Yapılamayan Ankara-Haymana yolu var ya, aslında olmasa da olur. Ben de çokça yazdım çizdim “yapılsın” diye. Yazdıklarıma pişman değilim yine yazarım, ama benim gözümde Haymana’nın sorunları içinde ilk beşe bile girmez.

Sırf Melih Gökçek söz verdi yapmadı diye üstüne üstüne gidiyoruz. Yoksa “ekmek-asfalt çarpsın” o kadar önemli değil.

Velev ki bir ay sonra yol bitti. Sonra…sonra ne olacak? Ankara akın akın bize mi gelecek? Yoksa biz her gün gidip geliyoruz da, tekerimize taş mı deymeyecek?

Sırf yolumuz yapıldı diye eğitim sorunumuz şırp diye kesilecek mi, Ankara Üniversitesi yeni bölümler mi açacak, başka üniversiteler “Lan bunların duble yolları var, hadi gidip bizde bölümler açalım, okullar kuralım” mı diyecekler? Haymana’da kalmayan öğretmenlerimiz memurlarımız; “eh artık yol bitti Haymana’da kalalım güzelce” de mi karar kılacaklar?

İşsizliğimiz o dakika kesilecek mi?, Belediye iş kapısı olmaktan çıkacak, duble yolun etrafı iş alanlarıyla mı dolacak? Yoksa tüm işsizlerimiz; “duble yolumuz olduktan sonra iş falan önemli değil” diye iş aramaktan vazgeçip, ailecek asfalt mı kemirecekler?

Duble yolumuz var diye tüm herkes bize hayran mı olacak? Turizmde yapamadığımız patlamayı duble yol olunca mı patlatacağız. Gelenlere türbeyi gezdirdikten sonra, duble yola turistik seyahat mi yapacağız?

Köylümüz daha bol ve verimli ürün mü alacak? Esnafımız yollardan taşan müşteriye yer mi bulamayacak? Falan filan.

Yolumuz yapılsın, istemeyen namerttir. Yol medeniyettir, zorunluluktur, olmazsa olmazdır. Ama o kadar çok sorunumuz var ki, Ankara duble yolu zurnanın son deliği olmasa da, ortalarda bir yerdedir.

Eğer duble yol olunca tüm dertler biteydi, Şereflikoçhisar; 60 bin nüfustan 30 binlere inmezdi. Onların yıllardır, hem de Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan vızır vızır yolları var. Sonuç; iç güveysinden daha beterler. “Polatlı’dan yol geçti de onlar böyle oldu” mantığı da külliyen yanlış. Tamam yol geçti ama sonra o yol, askeriyeyle, organize sanayi ile, fabrikalarla, üniversitelerle, hızlı - yavaş trenle, desteklene desteklene bu hale geldi. Ş.Koçhisar’a neden bunların bir tanesi bile yapılmadı. Durup düşünmek lazım.

Ya da Beypazarı, oradan hangi babayiğit yol geçiyor söyleyin bakalım? Orası da çıkmaz yol, kör nokta. Ama orada cin gibi bir esnaf, durmadan üreten bir halk, halkına ön ayak olan, her konuda ileri görüşlü ve aydın yöneticileri var. Bunlar varsa zaten size her yol gelişmedir. Bunlar yoksa elinizde, üçüncü köprü buraya yapılsa ne olacak?

Yol olmadan da, işleri yoluna koyabilmenin yollarını bulmak lazım. Yoksa Arap’ın “yalellisi” hiç bitmez.

HAFTANIN SÖZÜ: Bize yeni düşmanlar lazım, eskiler hayranımız oldular bile.

HAFTANIN HABERİ: Üniversiteye hazırlanan oğlunu hamama götürüp havuz problemi çözmeye çalışan baba oğul boğulmaktan son anda kurtarıldı. SAYGILARIMLA