Birçoğumuzun burnunda katılaşmış sümükle gezdiği zamanlardı ve özellikle yazları adeta bir panayır yerini andırırdı. Seyyar satıcılar, park müşterileri, Ankara yolcuları ve elbette banyocular... Memleketin her yöresinden gelen, zengin, züğürt, şiveli, işveli, sert, mülayim banyocular.
Merkez Hamam’ın önü ana baba günü olur, şeytan eniğini kaybetse, akşama zor bulacağı zamanlardı.
İşte o Merkez Hamamı bugün yok. Birkaç kepçe darbesiyle anılarda kaldı. “Yıkılmasaydı, tadilata alınsaydı, şöyle tarihi eserdi” falan demeyeceğim. Yoktu bence öyle ballandıracak tarafları. Yapıldığı tarihte muhteşem olabilir, ancak yıl 2022’de köhneleşmiş ve miadını çoktan doldurmuştu bence.
Yıkılması bir tartışma konusu oldu, yapımının gecikmesi bir başka tartışma. Konuyu tartışan Başkan Turgut ve Kasım Koç. Peki bu iki kişiden başka kimsenin Haymana veya Merkez Hamam ile ilgili bir yorumu, derdi, fikri, düşüncesi yok mu?
Mesela bir başka güçlü muhalefet olan İYİ Parti ve İlçe Başkan Mehmet Öz.. neden bu topa hiç girmiyor? Hoş.. diğer konularda da maalesef suskunluğu seçiyor ya. İyi de, bir siyasi olarak, bir parti lideri olarak öyle veya böyle, olumlu veya olumsuz birkaç yorum yapması gerekmiyor mu?
Ya diğerleri.. Saadet, Deva, Gelecek, Demokrat, Refah, Zafer... onların hiçbir fikri yok mu? “Yıkıldı ama hemen yapılsın”, ya da “sorun yok en iyisi yapılacaksa beklensin” diyebilirler. Ama yıkılan hamamın mermerlerinden ses var, onlardan yok.
Haymana’nın tek muhalefeti Kasım Koç’mu yani? Kasım Koç muhalefet edecek, diğerleri “Aman şahit yazarlar falan” diye susacak mı? Ya da seçimlere birkaç ay kala meydana inip “Ne kadar da siyasiyiz, nasıl da Haymana’ya yön veriyoruz” mu diyecekler?
Bakın siyasi parti temsilcilerimiz. Kırılmaca, darılmaca, gücenmece “Küstüm oynamıyorum” culuk yok. Hepinizi tanıyorum, siz de beni iyi tanıyorsunuz. Karşılıklı bir art niyet yok, olmayacakta. Ancak mesele siz, ben, o değil. Mesele memleket meselesi, Haymana meselesi ise iki kelam da siz edin, İki yorumun da belini siz kırın. Kırın ki bu millet görsün, “Tarafı olduğum, ya da üyesi olduğum siyasilerin fikri ne zikri ne?” desin.
Seçimden seçime iki ev gezmek, bir vekil falan gelince çarşı, pazar, esnaf dolaşmaksa ilçe başkanlığı, bunu sokaktan çevirilen herhangi biri de yapar. O zaman sizin kerametiniz nerede?
Merkez Kaplıca meselesine gelince. Ben Cimcime’nin de yıkılarak daha büyük ve kapsamlı bir tesis olmasını isterdim. Bildiğim kadarıyla yapımındaki asıl gecikme maddi mesele. Ekonomik darboğazda yüklenici firma bulmak zor. Ama bakın Cimcime de yıkılsaydı, devletin kapısı çalınıp “Bakın bize Millet Bahçesi yapılacak. Bizim şu an için ona ihtiyacımız yok. O parayı bize verin, yapacağımız dev tesis için kullanalım. İnanın Haymana’ya daha çok hizmet etmiş olursunuz. İleride para olunca o bahçeyi yine yaparız. Bizimkiler de bedava çay ve keki daha sonra yesin gayrı”denilebilir miydi? Neden olmasın.
Bir şehrin öncelik sıralaması elzemdir. Aç karına tatlı yemek gibi bizimkisi. Şehrin bir anlamda kalbi olan merkez kaplıca yok, ya da eksik, ama yatıp yuvarlanmak için millet bahçesi yapılacak. Hepimize tuhaf gelen bir durum bence. Gidip durum anlatılsa siyasiler de anlar, bürokratlar da hak verir, durum kurtarılırdı sanki.
Mesele çok merkezi bir şey olunca. Bunu bence herkes bir düşünmeli. Düşünülmesi için de başta yerel siyasilerin de fikir üretmesi gerek. Armut, piş, olgunlaş, ağzıma düş, oradan mideye in, hazmedil, kana karış, vitamin ol. Eeee? Bende 4 ya da 5 senede bir seçim zamanı partiyi açar mis gibi siyaset yaparım. Öyle siyaseti dedem de yapar.
HAFTANIN HABERİ: Sanayiye kadar 2 km yürüyüş yapan C.M(28) 4 şişe su içti. C.M şişesi 1 TL olan sudan kilometrede 2 lira yakarak Tofaş’dan daha masraflı olduğunu öğrendi.