Dünya şiddete doymuyor. Türkiye merkezine oturmuş. Haymana geride kalır mı? O daha da yetişmeye çalışıyor Azrail’in peşinden.
Son 15 gündür silahlar bıçaklar havada uçuşuyor. Kurtlar Vadisi’nin film setine döndü Haymana. Oruçtu, mübarek gündü derken hiç boş durmadık şükür(!). Tam bayram geldi bundan sonra duruluruz dedik, bu defa Ramazan Bayramında çocukları sevindirelim derken, 5 yaşındaki Lütfiye’yi kurban ettik. Küçük Lütfiye yeni yürümeye hayatı yeni tanımaya başlamışken, hayatın en şok gerçeğiyle karşılaştı. İnsanlar birbirini öldürebiliyordu. Yaşasaydı anlamazdı bu gözleri kör eden intikamı, hırsı, vahşeti. Öldü diye sevinmek bile geçiyor içinden insanın, bu kadar olur mu? Oluyor işte.
En azından Lütfiye insanların bu kadar insan olamayacaklarına şahit olmadı, bebek yaşında. Şanslı yumurcak, yumuk elleriyla kanlar içinde yatarken dünyanın bu kadar şirazesinden çıkacağına inanabilirmiydi? Veya siz onun o minik beynine anlatabilirmiydiniz, kan emici insanoğlunun rezil yaşamını.
Bayramda Şeker yemişti Lütfiye doyasıya. Belki bir elbisesi, ayakkabısı bile olmuştu yepyeni. Sabahlara kadar uyumamıştı sevincinden belkide. Bayram bitti. Yediği şekerler kan oldu aktı minik bedeninden. Neyin uğruna, neyin bedeli olarak? Koskocaman bir HİÇ…
Lütfiye ile beraber insanlıkta aldı o kurşunları, o yaraları. İnsanlığın karnı deşildi, ben insanım diyen 7 milyar’ın ruhu havalandı ayrıldı bedeninden, bir daha dönmemek üzere.
Şiddet iliklerimize işlemiş, hücrelerimize doluşmuş bedenimizin bir organı olmuş silahlar, Lütfiye ne yapsın, Lütfiyecikler nasıl göğüs gersin, nasıl yaşasın, mutlu huzurlu bir ömür sürsün? Barış denen, sevgi denen, saygı denen yaşama özgürlüğü denen Kaf Dağı’nın ardındaki güzelliğe ulaşsın.
Dün Özgecan katledildi “Yav ne zamandı unuttuk” dedik. “Ben Müslümanlığın tek adresiyim” diyen IŞİD, binlerce çocuğu tavuk gibi kesti, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik duymazdan geldik. Elazığda 15 yaşındaki çocuğa 8 yıl boyunca 9 kişi tecavüz etti, “Dişi değil mi, kuyruk sallamıştır” dedik, hiiç sallamadık.
Her yıl kaç çocuğa tecavüz ediliyor, kaç çocuk öldürülüyor, kaç çocuk açlığa sefalete terk ediliyor. Lütfiye’yi kim hatırlar üç gün sonra. Unutmaya programlanmış insanoğlu, ders almaya, insanlığa pay çıkarmaya değil. Allah’tan Müslümanız, Allah’tan dini bütünüz, Allah’tan diri diri çocukları gömülmekten kurtaran Hz Muhammed’in ümmetiyiz… Pehhhh… Laf laf laf, bugün tüh vah vah, yarın Ya Allah Bismillah, sonra yallah.
Bu zulümlere, katliamlara, vahşetlere utanmak kahırlanmak kim, biz kim? Üç maymun bizden daha masum, asıl biz görmedik, duymadık, konuşmadık. Bu sessizliktir asıl insanlığın ölümü. Sessiz kalanlar utanmalı yapandan önce. Çünkü sessiz kalmak aynı suça ortak olmak, hatta daha katmerlisi demektir.
Allah’tan yaşamadı Lütfiye. Yaşasaydı o yumuk yumuk elleriyle hepimizden hesap sormazmıydı? Hep beş yaşında kalmayacaktı, gün gelip büyüyecek yüzümüze okkalı bir tükürük atacaktı. Hak etmedik mi? Ne alakası var, hepimiz pir-u pak’ız canım, hepimiz meleğiz. Asıl Lütfiye melek oldu, biz kendi şeytanlığımızla baş başa kaldık.
HAFTANIN SÖZÜ: Zayıflamak için oruç tutanlar, bronzlaşmak içinde Cehennem emrinizde.
HAFTANIN HABERİ: Köy turnuvalarında koç hediye edileceğini duyan turnuvanın futbolcuları köye haber yolladı; “Mangalı yakın alıp geliyoruz”
SAYGILARIMLA