Türkiye Yazarlar Birliği tarafından geleneksel hale getirilen Mesnevî Okumaları programı, 251. dersle devam etti. Dersi Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu verirken, program hem yüz yüze hem de çevrim içi platformlar aracılığıyla gerçekleştirildi. Sarıoğlu, konuşmasına dua ile başlayarak Mesnevî’nin anlatım üslubuna ve hikâye örgüsüne dair genel bir çerçeve sundu.

Dr. Sarıoğlu, Mesnevî’nin iç içe geçmiş hikâyelerden oluşan özgün yapısına dikkat çekerek, Mevlânâ’nın kıssaları kimi zaman yarım bırakıp başka bir hikâyeye geçtiğini, daha sonra yeniden ilk hikâyeye döndüğünü aktardı. Bu yöntemin; Mesnevî’nin kendine has anlatım tarzının önemli bir parçası olduğunu da ekledi.

SADR-İ CİHAN KISSASI ELE ALINDI

Dersin ana eksenini “Sadr-ı Cihan” kıssası oluşturdu. Buhara emiri için kullanılan “Sadr-ı Cihan” unvanı ve onun vekilinin hikâyesi üzerinden aşk, sadakat ve ayrılık temaları ele alındı. Kıssaya göre, bir töhmete maruz kalan vekil can korkusuyla Buhara’dan ayrılarak uzun yıllar farklı diyarlarda dolaşmak zorunda kalır. Ancak aradan geçen on yılın ardından, duyduğu derin aşk ve özlem onu tekrar Buhara’ya, efendisinin huzuruna dönmeye teşvik eder.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden 2025’te Dikkat Çeken Başarı
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nden 2025’te Dikkat Çeken Başarı
İçeriği Görüntüle

Ekran Görüntüsü 2026 01 04 152723

“AŞK, NASİHAT KILICINDAN DAHA KUVVETLİDİR”

Dr. Sarıoğlu, kıssada yer alan nasihat sahnesini aktarırken, aşkın nasihatle engellenemeyecek kadar güçlü bir bağ olduğuna vurgu yaptı. Vekilin, kendisini uyaranlara rağmen “Ben ölüme talibim” diyerek geri dönüşü seçmesinin, tasavvufta aşkın merkezî yerini gösterdiğini ifade etti.

Programda Mevlânâ’nın ayrılığa dair beyitleri ayrıntılı biçimde şerh edildi. Ayrılığın toprak, su, ateş ve rüzgâr gibi unsurlar üzerinden anlatıldığı beyitlerde, her şeyin kaynağından uzaklaştığında bozulduğu aktarıldı. Sarıoğlu, Mevlânâ’nın bu anlatımlarla ayrılığı “tedavisi zor bir hastalık” olarak tasvir ettiğini belirtti.

İNSAN-I KÂMİL VE TÖVBE KAPISI

Şârihlerin ortak görüşlerine de değinen Sarıoğlu, kıssadaki Sadr-ı Cihan’ın insan-ı kâmili, vekilin ise hata yapmasına rağmen sadakatini kaybetmeyen saliki temsil ettiğini dile getirdi. Mevlânâ’nın düşüncesinde tövbe kapısının daima açık olduğuna vurgu yapılarak, hatadan dönüşün ilahi rahmetle karşılandığı ifade edildi.

Ekran Görüntüsü 2026 01 04 152741

Dersin ilerleyen bölümünde Mevlânâ’nın anlatıyı Hazreti Meryem kıssasına bağladığı kısım ele alındı. Kur’an-ı Kerim’de Meryem Suresi’nde bulunan ayetlerin mealleri üzerinden, Cebrail’in Hazreti Meryem’e insan suretinde görünmesi ve Meryem’in Allah’a sığınışı aktarıldı. Bu bölümde iffet, iltica ve ilahi koruma kavramları öne çıktı.

KABZ VE BAST HÂLLERİNE DE DEĞİNDİ

Dr. Sarıoğlu, Mesnevî’de geçen kabz ve bast hallerini de detaylandırdı. Kabzın iç sıkıntısı ve daralma, bastın ise ferahlık ve genişleme hali olduğunu ifade ederek, Mevlânâ’nın kabz hâlini insanı olgunlaştıran ve bast hâline hazırlayan bir süreç olarak gördüğünü aktardı. Kış ve yaz benzetmeleriyle bu iki halin insan hayatındaki yeri açıklandı.

Mesnevî Okumaları’nın 251. dersi, Mevlânâ’nın aşk temalı rubaileriyle sona erdi. Dr. Halil İbrahim Sarıoğlu, programın sonunda katılımcılara teşekkür ederek yeni yıl temennilerini paylaştı ve gecenin hayırlara vesile olması duasıyla dersi tamamladı.

Kaynak: Hacer Koca