“Konuşsam olmuyor, sussam gönlüm razı değil” diye bir laf var. Üzerinde uzun uzadıya düşündüğüm ama sıkça da ihlal ettiğim bir kelam.
İlçemize yapılan veya yapılması düşünülen şeylerin haberlerini yapıyoruz. Açık söyleyeyim bunların bazıları sırf haber değeri taşıdığı için. Yoksa benim şahsi nazarımda ya gereksiz, ya da önceliği farklı.
Biz bazı şeyleri ya istemesini bilmiyoruz, ya da ne istediğimizi.
Misal ikinci etap TOKİ konutları yapılacak. Yapılması için devlettin kapısını aşındırdığımız konulardan birisi. Peki çok mu lazımdı? Konutlara talep toplamak için her yol denendi. Hatta STÖ’ler devreye sokuldu ve suni taleplerle belli bir rakama ulaşılmaya çalışıldı. Sonuçta Haymana’ya ikinci TOKİ er geç yapılacak. Zaten son yıllarda pıtırak gibi konut inşa ediliyor. Alan kim? Ya Avrupa’cı ya da 3-5 yıllık evini “Ayol yeni yapılan evin bir mutfağı var top oyna” diye dırdırlanan karısının şerrinden korkanlar alıyor. Yoksa merkezi 12 bin nüfuslu şehir 8 binlere düşmüş durumda. Bir mahalleden bir başka mahalleye yer değişimi söz konusu. Birinci Etap TOKİ’ler bile neredeyse yarı yarıya boşken, ikinci etaba ne kadar gerek vardı?
Yeni Halk Eğitim Merkezi yapıldı. Dev bina. Trilyonlar harcanmış. Tabelasını görmeyen buradan uzaya her hafta mekik yolladığımızı falan sanır. Oysa eskisiyle aynı amaca hizmet ediyor. Onlarca oda işin sosu biberi. Konferanslar burada daha ferah verilecekmiş falan filan. Burası yapılmadan önce sanki tüm toplantılar çadırlarda yapılıyordu. Birçok devlet kurumumuz bomboş. Hükümet Konağında odalarda top oyna. Muhtemelen burası da birkaç yıl sonra asli görevinden ziyade her şey için kullanılır.
Bir de gündemde Millet Bahçesi var. Yapılsın mı? Elbette. Ama “öncelikli mi” dersen koskoca bir “hayır” derim. Bizim bedava çay içip kek yemekten gayrı ivedi ihtiyaçlarımız yok mu? Her gün yurdumun insanları, insanların sofralarından lokmalar eksilirken çay ve kek’in bu torpili nereden geliyor?
Bu saydıklarım bir ilçede birçok şey yapıldıktan sonra, yemekten sonra güzel bir tatlı niyetine olabilir. Ya da ardından içilen güzel bir Türk Kahvesi babında. Ama önce insanımızın işe ve aşa doyması gerekmez mi? Aç karına tatlı veya kahve ya mideyi bulandırır, ya da bozar.
Devlet yatırımı bizim buralara çok zor uğrar. O uğrak zamanlarında da en öncelikli, en elzem ve en maksimum fayda ve ilçeye katma değer yatırımlar almak gerekir. Yukarıdaki saydıklarımın yerine adı zikredilen bin kişilik cezaevi, büyük bir askeri yatırım ya da üniversite veya fakülte getirilmek için kalan bir atımlık barutumuz kullanılsa daha iyi olmaz mıydı? Bunlardan bir tanesi bile diğer on hizmete bedeldir. “Hah” derdim “işte bize istihdam, ekonomik katkı ve sosyal boyutta verimli bir hizmet yeri”
Başta da dediğim gibi ya biz ne istediğimizi bilmiyoruz, ya da istemeyi beceremiyoruz. Sayın devlet büyüklerimiz, siyasilerimiz ve bizi yönetenler; devletten veya hükümetten bir yatırım isterken nokta atışı ve geleceğimizi kurtaracak, bizi en az yüz yıl rahatlatacak, önümüzü açacak şeylere odaklanmamız gerekmez mi?
Konuşsam olmuyor, sussam gönlüm razı değil. Yine de siz bilirsiniz, ama iktidar, muhalefet, STÖ veya kanaat önderi konumunda herkes… bir günde sizler mübarek ağızlarınızı açsanız da bizde sizlerin bu konulardaki muhteşem fikirlerinizi öğrensek. Öğrensek te ikna olup “haa.. tamam o zaman” diyebilsek.
HAFTANIN SÖZÜ: Ben doğru bildiğimi söylerim, gerisi dokuz köyün sorunu.