Ankara’da yağmurla birlikte sokaklar serinledi, kaldırımlar temizlendi ancak hava kalitesi ölçümleri aynı tabloyu göstermedi. Çankaya’da hava kalitesi “iyi” seviyesindeyken Yenimahalle’nin Demetevler bölgesinde “orta” olarak ölçüldü. Üstelik benzer bir durum İstanbul ve İzmir arasında da dikkat çekti. Peki, şiddetli yağmurun etkili olduğu yerlerde hava kalitesi neden daha düşük çıkarken yağışın görülmediği bölgelerde daha temiz hava solunabiliyor?

Ankara’da etkili olan yağışla birlikte “Yağmura rağmen neden orta kalitede hava soluyoruz?” sorusu gündeme geldi. Yağmurla yıkanmış sokaklara bakarken havanın da bütünüyle temizlendiğini düşünmek kolay. Ancak başkentin havası, bir semtten diğerine değişebilen ve yalnızca yağışla açıklanamayan bir tablo sunuyor.

Yağmur sonrası Ankara sokaklarında yürüdüğünüzü düşünün. Islanan kaldırımlar, serinleyen hava, ağaçlardan düşen su damlaları ve şemsiyelerini kapatarak yollarına devam eden insanlar… Şehir, yağışın ardından daha temiz ve ferah bir görünüme kavuşuyor. Ancak gözümüzle gördüğümüz bu değişim, soluduğumuz havanın da aynı ölçüde temizlendiği anlamına gelmiyor.

Bunu anlamak için rotamızı önce Çankaya’ya, ardından Yenimahalle’nin Demetevler bölgesine çeviriyoruz. Sonrasında ise İstanbul ve İzmir’in hava kalitesi verilerine uzanıyoruz.

ÇANKAYA’DA HAVA “İYİ”, DEMETEVLER’DE NEDEN “ORTA”?

Ankara’daki ilk durağımız Çankaya. Yağmurun ardından kentin farklı noktalarında hissedilen serinlik, hava kalitesi ölçüm istasyonlarının verilerine de yansıyor. Ancak her istasyon aynı sonucu göstermiyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hava kalitesi izleme verilerine göre 15 Ekim 2026 saat 20.00 itibarıyla Çankaya istasyonunda hava kalitesi indeksi 38 olarak ölçülüyor. Bu değer, “iyi” kategorisinde yer alıyor.

Rotamızı Yenimahalle’nin Demetevler bölgesine çevirdiğimizde ise tablo değişiyor. Buradaki istasyonda hava kalitesi indeksi 52 olarak kaydediliyor ve “orta” kategorisinde değerlendiriliyor.

Üstelik iki istasyonun ölçtüğü kirleticiler arasında da fark bulunuyor. Çankaya’da PM10 konsantrasyonu metreküpte 39 mikrogram, Demetevler’de ise 64 mikrogram seviyesinde. Azot dioksit değerleri de Çankaya’da 74, Demetevler’de 84 mikrogram olarak görülüyor.

Peki, aynı şehirde yağmur yağmasına rağmen bu farklılık neden ortaya çıkıyor?

DEMETEVLER’DE YAĞMUR YAĞDI AMA HAVA NEDEN TAM OLARAK TEMİZLENMEDİ?

Yağışların ardından en çok merak edilen konu, yağmurun havadaki kirleticileri ne ölçüde temizlediği.

Aslında yağmur, atmosferin doğal temizlenme mekanizmalarından biri. Yağmur damlaları havada asılı duran tozları ve bazı kirletici maddeleri yakalayarak yeryüzüne taşıyabiliyor. Bilimsel olarak bu süreç “ıslak çökelme” şeklinde adlandırılıyor.

Ancak yağmurun etkisi her bölgede aynı olmuyor.

Bunun nedeni, hava kalitesinin yalnızca yağış miktarına bağlı olmaması. Yağmurun ne kadar sürdüğü, ne zaman başladığı, rüzgârın yönü, çevredeki kirletici kaynakları ve atmosferde önceden biriken parçacıklar da ölçümlerde belirleyici olabiliyor.

Örneğin Demetevler’de yağmur yağarken araç trafiğinin devam etmesi, çevreden taşınan parçacıklar veya yağış öncesinden kalan kirlilik, hava kalitesi üzerinde etkili olabilir.

Fakat mevcut istasyon verileri, Demetevler’deki “orta” seviyenin kesin olarak hangi nedenden kaynaklandığını göstermiyor.

Dolayısıyla yağmurun yoğun şekilde yağması, havadaki bütün kirleticilerin kısa sürede ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

YAĞMUR SOKAKLARI TEMİZLİYOR AMA HAVA GEÇMİŞ SAATLERİ DE HATIRLIYOR

Ankara’daki iki istasyon arasındaki farkın anlaşılmasında önemli bir ayrıntı daha bulunuyor.

Demetevler’de hava kalitesi değerlendirmesinde öne çıkan kirletici PM10 olarak görülüyor. PM10, havada bulunan ve çapı 10 mikrometre veya daha küçük olan parçacıkları ifade ediyor.

Bu parçacıklar; yol tozu, trafik, çeşitli yanma faaliyetleri ve başka doğal veya insan kaynaklı süreçlerle atmosfere karışabiliyor.

Ulusal Hava Kalitesi İndeksi'nde PM10 değerlendirmesinde 24 saatlik ortalama kullanılıyor. Çankaya ekranında öne çıkan azot dioksit ise bir saatlik ölçüm üzerinden değerlendiriliyor.

Yani yağmurun son birkaç saatte havadaki parçacıkları azaltmış olması, Demetevler’in hava kalitesi kategorisinin hemen değişmesini sağlamayabilir.

Çünkü ekrandaki değerlendirme, yağmur başlamadan önceki saatlerde biriken kirliliğin etkisini de taşıyabiliyor.

Başka bir ifadeyle yağmur sokakları kısa sürede temizleyebilir ancak hava kalitesi ölçümleri geçmiş saatlerin izlerini de gösterebilir.

ANKARA’DAN İSTANBUL’A: ŞİDDETLİ YAĞIŞA RAĞMEN HAVA NEDEN “ORTA”?

Başkentteki bu ilginç tablo yalnızca Ankara’ya özgü değil. Rotamızı İstanbul’a çevirdiğimizde yağmur ile hava kalitesi arasındaki ilişkinin daha da dikkat çekici bir örneği karşımıza çıkıyor.

15 Ekim’de İstanbul için yapılan meteorolojik değerlendirmelerde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar öne çıktı. Özellikle Anadolu Yakası için çok kuvvetli ve şiddetli, bazı bölgelerde ise aşırı yağış beklentisi bildirildi.

Takviye edici gıdalarda yeni dönem mi? Seyit Ardıç’ın açıklaması dikkat çekti
Takviye edici gıdalarda yeni dönem mi? Seyit Ardıç’ın açıklaması dikkat çekti
İçeriği Görüntüle

Böylesine yağışlı bir günde hava kalitesi ekranlarının tamamında “iyi” yazması beklenebilir. Ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hava kalitesi izleme verileri farklı bir duruma işaret ediyor.

15 Ekim saat 19.00 itibarıyla Sarıyer ilçesindeki Kumköy istasyonunda hava kalitesi indeksi 56 ile “orta” seviyesinde bulunurken, aynı ilçedeki Sarıyer istasyonunda 29 ile “iyi” kategorisi kaydedildi.

Aynı saatlerde Kadıköy’de 16, Üsküdar’da 15, Beşiktaş’ta 21 ve Kartal’da 11 seviyesinde ölçümler görüldü. Bu istasyonların tamamı “iyi” kategorisindeydi.

Yani İstanbul’da da Ankara’dakine benzer şekilde, aynı gün farklı ölçüm noktalarında farklı hava kalitesi seviyeleri ortaya çıktı.

Üstelik Kumköy istasyonunun saat 18.00’de 58 olan endeksi, saat 19.00’da 56’ya gerilemesine rağmen “orta” kategorisinde kalmayı sürdürdü.

Bu durum, yağışlı bir günde hava kalitesi seviyesinin her noktada aynı olmayabileceğini ortaya koyuyor. Ancak Kumköy istasyonunun bulunduğu noktaya düşen yağış miktarı ile kirletici değişimi birlikte incelenmeden, bu farklılığın doğrudan yağmurdan kaynaklandığı söylenemiyor.

PEKİ, YAĞMUR YAĞMAYAN İZMİR’DE HAVA NASIL “İYİ” OLABİLİYOR?

Ankara’da yağmur var, bazı istasyonlar “orta”. İstanbul’da şiddetli sağanak beklentisi var, yine bazı noktalarda hava “orta”. Peki, yağışın görülmediği İzmir’de hava kalitesi nasıl daha iyi olabiliyor?

Bu sorunun yanıtı, yağmurun dışında atmosferi etkileyen başka bir doğal güçte saklı olabilir: Rüzgâr.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 15 Ekim akşamı için yayımladığı tahminlerde İzmir kent merkezi ile Konak, Bornova, Karşıyaka, Bayraklı ve Buca gibi merkez ilçelerde parçalı ve çok bulutlu hava öngörüldü.

Bölgede kuzeyli rüzgârların orta kuvvette, kıyı kesimlerde ise zaman zaman saatte 40 ila 60 kilometreye ulaşabilecek hızlarda esebileceği belirtildi.

İşte bu noktada yağmurun yapamadığını bazen rüzgâr yapabiliyor.

Rüzgâr, bir bölgede biriken kirleticileri dağıtarak yer seviyesindeki yoğunluklarının azalmasına yardımcı olabiliyor. Bu nedenle yağmur yağmasa bile hava kalitesi iyi seviyede kalabiliyor.

İzmir’de yağışsız koşullarda “iyi” kategorisinin görülmesi, bu bakımdan şaşırtıcı değil.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var. İzmir’deki belirli bir hava kalitesi istasyonunun “iyi” olmasının doğrudan rüzgârdan kaynaklandığını söylemek için o istasyona ait eş zamanlı kirletici ve rüzgâr ölçümlerinin incelenmesi gerekiyor.

Ayrıca tek bir istasyonun iyi durumda olması, İzmir’in bütün mahallelerinde hava kalitesinin aynı olduğu anlamına gelmiyor.

ASIL MESELE YAĞMUR DEĞİL, HAVANIN NASIL HAREKET ETTİĞİ

Peki, Ankara, İstanbul ve İzmir arasında gördüğümüz bu farklılıklar bize ne anlatıyor?

İngiltere Meteoroloji Kurumu Met Office’in değerlendirmelerine göre bir bölgenin hava kalitesi; atmosfere salınan kirleticiler, rüzgârla taşınma, havadaki kimyasal süreçler ve yağışın temizleyici etkisinin birleşimiyle şekilleniyor.

Bu nedenle hava kalitesini değerlendirirken yalnızca gökyüzüne bakmak yeterli olmuyor.

Bir bölgede kuvvetli yağmur yağmasına rağmen hava hareketleri kirleticilerin dağılmasına elverişli olmayabilir. Başka bir bölgede ise hiç yağmur yağmadan esen rüzgâr, kirleticilerin birikmesini sınırlandırabilir.

Elbette bunun tersi de mümkün. Rüzgâr bazen temiz hava taşırken bazen başka bölgelerden gelen tozları veya kirletici maddeleri de beraberinde getirebilir.

Şehirlerin coğrafi özellikleri, yerleşim düzenleri, trafik yoğunlukları ve atmosferin havayı ne ölçüde karıştırabildiği de bu farklılıklarda rol oynayabilir.

Dolayısıyla yağış miktarı ile hava kalitesi arasında her zaman doğrudan bir ilişki kurulamıyor.

AYNI GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA NEDEN FARKLI HAVA SOLUYORUZ?

Ankara sokaklarından başlayıp İstanbul ve İzmir’e uzanan bu hava kalitesi karşılaştırması, şehirlerin yalnızca yağış miktarlarına göre değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.

Çankaya ile Demetevler arasında görülen fark, aynı şehirdeki iki istasyonun bile farklı kirletici seviyelerine sahip olabileceğini ortaya koyuyor. İstanbul’daki Kumköy ile Sarıyer istasyonları da benzer bir tablo sunuyor.

İzmir örneği ise temiz hava için yağmurun tek koşul olmadığını hatırlatıyor.

Bununla birlikte farklı kurumların hava kalitesi endekslerinde aynı hesaplama yöntemi kullanılmayabiliyor. Bu nedenle şehirler arasında kesin bir karşılaştırma yapabilmek için aynı yöntemle hesaplanmış, aynı zaman dilimine ait ve istasyon bazında doğrulanmış verilere ihtiyaç duyuluyor.

Yağmurun ardından temizlenmiş gibi görünen bir sokağın havası beklenenden daha kirli olabilir. Buna karşılık yağış almayan bir bölgede atmosferdeki kirleticiler daha düşük seviyelerde bulunabilir.

Kısacası yağmur sokakları yıkıyor ancak havanın ne kadar temiz olacağını tek başına belirlemiyor. Ankara’da Çankaya ile Demetevler, İstanbul’da farklı semtler ve yağışsız İzmir arasındaki karşılaştırma da aynı gerçeği ortaya koyuyor: Temiz hava yalnızca gökyüzünden düşen yağmur damlalarına değil, şehirlerin üzerinde hareket eden görünmez hava akımlarına ve kirletici kaynaklarına da bağlı.

Kaynak: Sevda Ecem Karapolat