Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail ile olası askeri çatışmaya ilişkin soruya, “Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz” yanıtını verdi. Varsayımsal çatışmaların sonuçlarını tartışmak yerine bu ihtimali önleyecek diplomasiye odaklanılması gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’yi “yeni tehdit” olarak gösteren söylemi de eleştirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisine verdiği röportajda Türkiye-ABD ilişkilerini, İsrail ile yaşanan görüş ayrılıklarını ve bölgesel güvenlik meselelerini değerlendirdi.
ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık iletişim kurabildiğini söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin dış politikada milli menfaatlerini, komşularıyla ilişkilerini ve müttefiklik yükümlülüklerini dengeli biçimde gözettiğini vurguladı.
“TRUMP’LA SAMİMİ BİR DİYALOĞUMUZ VAR”
Trump ile son görüşmelerinde İran, Gazze, bölgesel güvenlik ve ikili ilişkileri ele aldıklarını belirten Erdoğan, liderler arasındaki açık iletişimin görüş farklılıklarını yönetmeyi kolaylaştırdığını ifade etti:
“Liderler arasında açık bir iletişim bulunduğunda, zaman zaman olabilecek görüş farklılıklarının yönetilmesi ve ortak çözüm yollarının üretilmesi de kolaylaşıyor. Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan köklü ve çok boyutlu müttefiklik ilişkileri bulunuyor. Savunma sanayi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere ciddi bir işbirliği pratiğimiz ve bunu daha da geliştirme potansiyelimiz bulunuyor. Bu nedenle böylesine güçlü temellere sahip ilişkilerimizi muhtemel senaryoları üzerinden konuşmayı da doğru bulmam. İran'la ABD arasındaki mevcut duruma dair Sayın Trump'la samimi bir diyaloğumuz var ve olası her türlü gelişmeyi de kendisiyle zamanı geldiğinde yine açık biçimde konuşuruz. Ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye egemen bir devlet olarak komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en dengeli ve olması gerektiği şekilde gözeterek hareket eder.”
TÜRKİYE’Yİ “SIRADAKİ TEHDİT” OLARAK GÖSTEREN SÖYLEME TEPKİ
Bazı İsrailli yetkililerin Türkiye’yi İran’ın ardından “sıradaki tehdit” olarak nitelendirmesi ve İsrail’in ABD yönetimi üzerindeki etkisine ilişkin soruyu yanıtlayan Erdoğan, Ankara-Washington ilişkilerinin üçüncü bir ülke üzerinden tanımlanamayacağını belirtti.
Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Washington'daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir. Sayın Trump'la konuşmamız gereken bir konu olduğunda bunu kendisiyle doğrudan konuşuyoruz. İsrail yönetimiyle birçok konuda ciddi görüş ayrılıklarımızın olduğu biliniyor. Son dönemde İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dili bölgesel barışa katkı sağlayan sorumlu bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti yoktur. İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır.”
“TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASINI KAÇINILMAZ SAVAŞ SENARYOLARI ÜZERİNDEN KURMAZ”
İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları, Yunanistan ile imzaladığı savunma anlaşması ve olası bir askeri çatışmanın NATO açısından sonuçlarına ilişkin soruya da yanıt veren Erdoğan, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne dikkat çekti:
“Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz. Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istiyoruz. Ülkenin yeniden ayağa kalkması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin artması, bütün bölgemizin menfaatinedir. İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Şu nettir ki İsrail'in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye'nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor. Halbuki Suriye'nin istikrarı, İsrail dahil olmak üzere tüm bölgemizin barış ve gelişmesine katkı sağlayacaktır.”
“HER İKİLİ İLİŞKİYİ KENDİSİNE YÖNELMİŞ BİR TEHDİT ŞEKLİNDE OKUMAZ”
Yunanistan’ın ve diğer ülkelerin üçüncü devletlerle geliştirdiği ilişkilerin kendi tercihleri olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin milli güvenliğini ilgilendiren adımları yakından izlediğini belirtti.
Türkiye’nin NATO içindeki konumuna vurgu yapan Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye, her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit şeklinde okumaz. Bununla birlikte milli güvenliğimize, meşru haklarımıza ve çıkarlarımıza karşı atılacak adımları da yakından takip ederiz. Türkiye, NATO içerisinde güçlü bir konuma ve ağırlığa sahiptir. Varsayımsal bir askeri çatışmanın İttifak bakımından hangi sonuçları doğuracağını bugünden tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmak daha doğru olur.”
KALICI GÜVENLİK İÇİN “360 DERECE” VURGUSU
Erdoğan, bölgesel güvenliğin gerilimi azaltan ve uluslararası hukuku temel alan bir yaklaşımla sağlanabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bölgemizde kalıcı güvenliğin yolu, gerilimi düşüren, caydırıcılığı tahkim eden, karşılıklı kuşatma anlayışını aşan ve uluslararası hukuku esas alan 360 derece güvenlik anlayışı temelinde şekillendirilmiş müttefiklik ilişkileri ve bölgesel ortaklıklar üzerine inşa edilmiş bir güvenlik mimarisinden geçiyor.”





