Haymana Belediyesi son dönemlerde tiyatro konusunda bazı çalışmalar yapıyor.

Bizim gibi sosyal konularda yeterince faaliyeti olmayan yerler için kendi adıma çok mutlu oluyorum. İnsanların ekmek, su kadar ruhunu doyurmaya da ihtiyacı vardır. Bunu normal zamanda anlayamazsınız.

Yani hiç tiyatroya gitmemişseniz "La oğlum tiyatro da neymiş, olsa da olur olmasa da"demeniz gayet normal. Ancak birgün o havayı koklar, o sahne tozunun büyüsüne kapılır hele de usta sanatçılar ile başarılı bir oyun seyrederseniz, müptelası olursunuz. Sahne tozu yutmak sadece oyuncu için değil, izleyici içinde geçerlidir.

İşte Haymana Belediyesini bu konuda takdir ederek izliyorum. Hem çocuklara hem de büyüklere birkaç saatliğine de olsa hoş vakitler geçirtmek güzel.

Ancak bunun ara sıra, bir ara, vakit buldukça değil, belli bir periyotta, hatta rutin bir şekilde sürekli olmasını isterim.

Misal her hafta sonu bir tiyatro gösterisi düzenlenebilir. Bir hafta önceden afişleri asılır, hatta sembolik bir fiyat belirlenebilir. Gerekli duyurular yapılır, hatta gösteri öncesine birkaç yerel skeç veya mini oyunlar konabilir. Maksat sanat olsun. Hatta hatta ben belediyenin bir sanat kadrosu bile oluşturmasını isterim. Tiyatro veya sahne sanatlarına yatkın gençleri istihdam ederek kendi tiyatronusunu veya sanat topluluğunu kurmasını çok isterim. Hem istihdam sağlanır, hem de birçok şehre Haymana'nın çocukları gider, oyun oynar, ilçenin sanatsal yüzünü göstererek çok iyi reklam yapar. Başarılı oldukları zamanda zaten kendi maaşlarını çıkardıkları gibi, hem belediyeye hem ilçemize da pozitif katkı sağlarlar.

"Turizm ilçesiyiz aga.."demek biraz da bu tür faaliyetlerden, kendi çocuklarından sanat, sanatçı çıkarmaktan geçer. Bence Haymana Belediyesi bunu bir değerlendirsin derim. Klasik anlayışla kan kaybetmeye devam ediyoruz. Biraz da kabuğumuzu kıracak, farklı, modern, alternatif alanları düşünmek gerek. "Haymanayı yönetmeye talibim" diyenlerin çok farklı projeleri benim için çok önemli işte. Yoksa “çöpü çok iyi alacağım, kaldırım döşeyeceğim, hamamları temiz tutacağım” gibi söylemleri artık geçelim bir zahmet. Çünkü her geçen saniye de iş işten geçiyor.

DÜŞENE BİR DE SEN VURMA BAŞKAN

Mansur Yavaş'ın yaptıklarına şimdiye kadar laf söylemedik. Birçok konuda da hala baştacıdır. Ancak son su zamları zaten yere düşmüş vatandaşa “bir tekme de ben vurayım” gibiydi. Suyun konutlarda tonu 18 TL, işyerlerinde ise 28 TL ve KDV hariç fiyatların izahı yok.

"Efendim herşeye zam geldi. Bir tek su mu göze battı. Bu su evlere gelirken kaça mal oluyor?" denilebilir. Elbette haklısınız da. Ancak yine de vatandaş sizden bu konuda daha şık hareketler beklerdi, bekliyor da.

Şu zamanda ne olursa olsun, kim ne derse desin vatandaş haklı arkadaş. Büyükşehir, "Et, mazot, gübre, sebze, fatura, vs vs.." sosyal yardımlarda bulunuyor. Eyvallah. Ama bu yardımlar belli kesimi kapsıyor. Su ise herkesin ihtiyacı. Belediye bir fedakarlık yapacaksa, diğerlerini kısarak su konusunda elini taşın altına koymalı.

Çiftçiye mazot veriyorsun güzel. Bir çiftçi olarak bende aldım. Eyvallah. Ancak belediyenin asli görevi ve garibanların boğazında kalan zamlı suya göz yumulup bana mazot verilecekse, ben istemem arkadaş. Tüm evlerin ihtiyacı suyu makul fiyata çek, kaldırımını, parkını, yolunu, ya da belediyenin başka asli görevi varsa eksiksiz yap, ondan sonra et ver, süt ver, mazot ver.. ne verirsen ver. Ama önce Neşet Ertaş'ın "garibanın cıgara parasını almam"dediği gibi, garibanın su parasını zamlı alma Mansur Başkan. Yapma..sen bu sabah akşam ota boka zam yapanlara uyma...

HAFTANIN SÖZÜ: Bir mala gereğinden fazla değer verirsen kazıklanırsın. Bu malın yürüyor ve konuşuytor olması sonucu değiştirmez.