Başkan Turgut ile yeni bir söyleşi yaptık. Söyleşinin adı “yeni” olsa da halk Başkanın yeni bir şey söylemediğini düşünüyor.
Sorduk; Kapalı pazar yeri vardı hani?
Dedi ki; Olacak inşallah.
Sorduk; Şu cezaevi meselesi?
Dedi ki; Kazma vurulacak nasipse
Sorduk; Taziye evi, yanına da camii vardı hani?
Dedi ki; Büyükşehir’e söyledik kısmetse yapacaklar.
Sorduk; İşçilerin maaşları tıkır tıkır ne zaman ödenir?
Dedi ki; O konuya hiç girmeyelim
Sorduk; Belediye borçlarından ne zaman kurtulur?
Dedi ki; Ödüyoruz ağır ağır.
İnşallah, maşallah, ya kısmet ile başlayan röportaj, aynı dilek ve temennilerle bitti. Röportajın sokaktaki insanlar arasındaki yansımasını bakalım dedik, halk “keçiboynuzu” tadını aldıklarını söyledi. Vatandaş; “Başkan konuşmuş ancak, daha önceki röportajlardan bir farkı yok, tüm söylediklerini aynen tekrar etmiş, Belediye cephesinde değişen bir şey yok yani” diyor.
Halkın görüşü bu yönde, Başkan kendi çerçevesinde, söylediklerinde ve gelecek beklentilerinde haklı olabilir. Ama sokaktaki vatandaş aynı fikirde değil. Onlar, somut adımların vakit geçmeden atılmasını bekliyor. Özellikle cezaevi konusunda “kazma vurulup, temel atılmadan inanmayız” diyorlar. Halk kendi arasında; “Adalet Bakanı Yozgatlı, Cezaevini bir sözüyle memleketine kaydırmayacağının garantisi var mı?” diye fısıldaşıyorlar.
Milli Park çok uzak geliyor herkese. Mangal Dağında ki, efendim Çal Dağında ki yapılanlar nedense insanları tatmin etmiyor. Hemen yanı başında, burnunun dibinde bir şeyler görmek istiyorlar. Ayrıca bir diğer husus var; insanlar Milli Park’ı devlet yatırımı olarak görüyor. Yapılan yollar da, yapılması bir ihtimal cezaevi de öyle. Hem diyorlar ki, “devletin yaptıklarına da pek güvenmeyelim”. Şak diye yarı yolda kalabiliyor. Bakın öğrenci yurdu, işte orada yeni TMO. Devlet “yapıyorum” dedi ama, yarı yolda bırakma ya da uzattıkça uzatma ihtimali de var. Ara ki muhatap bulup derdini anlatasın.
Halk tüm saflığı ile tekrar soruyor; “Devlet bunları yaptı veya yapıyor, ya da ne bileyim yapacak. İyi de arkadaş belediye ne yapıyor? Büyükşehir’in yaptıklarını da bir kenara ayırırsanız, Haymana Belediyesinin icraatları ve eserleri nerede?”
Kaplıca Suyunun Dünya’nın en iyisi olarak tescillenmesi, çok önemli bir olay. Ancak yine sokağa inip sorarsanız, ekmeğinden suyundan anında faydalanmadığı şeyi pek ciddiye almıyorlar. “Eskiden de dünya ikincisiydik, bunun ne faydasını gördük? Bir basamak atlamakla hayatımızda ne değişecek sanki” diye sokurdanmalar var.
Kısacası halk, otopark keşmekeşini, mahallelerde ki parkları, sokak köpekleri meselesini, kışın kapanan mahalle arası yolları, hamamlardaki sıkıntıları, şirket işçilerini, sokaklardaki temizlik sorununu, Ankara ulaşım sorunundaki sıkıntıları falan sorup; “Onlardan ne haber?” diyor. Halkın görüşü bu yönde ve hal ve gidişattan pek memnun gibi gelmedi bana. Benden söylemesi…
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
“Kadir Gecesi iftarında onlarca kişi yemek yiyemeden ayrıldı, ancak yemek dağıtmakla görevli bazıları herkesten önce tıka basa yiyorlardı” diye isyan ediyor, yiyemeyenler, evine aç gidenler. “Bunu da yaz gazeteci” dediler. Yazdık, elçiye zeval olmaz.
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
HAFTANIN HABERİ: Komşusunun ısmarladığı beleş 1 kilo tulumba tatlısının hepsini yiyip, üzerine 2 kilo da su içen S.D (56) çatlamak üzere iken son anda gazı alınarak kurtarıldı.
NOT: Onurlu, gururlu, erdemli, demokrat tüm insanların Ramazan Bayramını kutlarım. SAYGILARIMLA