Çocukluğumuzda aklımızda kalan, büyüdüğümüzde bile yüreğimizin bir köşesinde sızı olarak kalan bir konu vardı. Çocukluk arkadaşlarımızla bir araya gelince hala söyler inceden efkarlanırız. Mesele şuydu, o zamanlar plastik top çok kıymetliydi. Şimdi lafı bile edilmeyecek bir para ama o zamanlar reşat altını gibiydi. 3-5 arkadaş bir araya gelir ceplerimizin astarını ters yüz eder, herkes parasını ortaya koyardı yine de alamazdık. Hele futbol topu almak çocukluk izanıyla Çankaya’da arsa almak gibi bir şeydi.
İşte o günlerde mahallenin en salağı ya da embesili, ama varsıl olanı koltuğunun arasına sıkıştırdığı topla görünür takımı kurar, istediği oyuncuyu alır, istemediğini de oynatmazdı. Tüm paslar ona yollanır, gol ona attırılır, golden sonra sunni sevinç yaşanırdı. İçimizden birisinin tipini beğenmeyip oyuna almadıysa bir kenara çekilir sümüğümüzü çeke çeke oynayanları seyreder gözümüzde biriken gözyaşlarını içimize akıtır “Zaten ben oynamayacaktım ki” deyip züğürt tesellimize yandaş arardık.
Bu anı nereden derpreşti meselesine gelirsek.. Hani son günlerde bir mafya babası videolar silsilesi yayınlayıp çok ciddi iddialarda bulunuyor ya, konu sanki eskilere atıf yapıyor gibi.
Bu mafya babası bundan birkaç yıl önce bir siyasi parti için mitingler yapar bir devlet görevlisi gibi kasılarak gezer, kimse de “Ne iş” diyemezdi. Hah.. işte şimdi o baba, hükümet veya ona yakın bazı kişiler hakkında birçok şeyler söylüyor. Doğru veya yanlış, haklı veya değil bilmem. Sonuçta bu yargının işi. Tabii hukuk şu ana kadar ciddi bir şekilde devreye girip “Ne oluyor arkadaş, gelin birer ifadenizi alalım” demedi. “Der mi?” onu da tam olarak bilmiyorum.
Benim takıldığım, mafya babasının suçladığı kişilerin bazıları hala görevde. Bu görevdeki kişileri savunan bazı gazetecilerin “Şu kişi işini çok iyi yapıyor o nedenle bazı suçlamalardan muaf tutulmalı” mealinde bir şeyler zırvalamaya çalışıyorlar.
Ben şunu anlıyorum konuşmalardan, misal bir doktor çok iyi bir doktorsa ve on numara ameliyat yapıyorsa trafik kuralları bu doktora sökmemeli. Trafik kurallarını istediği gibi ihlal etme hakkına sahip. Niye? Çünkü o çok iyi ve işini de iyi yapan bir doktor.
Ya da çok başarılı bir öğretmen, sırf bu başarılı eğitimcilinden dolayı vergisini vermeyebilir. Öyle ya. Görevini çok iyi yapan bir öğretmense neden herkes gibi vergisini versin. Adam Hz. Ali gibi bir harf öğretiyor ki, kırk yıl kölesi olmakta beis bir şey yok. Yani denmek isteniyor ki suçlama yapılan şahıs kendi görevini çok iyi yaptığı için bazı yasadışı işlerinde de görmemezlikten gelinebilir. Yapalım bir kıyak gitsin, çünkü kendi görevini çok iyi yapıyor. O görevini alasıyla yaptığı için de ver ha çamur atılıyor. Falan filan.
Çocukluğumdaki hadisenin paralelliğine böyle geliyoruz işte. Birileri sırf topu olduğu için, ya da arkasında deve dişi gibi kişiler olduğu için, ya da cebindeki milyar dolarlardan dolayı pek bir ayrıcalıklı. Bizim öz mahallemize geliyor, elindeki topuyla takımı kuruyor, sırf o istediği için birileri oyunda, yine o istemediği için soğuk kuyu pabuçlu, giyimleri pespaye ve babası da “möhüm” bir şahıs olmadığı için sümüğünü çekip kahırlanarak, ama kimseye belli etmeye de çalışarak bir kenarda oturacak. “Top benim oynatmıyorum’dan, memleket benim yaşatmıyorum’a”.. Neredeeen nereye...
Aradan yıllar, hatta yüzyıllar geçse de haklının değil güçlünün yanında olmaya alıştırılmış bir adalet tecelli edecek. Pehhh… Plastik top kadar haysiyetlerle de bu maç zor biter arkadaş.
HAFTANIN SÖZÜ: Hırsızlar çalarken değil, paylaşırken kavga eder. (Charles Darwin)