İstiklâl Şairi Mehmet Âkif Ersoy’un Türk edebiyatına damga vuran ölümsüz eseri Safahat, Türk dünyası açısından tarihi öneme sahip bir çalışmayla Kırgız Türkçesine kazandırıldı. Kırgızistanlı şair ve yazarlar Altınbek İsmailov ile Cıldızbek Tursunbayev’in uzun soluklu çalışmaları sonucunda hazırlanan eser, 24 Mayıs 2026 tarihinde Türkiye Yazarlar Birliği Genel Merkezi D. Mehmet Doğan Divanı’nda düzenlenen toplantıyla tanıtıldı.

Programa, Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammed Enes Kala, D. Mehmet Doğan Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Orçan ile eserin mütercimlerinden şair Altınbek İsmailov konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda hem Mehmet Âkif’in fikir dünyası hem de Safahat’ın Türk dünyası açısından taşıdığı anlam üzerinde duruldu.

“ÂKİF’İN SESİ MAZLUM COĞRAFYALARDA YAŞIYOR”

Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammed Enes Kala, Mehmet Âkif Ersoy’un vefatının 90. yılı olan 2026’da böylesine anlamlı bir çalışmanın yayımlanmasının büyük bir manevi değer taşıdığını söyledi.

Âkif’in “Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir” mısralarını hatırlatan Kala, bugün gelinen noktada Mehmet Âkif’in yalnızca Türkiye’de değil, bütün Türk ve İslam coğrafyasında güçlü bir sembol haline geldiğini vurguladı. Kala, “Mehmet Âkif bugün baba ocağı İpek’ten ana ocağı Buhara’ya, Balkanlardan Türkistan’a kadar tüm mazlum milletlerin coğrafyasında hatırlanıyor, biliniyor. Önemli eseri Safahat hâlâ okunmaya, ruhumuza hitap etmeye devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

2-266

“SAFAHAT, TARİHİ AYRILIKLARA ŞİFA OLACAK”

Kırgızca tercüme sürecinin temelinin 2021 yılında düzenlenen İstiklal Marşı Yılı etkinliklerinde atıldığını belirten Kala, Sovyet döneminde Türkistan coğrafyasını birbirinden uzaklaştırmak için uygulanan politikaların kültürel bağları zedelediğini ifade etti. Kala konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sovyet döneminde Türkistan coğrafyasını bölmek amacıyla alfabe değişiklikleri yapılmış ve kardeş halklar birbirinden uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. İşte Safahat, bu tarihsel ayrılıklara ve hastalıklara şifa olacak, Türk-İslam dünyasının yeniden bir arada, sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı dik durmasını sağlayacak ortak bir zemindir.”

Ankara'da yağışlı günler geride kalıyor! Haziran yaz havasıyla başlayacak
Ankara'da yağışlı günler geride kalıyor! Haziran yaz havasıyla başlayacak
İçeriği Görüntüle

Projeye katkı sunan isimlere teşekkür eden Kala, özellikle Prof. Dr. Mustafa Orçan’ın bu süreçte önemli bir fikir öncülüğü yaptığını belirtti.

“ÂKİF BUGÜNÜ GÖRSEYDİ TÜRKİSTAN KÜRSÜSÜNDEN ŞİİRİNİ YAZARDI”

D. Mehmet Doğan Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Orçan ise projenin geçmişine ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaştı. Çalışmanın temellerinin 2017 yılında Kırgızistan’a göreve giderken merhum D. Mehmet Doğan ile yapılan istişarelerde şekillendiğini belirten Orçan, 2021 yılında Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirilen uluslararası zirvede yaşanan duygu dolu anları anlattı.

Altınbek İsmailov’un zirvede “Çanakkale Şehitlerine” şiirini Kırgız Türkçesiyle okuduğunu söyleyen Orçan, salondaki Kırgız dinleyicilerin gözyaşlarını tutamadığını ifade etti. Mehmet Âkif’in şiirlerinde Türkistan’a duyduğu derin bağlılığa dikkat çeken Orçan, şöyle konuştu:

“Âkif, Süleymaniye Kürsüsünden şiirinde annesinin memleketi Buhara’yı, Türkistan’ı anlatırken büyük bir hüzün içindeydi; buraların viran olduğunu söylüyordu. Hamdolsun, bağımsızlık sonrası Türkistan yeniden fabrika ayarlarına döndü. Mehmet Âkif bugünkü o genç, dinamik ve inançlı Kırgızistan tablosunu görseydi, herhalde hüzünle değil, büyük bir coşkuyla ‘Türkistan Kürsüsünden’ diye yepyeni bir şaheser yazardı.”

3-223

TANRI DAĞLARI’NDA GELEN İLHAM

Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Kırgız şair Altınbek İsmailov’un tercüme sürecine dair anlattıkları oldu. Mehmet Âkif gibi büyük bir şairin eserlerini Kırgız Türkçesine aktarmanın kendisinde büyük bir sorumluluk hissi oluşturduğunu söyleyen İsmailov, başlangıçta ciddi tereddütler yaşadığını dile getirdi. İsmailov, bu duygusunu “kartalı serçeye dönüştürme korkusu” sözleriyle anlattı. Çeviri sürecindeki kırılma anını ise şu ifadelerle paylaştı:

“Hocalarım bana en zorundan, yani Çanakkale Şehitleri’nden başlamamı söylediler. Eve gittim; belgeseller izledim, şerhleri okudum. Bir gün balkonda Tanrı Dağları’na bakarak otururken içime bir ilham geldi: ‘Mehmet Âkif Ersoy bir Kırgız şairi olsaydı, Çanakkale’yi Kırgız Türkçesiyle nasıl yazardı?’ diye düşündüm ve o an Âkif’in kalbinin nabzını yakaladım.”

10 GÜN EVE KAPANDI, GÖZYAŞLARIYLA ÇEVİRDİ

Çanakkale şiirini çevirebilmek için kendisini günlerce eve kapattığını anlatan İsmailov, savaş sahnelerini hissederek çalıştığını ve zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadığını söyledi. İsmailov, yaklaşık 10 günlük yoğun bir çalışmanın ardından “Çanakkale Şehitlerine” şiirini tamamladığını belirtti. Daha sonra Prof. Dr. Ozan Yılmaz ve Osman Arıcan’ın da aralarında bulunduğu uzman bir ekiple yaklaşık 1,5 yıl boyunca gece gündüz çalışarak Safahat’tan seçilen 40 şiiri iki kapak arasında topladıklarını ifade etti.

SALONDA DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI

Programın sonunda Altınbek İsmailov, Safahat’tan bazı şiirleri hem Türkçe hem de Kırgız Türkçesiyle seslendirdi. Şiir dinletisi sırasında salonda duygu dolu anlar yaşanırken, katılımcılar Mehmet Âkif’in mısralarının Türk dünyasının farklı coğrafyalarında aynı heyecanı uyandırmasının önemine dikkat çekti.

Kaynak: Hacer Koca