Yaş, aile öyküsü ve genetik özellikler değiştirilemiyor ancak günlük yaşamda atılabilecek adımlar meme kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabiliyor. Düzenli hareket etmek, sağlıklı kiloyu korumak ve alkol tüketmemek öne çıkan önlemler arasında yer alıyor. Tarama programlarına katılmak ise hastalığın erken saptanmasını destekliyor.
Meme kanseri riskini azaltmak için neler yapılabileceği, ekim ayındaki farkındalık çalışmalarıyla yeniden gündeme geliyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsüne göre fiziksel olarak aktif olmak, sağlıklı kiloyu korumak ve alkol tüketimini azaltmak ya da bırakmak, riski azaltmaya yardımcı olabilecek davranışlar arasında bulunuyor. Bununla birlikte hiçbir yaşam alışkanlığı meme kanserinden kesin korunma garantisi sağlamıyor.
AİLEDE MEME KANSERİ OLMAMASI RİSKİ ORTADAN KALDIRMIYOR
İlerleyen yaş, ailede meme kanseri öyküsü ve bazı kalıtsal gen değişiklikleri, kişinin değiştiremeyeceği risk faktörleri arasında yer alıyor. Ancak ailede meme kanseri bulunmaması, hastalığın gelişmeyeceği anlamına gelmiyor.
Dünya Sağlık Örgütü, meme kanseri tanısı alan kadınların çoğunda bilinen bir aile öyküsü bulunmadığını belirtiyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve erken tanıya yönelik takip, yalnızca ailesinde hastalık bulunanlar için önem taşımıyor.
DÜZENLİ HAREKETİ GÜNLÜK YAŞAMA EKLEYİN
Araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitenin daha düşük meme kanseri riskiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Hareketin günlük yaşamın bir parçası hâline getirilmesi, sağlıklı kilonun korunmasına da katkı sağlıyor.
Amerikan Kanser Derneği, yetişkinler için haftada 150–300 dakika orta yoğunlukta veya 75–150 dakika yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite öneriyor. Tempolu yürüyüş, orta yoğunlukta aktivite seçenekleri arasında bulunuyor. Egzersiz süresi haftanın farklı günlerine bölünebiliyor.
MENOPОZ SONRASINDA KİLO KONTROLÜ ÖNEM TAŞIYOR
Sağlıklı vücut ağırlığının korunması, meme kanseri riskini azaltmaya yönelik öneriler arasında yer alıyor. Özellikle menopoz sonrasında fazla kilolu veya obez olmak, meme kanseri riskindeki artışla ilişkilendiriliyor.
Bu nedenle yalnızca menopoz sonrasında değil, yetişkinlik boyunca aşırı kilo alımından kaçınmak önem taşıyor. Beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının birlikte düzenlenmesi, sağlıklı kilonun korunmasına yardımcı olabiliyor.
ALKOL TÜKETMEMEK RİSKİ AZALTMAYA YARDIMCI OLABİLİR
Alkol tüketimi, meme kanseri riskini artıran değiştirilebilir faktörlerden biri. Tüketilen miktar arttıkça risk de yükseliyor.
Amerikan Kanser Derneği, kanserden korunma açısından en uygun seçeneğin alkol tüketmemek olduğunu belirtiyor. Az miktarda tüketimin de tamamen risksiz olmadığına dikkat çekiliyor.
BESLENMEDE SÜRDÜRÜLEBİLİR ALIŞKANLIKLAR ÖNE ÇIKIYOR
Sağlıklı beslenme düzeninde sebze, meyve, kuru baklagil ve tam tahıllı ürünlere yer verilmesi öneriliyor. Şekerli içeceklerin, yüksek oranda işlenmiş gıdaların ve işlenmiş etlerin sınırlandırılması da genel kanserden korunma önerileri arasında bulunuyor.
Bu yaklaşım, sağlıklı vücut ağırlığının korunmasını destekliyor. Beslenme düzeninin fiziksel aktiviteyle birlikte ele alınması önem taşıyor.
EMZİRME KORUYUCU FAKTÖRLER ARASINDA BULUNUYOR
Ulusal Kanser Enstitüsü, doğum sonrasında emzirmenin meme kanseri riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu bildiriyor. Emzirme, mümkün olduğu durumlarda koruyucu faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak tek başına hastalığı önleyen bir yöntem olarak görülmemesi gerekiyor.
HORMON TEDAVİLERİ KİŞİYE ÖZEL DEĞERLENDİRİLMELİ
Menopoz döneminde kullanılan bazı hormon tedavileri de meme kanseri riski açısından değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Özellikle östrojen ve progesteron içeren kombine menopoz tedavileri, risk artışıyla ilişkilendiriliyor.
Hormon tedavisi kullanan veya kullanmayı düşünen kişilerin, tedavinin yararlarını ve risklerini hekimleriyle birlikte değerlendirmesi gerekiyor. İlaçlarla ilgili değişikliklerin de bu değerlendirme doğrultusunda yapılması önem taşıyor.
TARAMA HASTALIĞI ÖNLEMEK İÇİN DEĞİL, ERKEN SAPTAMAK İÇİN YAPILIYOR
Yaşam alışkanlıkları riski azaltmaya yardımcı olurken mamografi, henüz belirti vermeyen meme kanserinin saptanmasını amaçlıyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmek veya düzenli egzersiz yapmak, tarama ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Türkiye’de ulusal meme kanseri tarama programı kapsamında 40–69 yaş grubundaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi uygulanıyor. Tarama sürecine ilişkin bilgi ve yönlendirme için aile hekimlerine, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurulabiliyor.
MEMEDE DEĞİŞİKLİK VARSA TARAMA ZAMANINI BEKLEMEYİN
Memede yeni fark edilen kitle, meme başında içe çekilme veya tek taraflı akıntı gibi değişiklikler, tarama randevusu beklenmeden hekim tarafından değerlendirilmeli. Meme kanseri erken dönemde belirti vermeyebildiği için şikâyet bulunmaması da düzenli taramaların yerine geçmiyor.
Ailesinde meme kanseri bulunan veya kalıtsal yatkınlığı bilinen kişilerde ise takip planı farklılaşabiliyor. Yüksek riskli kişiler için taramaya daha erken başlanması ya da ek incelemeler yapılması, kişisel risk değerlendirmesine göre belirleniyor.





