Hemşerimiz gazeteci Abbas Güçlü hemen her yıl sempozyuma katılır sağ olsun. Gelince de alayımıza ayar verir. Versin versin de çuvaldızı bize saplarken iğneyi de arada kendisine batırmayı unutuyor nedense..

Güçlü, bu senede eğitimcilere, belediyecilere, bürokratlara, artık gözünün gördüğü kim varsa bir anlamda verdi veriştirdi.

Buraya kadar herşey güzel Sayın Güçlü. Peki hep başımız önde seni dinledik. “Haklısın efendim, doğrusun paşam, yerden göğe eyvallah sayın gazetecim” dedik.

Bazen ben bile köşe yazarken öyle büyük büyük laflar ediyorum, Haymana’yı kurtarıyorum, ahkam kesiyorum, kendime göre ayar veriyorum falan... Lakin bir de kendime bakıyorum “Bugün Haymana için ne yaptın?” diye. Atıp tutarken, oysa kılımı bile kıpırdatmamışım çoğu zaman.

Sempozyumda Haymana’yı tanıtan 4 dakikalık bir video var. Bence çokta güzel. Lakin Abbas Bey, “Başka yerlerin görüntülerini Haymana diye tanıtıyorsunuz” falan dedi. O öyle deyince videoyu birkaç kere daha izledim. Bir karesi bile Haymana dışından değil.

Demek ki Haymana ile ilgili herşeyi çok iyi bildiğini iddia eden Abbas Güçlü, o kadar da iyi tanımıyor memleketini. Bay Güçlü, hangi görüntü Haymana’nın değil biz de bilelim. Kınanacak intihal bir olay varsa hep beraber kızalım, ya da gülünecek birşey varsa hep beraber gülelim. Ama bilmeden atıp tutmayalım.

İşte sana ilk ödev Sayın güçlü. Yarından tezi yok, Haymana’nın tüm tarihi yerlerini bir güzel gezip görüyorsun, sonra “Yok burası hakikaten Haymanaymış” diye başta uğraşan didinen ortaya güzel bir video çıkaranların emeğine minikte olsa bir özürle saygılar sunuyorsun.

Daha önce de demiştim. Madem bize ver ha ödev verecek, teftiş edecek, hatta hesap soracak kadar Haymana sevdalısı, gönüllüsü, müavimisin, bir programda “Genç Bakışı” Haymana’da yapmıyorsan genç değil şaşı bakıyorsun’u anlarım ben..

Biraz da Haymana gençliğine mikrofon uzat, onların dertlerini dinle, onların iç dünyalarına, psikolojilerine yolculuk, gerekirse sorunlarının çözümüne öncülük, aracılık et. Efendim “Öğrenciler niye salonda değil, öğretmenler niye yok, gençler neden burada değilsiniz” sorularını bizzat kendilerine canlı yayında sor. Böylece tüm Türkiye sayemizde Haymana’yı bir nebze daha tanısın, bilsin. Haydin size bir ödev sayın Güçlü.

Medya dünyasına hakimsiniz. Kurtuluş Savaşı’nın Son Kalesi’nin reklamını, tanıtımını, eksikleriyle, artılarıyla, doğrusuyla, yanlışıyla biraz daha gündemde tutun. Senede bir gelmekle, senede 2 satır köşe yazısıyla “yeter” diyorsanız, o da yine sizin bileceğiniz iş.

Hakikaten Abbas Güçlü sempozyum harici Haymana’ya ne zamanları gelir. Valla merakımdan soruyorum. Mesela son yıllarda kaç defa parkında, kahvesinde oturup iki yarenlik etti. Kaç esnafa uğrayıp hali vakti ile ilgili bir çift laf etti. Kaç STO, iş insanı, köylü ya da sıradan vatandaşla Haymana’yı samimice, ön yargısız, ödevsiz, fakatsız, lakinsiz ama’sız Haymana’da konuştu. Evet kaç defa?

Sayın Güçlü Haymana ile ilgili hepimizin üzerine düşen eşek yükü sorumluluk var. Hepimizin bu memlekete en azından bir ahde vefa borcu var. Ama bunu uzaklara gidenlerin bazıları unutuveriyor nedense. Sonra bir ara döndüğünde hesap soruyor “Ne ettiniz canım Haymana’ma” diye. “Haymana’yı uzaktan sevmek aşkların en güzeli” gazelini de hep onlar okuyor nedense....

Bu arada Sakarya Meydan Muharebelerinin Sakarya’da olduğunu söyleyen Kemal Kılıçdaroğlunu da unutmadım.

Demek ki Haymana’ya gelmek yetmiyor, biraz da Haymana’yı, tarihini de bilmek gerek.

HAFTANIN SÖZÜ: Siyasetçiyi okul, hastane yaptı diye alkışlamak, size kendi paranızı veren ATM’ye teşekkür etmekle aynı şeydir.