi uluslararası deniz ticaretine yönelik yeni bir tehdit olarak değerlendirebileceğini belirtiyor. Böyle bir gelişmenin ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ya da yeni yaptırım ve operasyon seçeneklerini gündeme taşıması ihtimali üzerinde duruluyor. İsrail açısından ise Kızıldeniz üzerinden yürütülen ticaret ile Eilat Limanı bağlantıları üzerindeki baskının daha da artabileceği değerlendiriliyor.
ÇİN GEMİLERİNE MUAFİYET PLANI DİKKAT ÇEKTİ
Hazırlanan taslakta en dikkat çeken ayrıntılardan biri ise Çin'e ait gemilerin uygulamadan muaf tutulmasının planlanması oldu. Uzmanlara göre bu yaklaşım, Husilerin bölgesel stratejilerinde İran'ın diplomatik ve ekonomik dengelerini gözettiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Çin'in hem İran'ın en büyük enerji müşterilerinden biri olması hem de Kızıldeniz güzergâhını yoğun kullanan ülkeler arasında yer alması, bu ayrıntının uluslararası kamuoyunda dikkatle takip edilmesine neden oldu.



