DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından Genel Merkez’de düzenlediği basın toplantısında iç ve dış politikaya ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkiye, Suriye ve Latin Amerika’daki gelişmelere değinen Doğan, barış, demokrasi ve diyalog vurgusunu ön plana çıkardı.

Açıklamasına 30 yıl önce yaşamını hayatını yitiren Metin Göktepe ile kısa süre önce yaşamını yitiren gazeteci-yazar Hüseyin Aykol’u anarak başlayan Doğan, 2026 yılının adaletin güçlendiği, eşitliğin tesis edildiği ve demokrasinin kökleştiği bir yıl olması temennisini dile getirdi.

Hind Rajab’ın Sesi filmini izleyen Vasip Şahin’den Gazze mesajı!
Hind Rajab’ın Sesi filmini izleyen Vasip Şahin’den Gazze mesajı!
İçeriği Görüntüle

“SÜREÇ TARTIŞMA BOYUTUNDA KALIYOR”

Merkez Yürütme Kurulu’nda Türkiye’deki siyasi gelişmelerin yanı sıra uluslararası başlıkların da ele alındığını belirten Doğan, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi. Sürece ilişkin kamuoyunda “sessizlik” algısı oluştuğunu dile getiren Doğan, sürecin yavaş ilerlediğini ancak tamamen durmuş olmadığını belirtti. Doğan, barış ve demokratikleşme iddiası taşıyan bir süreçte somut adımların şart olduğunu aktararak, tartışmaların uygulamaya dönüşmemesinin toplumsal kaygıları artırdığına dikkat çekti.

Komisyon-7

"KOBANİ'DEN GEZİ DAVASINA KADAR SERBEST KALMALILAR"

Konuşmasında hukuki başlıklara geniş yer ayıran Doğan, şu cümleleri kullandı:

"Ne yapılmalı mesela? Herkes önceki dönem eş genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani Kumpas davası tutsaklarının serbest bırakılmasını bekliyor. Biz de bekliyoruz. Artık gerçekten bu suç işleme hâline son verilmeli. Bakınız Tayfun Kahraman günlerdir en çok konuşulan konulardan biri. Yeni yıla böyle girdik. Bir yılı böyle kapattık. Yeni bir yıla böyle başladık. Artık bunlarla devam etmemeliyiz. Yani hasta tutsaklar, haksız ve hukuksuz bir biçimde hapiste tutulanlar, Kobani’den Gezi davasına kadar serbest kalmalılar.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmalı. Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmalı. Bunları beklerken ne oluyor? Selahattin Demirtaş’a yeni bir ceza veriliyor. Üstelik ne cezası veriliyor? Cumhurbaşkanına hakaretten ceza veriliyor. İşte anayasanın 90’ıncı maddesi apaçık ortada. İşte bunlar yapılması gerekenler. Barış ve demokratik toplum süreciyle neden bağlantılı değil diyorum bir yandan. Çünkü zaten olması gerekenler dahi yapılmıyor. Ancak süreçle bağlantılandırdığınız zaman bunlar umudu tazeleyen, güveni artıran adımlar olarak kabul edilir. Toplum tarafından da siyaset tarafından da öyle görülür."

KOMİSYONDAN ORTAK MUTABAKAT BEKLENTİSİ

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını önemsediklerini belirten Doğan, "Şimdi komisyondan beklentimiz ne? Biliyorsunuz ortak rapor yazım grubu oluşturuldu. Önümüzdeki hafta üçüncü toplantılarını gerçekleştirecekler. Salı günü gerçekleştirmelerini bekliyoruz; yani toplantıyı ayın 13’ünde. Aşağı yukarı bir ortak çerçevenin ortaya çıktığını bugüne kadar yapılan toplantılarda söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu ortak rapor yazımının ilk konsensüsle tamamlanması, karşılıklı müzakere ve diyalog ile yol alınması da beklentimiz. Bu beklentimizin de gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Yasal çerçeveye ilişkin tartışmalarda; bu yasa nasıl olacak, bundan sonra demokratik siyaset alanının genişletilmesi, silahlarını bırakanların demokratik siyaset alanına nasıl dâhil olacağı; tüm bu tartışmalarla ilgili bir mutabakatın sağlanacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Komisyon-6

"ÇOK AÇIK BİR SALDIRIDIR"

Doğan, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunu da sert sözlerle eleştirerek, yaşananların uluslararası hukuk ve egemenlik haklarının açık ihlali olduğunu savundu. Bu tür müdahalelerin gelecekte ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Doğan, İran’daki protestolara da değinerek, ülkedeki sorunların çözüm yolunun demokratikleşmeden geçtiğini ifade etti.

HALEP İÇİN “ACİL DUR” ÇAĞRISI

Suriye’nin Halep kentinde devam eden çatışmalara da değinen Doğan, Kürt ve Süryani mahallelerine yönelik saldırıların derhal durdurulması gerektiğini söyledi. Bölgeden gelen bilgilere göre sivillerin hayatını kaybettiğini ve yüz binlerce insanın kuşatma altında yaşadığını aktaran Doğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre en az 7 sivil hayatını kaybetmiş, yine en az 58 kişi yaralanmış. Sözünü ettiğimiz mahallelerde 200 bin insan yaşıyor. Şimdi 200 bin insanın en azından kuşatma altında olduğu… Nasıl bir kuşatma? Tanklarla, toplarla, obüslerle, dronlarla saldırı altında olan mahallelerden bahsediyoruz. Yine bu saldırılarda Türkiye’nin desteğini aldığı bilinen Hemzat, Emşat, Sultan Murat ve Nurettin Zengi gruplarının da yer aldığı belirtiliyor. Şimdi buradan sormayalım mı? Soruyoruz tabii ki. Türkiye’nin Suriye’de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak. Hiçbir ülke oynamamalı böyle bir rol. Ama özellikle Türkiye. Asla yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu. Uyarımız, demokratik bir Suriye için. Uyarımız Suriye’de yaşayan tüm halkların, kimliklerin, farklı inançların kendilerini güvende hissetmeleri için. Bir arada, eşit bir biçimde yaşamaları için. Mücadelemiz de bunun için. Yani Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz. Türkiye’nin komşu olduğu bütün ülkeler için istiyoruz. Üstelik Türkiye içeride geliştirdiği bu süreçle Orta Doğu’da öncü bir rol ve misyon üstlenmek istiyor. O hâlde en önce Suriye’de yapması gereken, bu öncülüğe uygun yapıcı bir rol üstlenmektir. Bu mahallelerde yaşayan, sivillerin temel ihtiyaçlarını aylardır engelleyen bir geçici Şam yönetiminden bahsediyoruz. Yine ona bağlı güçlerin bu saldırıları da yalnızca Suriye’nin siyasi ve idari yapısına değil, işte doğrudan idaresine, istikrarına dönük de açık bir tehdit oluşturuyor. Oysa beklenen ne? 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesi. Peki, 10 Mart mutabakatı, her ne kadar zaman zaman yine farklı yorumlansa da, çok çok açık bir mutabakat. Bu mutabakat demokratik bir Suriye’nin belgesi. Bize düşen, 13 yıl sürmüş, çok büyük acılar yaşanmış bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni diyalog ve müzakere yoluyla yapmak."

Suriye-16

“ÖCALAN’IN DOĞRUDAN TEMAS KURMASI GEREKİYOR”

Basın toplantısının en dikkat çeken bölümünde Abdullah Öcalan’ın bölgedeki aktörlerle doğrudan iletişim kurma isteğine değinen Doğan, Öcalan’ın Mesut Barzani, Neçirvan Barzani ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile görüşmek istediğini açıkladı:

"Öcalan’ın görüşmek istediği, özellikle sürece dair bazı isimler var. Mesela bunları söylerken sayın Öcalan’ın sayın Mesut Barzani ile görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Neçirvan Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Mazlum Abdi ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili sayın Öcalan’ın önerileri var. Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce de yine tecrübe edildi bu gerçek. Açın yine yolu. Öcalan doğrudan temas kursun ve önerilerini doğrudan iletsin. Çatışmayla, savaşla, saldırıyla, kuşatmayla yol almak mümkün değil. O yüzden tüm garantör ülkeler en başta şu anda orada yaşayan halkların yaşam hakkını güvence altına almalı."

ERDOĞAN İLE GÖRÜŞME TALEBİ

Doğan, İmralı Heyeti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme talebinin bulunduğunu da doğruladı. Görüşme için henüz net bir tarih belirlenmediğini aktaran Doğan, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı:

"Heyetimizin gündeminde daha önce de açıkladıkları gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşme talebi var. Ancak görüşme ve randevu planlamasının henüz netleşmediğini ifade edebilirim. Heyetimiz takip ediyor. Fakat böyle bir gündem var. Ve böyle bir görüşme talebi de var.
Yine Sayın Öcalan'la yapılan görüşme rutin bir şekilde biliyorsunuz devam ediyor DEM Parti İmralı Heyeti ile. Ve yeni yıldan önce yaptıkları açıklamada siyasi partilerle görüştüler. O partilerle yaptıkları görüşmelerden sonra Adalet Bakanı ile de bir görüşme gerçekleştirdiler.
Kamuoyuna görüşmenin içeriğine ilişkin açıklamaları bizzat kendileri yaptı yine. İmralı Heyetimizden, Pervin Bul'dan ve Mithat Sancar yaptı bu açıklamaları. O zaman gündemlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la da görüşmenin olduğunu ifade ettiler. Tarihin ve o randevu planlamasının henüz netleşmediğini söylemişlerdi. Şu ana kadar netleşmedi. Ancak bunun netleşmemiş olmasını bir olumsuzluk olarak değerlendirmemek gerekiyor. Takdir edersiniz ki çok yoğun gündemler bir yandan da. Dolayısıyla yakın zamanda bu görüşmenin gerçekleşmesini bekliyoruz. Yine Öcalan'la yapılacak görüşmenin de henüz gerçekleşmemiş olması bir olumsuzluk olarak ya da bir negatif durum olarak değerlendirilmemeli. O da kendi rutin akışı içerisinde ilerliyor. Halep'teki saldırılar ve saldırılardan sonraki değerlendirmeleri ne olur Öcalan'ın? Onu şu anda bilmemize imkan yok. Çünkü bir görüşme gerçekleşmedi bu olaylar yaşandıktan sonra."

Kaynak: Haber Merkezi