Türk tiyatrosunun usta kalemlerinden Memet Baydur’un kaleme aldığı, iki yalnız insanın iç içe geçmiş dünyalarını anlatan etkileyici oyun, Ankara’da tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Yalanlar, gerçekler, kahkahalar ve gözyaşlarıyla örülü bu özel yapım, izleyiciyi hem düşünmeye hem de duygusal bir yolculuğa davet ediyor.

Melike Özdemir Ankara’da sahne alıyor
Melike Özdemir Ankara’da sahne alıyor
İçeriği Görüntüle

İKİ YALNIZ HAYAT, ORTAK BİR HİKÂYE

Oyun, kendi dünyalarına kapanmış iki insanın karşılaşması üzerinden ilerliyor. Bu karşılaşma, yalnızca iki karakterin değil, aynı zamanda tarihin, ideallerin, hayal kırıklıklarının ve umutların da sahneye taşındığı çok katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Metin boyunca izleyici; gerçekle yalanın, hüzünle mizahın, geçmişle bugünün iç içe geçtiği bir atmosferin içine çekiliyor.

TARİHTEN VE SANATTAN TANIDIK İSİMLER SAHNEYE TAŞINIYOR

Oyunun dikkat çeken yönlerinden biri de, diyaloglar ve anlatım içinde yer alan güçlü göndermeler. Nazım Hikmet’ten Rosa Luxemburg’a, Salvador Allende ve eşi Tencha’dan, Mehmet Ali Aybar’a, Dubçek’ten Mayakovski’ye uzanan geniş bir düşünsel ve tarihsel panorama sahnede yankı buluyor.

Beethoven’ın kulakları ağır işitse de “orada” olması, Lotte Lenya, Kurt Weill gibi isimlerin anılması; oyunun yalnızca bireysel bir hikâye değil, aynı zamanda kolektif bir hafıza anlatısı olduğunu gözler önüne seriyor.

BAYDUR’UN İNCE MİZAHI VE DERİN DÜŞÜNCESİ

Memet Baydur’un kendine özgü dili, oyunda mizahla felsefeyi ustalıkla harmanlıyor. Metinde geçen, “Ne zaman uzaklarda bir yerde bir lokantaya girseniz yan masaya ya Pavarotti oturuyor ya da Pablo Picasso… Karnınız acıkmaya görsün, hoop gelsin Albert Einstein” sözleri, Baydur’un ironik bakışını ve oyunun düşünsel derinliğini güçlü biçimde yansıtıyor.

GÜÇLÜ OYUNCULUK VE REJİ

Oyunun oyuncu ve yönetmenliğini Almıla Uluer Atabeyoğlu ile Kerem Atabeyoğlu üstleniyor. İkilinin sahnedeki uyumu ve metne getirdikleri yorum, oyunun duygusal gücünü artırıyor. Işık tasarımı Ayşe Sedef Ayter, atmosferin duygusal geçişlerini başarıyla desteklerken; müzik direktörlüğü ve fotoğraflar Efe Bahadır, sahneye ritim ve derinlik katıyor.

Piyano ve klavsen performansını İklim Tamkan üstlenirken, reji asistanlığını Pınar Gülkapan, afiş ve görsel tasarımı ise Barış Çantay imzasıyla izleyiciyle buluşturuyor.

ANKARA’DA TİYATROSEVERLER İÇİN ÖZEL BİR AKŞAM

Düşünsel yoğunluğu, güçlü metni ve sade ama etkileyici sahne diliyle öne çıkan oyun, Ankara’da tiyatroseverler için kaçırılmayacak bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Memet Baydur’un zamansız metniyle sahneye taşınan bu oyun, hem bireysel yalnızlıklara hem de ortak hafızaya ayna tutarak, izleyiciyi uzun süre etkisinden çıkamayacağı oyun 11 Ocak’ta saat 20.30’da Kulis Sanat’ta sahneye gelecek.

Kaynak: Fatma Doğanay